Herkese Bir Amerika...

Gelişme şansı olmayan ülkelerin kaderidir. Hepsine bir stratejik ortak tayin edilir, onunla beraber sanal bir alemde yaşar ve geliştiklerini zannederler. Renkli ve bol kanallı televizyon, ithal arabalar ve turistik geziler. Aslında bu el parasıyla evlenmeye benzer. Günü gelince hepsi yok olur gider.

Türkiye’de böyle sanal bir ortamda yaşıyor. Son kriz inşallah biraz aklımızı başımıza getirmiştir de gereken tedbirleri alır, ağustos böceğinin durumuna düşmeyiz. Gerçi Ağustos böceği hikayesinin bile farklı versiyonları çıktı ya. İnşallah o başka bir yazıya konu olacak.

İş hayatına yeni atıldığınızda babadan çok bir şey kalmadı ise veya hovardaca harcanmış ve bitmiş ise mutlaka bir destek gerekir. Sıkışınca koşacak bir stratejik ortak. Devletlerin de kaderi böyle. Devletlerde küreselleşen dünyada sıkışınca bir dost ararlar ve ne gariptir ki o her zaman hazırdır. Size yardım eder, destek olur, para gelir ama günü gelince de en olmadık anda gerekeni ister. Tıpkı şimdiki gibi.

Bundan uzun olmayan bir zaman önce seçim sonuçları, klasikleşen iktidar kadrolarının stratejik ortak sıkıntısından kaynaklanan yalnızlığının çözüldüğünü ve ülkede yeni bir iktidar ve yeni abilerin türediğini gösterdi. Bu abiler ABD ve AB. Siz ikisi arasındaki farkın tek bir harf olduğunu sanmayın. Onlardan ikincisinin adı Hans’tır. Kaçan ona yakalanır. Hatta büyük abinin ona doğru sizi ittiği de hikayelerde anlatılmakta ve böyle bilinmektedir.

İktidara gelen yeni kadro kendilerini bando ve mızıka takımlarıyla karşılayanlar karşısında önce bir afalladı. İzzet ikram gani. Yahu biz ne imişiz de bilememişiz, dolduruşundan sonra baktılar ki her kaynak emirlerine tahsis edilmiş. Gömleklerini çıkarıp yeni iş elbiselerini giyerek çalışmaya başladılar. Büyük abi başkanı emre amade. Bizimkileri kapıda karşılamalar, daha seçilmeden sanki devlet başkanı imiş gibi pohpohlamalardan sonra olan oldu. Bizimkiler ekonominin pek iç açıcı olmadığını biraz nakit sıkıntısının olduğunu söyleyince o da ne. Dünya bankası ve İMF para yağdırmaya başladı. İşte itibar bu idi. Bizden öncekilerin kırk yılda yapamadığını bir günde yaptık, onlarda kim oluyor diyerek parayı cüzdana koyup hemen başladılar dağıtmaya. Borç bini aşınca tavuk eti yenirmiş, bizimkiler gelenlere hindi (turkey) ikram ettiler. Ülkede bütün vatandaşlarda parmaklarını ısırdı. Yahu madem böyle olabiliyormuş, demek ki öncekiler çok beceriksiz. Bunların alternatifi yok. Gene bunlara oy verelim diye başladılar bağırmaya. Gerçekten de o sene kişi başına düşen nafaka şimdiye kadar görülmeyen oranda arttı. Herkes mutlu oldu, herkes zengin.

İki yılın sarhoşluğu tam geçmeden üçüncü yıl geldi. İlk yıllarda daha öncekilerin kırk yılda getirdiğinden fazla ısıtılmış ama soğuyunca taş gibi mideye oturan para gelmişti. Biraz daha gelse ne olurdu sanki. Aldığın sattığının iki katına ulaşmıştı ne gam. Halk mutlu ve gelecekten umutlu değil miydi? Paranın rengi ve vatanı olur muydu? Borcu karşılayamazsak “babalar gibi” kalanı satar yiyemez miydik? Öyle de oldu. Olaylara baş bakan olmakla övünenler vatansever olmayı satansever olmaya tercih edince sonuç bütün kazanımları satmak oldu. Öncekilerin karınca misali biriktirdiğini, ağustos böceği gibi harcamak kolayda gelmişti.

Şarkıların dediği gibi şimdi artık sonbahar. Yıllarca omuz verenler artık bir şeyler istiyor. Bu tıpkı size sürekli olarak destek olan birinin telefonuna benziyor. Benim şoför rahatsız. İstanbul’a gideceğim. “Beni götürür müsün?” deyince bunca yılın desteği ve hatırı yani pardon parası var. Farklı bir şey söyleyemez ve iki eliniz kanda da olsa İstanbul’a gidersiniz.

Şimdi büyük stratejik ortak komşuya girmek, bahçesini talan etmek istiyor. Siz buna nasıl karşı çıkacaksınız? Yılların desteği ve yüz milyar dolarlara ulaşan borç stoku bir yanda, donunuzun lastiğini bile vermekle övünenler bir yanda, diğer yanda da yetmiş milyonun tepkisi. Hafif bir itirazın faturasını bütün ülke ödüyor. En güvendiğiniz konu olan ekonominin bir hiç olduğu ortaya çıktı. Dış piyasalar avunmasından vazgeçin. İşler iyi giderken siz yapıyordunuz da şimdi mi dış piyasalar edebiyatı başladı.

Karar sizin. Bu karar sizin iktidar sürenizi hatta yüce divan geleceğinizi bile etkileyecek bir karardır. Verirken dikkatli olun. Herkesin bir Amerika’sı vardır, ama ödenecek bedele dikkat.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.