Hani 'türbanlı' sayısı azalmıştı?
AK Parti iktidarında başörtülü sayısı azalmıştı ne oldu da 'türbanlı' sayısı arttı?
Özlem Albayrak-Yeni Şafak
Sıradaki şarkı türbanlılara gidiyor: Dillerde nağme adın
Tevekkeli değil, Tarhan Erdem Neşe Düzel'e verdiği röportajda (10 Eylül 2007-Radikal) “Üniversitelerde başörtüsü serbest kalırsa türbansız öğrenci kalmaz. Son zamanlarda duyduklarım arttığı yönünde” diyordu. Meğer o röportajın gerçekleştirildiği günlerde, Erdem'in yönetimindeki Konda, 'Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban' araştırması yapıyormuş. Meğer sadece 'duyumdan' ibaret değilmiş Tarhan'ın endişelerinin menşei, meğerse bilimden de delilliymiş.
8-9 Eylül 2007'de yapılan araştırma, dün itibariyle Milliyet'te yayınlanmaya başladı. Tarhan Erdem'in adaletli, akılcı, itimat telkin eden değerlendirme yazısındaki; “Başı açık olan yüzde 30'un dışında kalanların tamamını, batılılaşma karşıtı kabul edemeyiz. Başını örtenlerin büyük çoğunluğunun teknolojide, bilimde, hukukta, siyasal rejimde yüzlerinin batıya dönük olduğu yadsınamaz. Ne bu taraftakiler cumhuriyeti yıkmak istemekte, ne de öbürleri kültürel değerlerin yokolmasına çaba göstermektedirler” şeklindeki ifadeleriyle...
Erdem'in yazısını, Radikal röportajındaki endişeli haliyle kıyasladığımızda, “Hocam madem örtülülerin cumhuriyeti yıkma gibi bir derdi olmadığını teslim ediyorsunuz, o halde sizin gibi saygıdeğer bir bilim adamının ağzından, yasağın derinleşmesine yarayacak 'üniversitelerde açık kalmaz' sözünün çıkmasını neye bağlayalım, kimlere şikayet edelim?” diye sorma hakkımız da otomatikman doğar herhalde. Pekala, sorduk kabul edelim, yola devam edelim.
Araştırma gazetenin sürmanşetinde, dokuz sütuna iki satır abartısında “Türbanlı sayısı 4'e katlandı” başlığıyla anonslanmış. Memleketin tamamı örtüye bürünmüş gibi geliyor kulağa değil mi? Yok ama, öyle değil. Rakamlara göre; Türkiye'deki örtünme oranı 2003 yılına göre sadece yüzde 5 artmış, 4 kat olansa, örtülüler arasında başörtüsünü değil, türbanı tercih edenlerin oranıymış.
Gazetenin haberi sunuş biçiminden sadır olan 'örtünenler çoğaldı' yargısı, pek doğru değil yani. Çok değil çünkü, daha bir yıl önce, Kasım 2006'da, TESEV'in Hürriyet'te yayınlanan araştırması; başörtülüsüyle türbanlısıyla örtülülerde; 1999'dan 2006'ya, yüzde 73'ten-63'e olmak üzere 10 puanlık bir gerileme olduğunu göstermişti. AK Parti iktidarında başörtülülerde çoğalma değil azalma vardı yani.
Hatırlıyorum; sevinenler çıkmıştı da.. Kimse kalkıp bu kadınların 28 Şubat yasaklarından, bir sorunun pasif öznesi olmaktan, 'öteki'liğin hiç de konforlu olmayan ikametinden, iki ateş arasında kalmış olmaktan dolayı bir bezginliğe düçar olmuş ve “açılmış” olabileceklerini yazmaya gönül indirmemişti. Konda'nın 2003 yılında yüzde 64.3 olarak tespit ettiği 'örtülü kadın' oranı, TESEV'in 3 yıl sonra 2006 yılında yaptığı araştırmayla -sapmayı ekleyin- neredeyse eşit çıkmıştı; yüzde 63. Eeee bu yüzde 5'lik artış son bir yılda olduysa, bunda askerden medet umanların, Cumhuriyet mitingleri düzenleyenlerin, ağzından köpükler saçarak başörtüsü düşmanlığı yapanların hiç mi payı yoktu mesela?
Bırakın pay çıkarmayı, bugünden itibaren yüzde 5'lik artıştan dolayı, inanılmaz telaşlı, korkmuş yazılar okuyacağınıza yemin bile edebilirim ben. Totaliter evhamlarına, faşist batıl inançlarına irtifa temin eden bir referans arayanlarca “Bak gördünüz mü?” demek için bulunmaz nimet çünkü bu araştırma.
Oysa bu rakamların 'korkutucu' bir yanı yok. Çünkü araştırmaları baz alacaksak, TESEV'e göre, '99'da kadınlar yüzde 73 oranında örtülüydü, bugün Milliyet'teki rakamlara göre ise, örtülü kadınların toplamı sadece yüzde 69.4'e tekabül ediyor. 1999'dakinden daha bile az. Yani neymiş; bu örtünme-açılma meselesinin ne “Cumhuriyet elden gidiyor” paranoyalarına sebep teşkil etmesi gerekirmiş; ne de spotta ısrarla belirtildiği gibi “AK Parti yönetiminde geçen yıllar”la bir ilgisi varmış.
Araştırmada 'eksantrik görünen' tek veri olarak türbandaki “4 kat” artış da niceliksel değil, niteliksel bir değişimi ifade ediyor. 4 kat olan örtünmedeki artış değil anlayacağınız; örtülüler arasında türbana meylediş oranı 4 katına çıkmış. Başörtüsü yerine türbanı tercih edenler, ilkokul düzeyindekilerde yüzde 11 artmış, ortaokul seviyesindekiler yüzde 18.5 çoğalmış, lise mezunları arasında yüzde 15 ve üniversite düzeyinde de yüzde 9 oranında yükselmiş. Anlayacağınız, 'türban' artık sadece üniversite kapısında bekleşen kızlara ait bir şey olmaktan çıkmış, tüm örtülü kadınlarda bir 'tercih' haline gelmiş. Korelasyon uyarınca; başörtüsü kullanmada ise, tüm gruplarda düşüş sözkonusu. Peki bunu hayra mı, şerre mi yormalıyız? Sebep şıkları bence şunlar;
1- Bu toplum yasaklandıkça, karşıt tepki geliştiriyor. Yani üst-elit “benim anneannem de örtülüydü” tanımındaki geleneksel örtüyü 'tehdit' saymayıp, 'türban'ı tehlikeli ilan ettikçe, türban çoğalıyor.
2- “Baş örtülüyken de zarif ve modern görünme”nin tek formülü olan türban eğitimli-eğitimsiz bütün örtülüler arasında 'kanıksanmış', üniversite kapısındaki kızlara ait bir örtünme stili olmaktan çıkmıştır. Bu yönelimi, 'türban'ın siyasi kadroların eşleri sayesinde görünür hale gelmesi, hızlandırmış olabilir.
3-Türbana olan ilgi, Cumhuriyet'in, “sen de 10 yıl, ben diyeyim 5 yıl içinde” yıkılacağının delilidir.
Sebep hangisidir, bilemeyeceğim. Bildiğim, araştırmadan anladığım, kadınlar arasındaki örtünmenin; iki farklı araştırma şirketinin 2003 ve 2006'daki ortalamasının (yüzde 63-64) son 1 yılda yüzde 5 oranında üstüne çıkmış olmasına karşın, 1999 rakamlarının (yüzde 73) hâlâ altında olduğu. Ve bir de örtülülerin, gelenekselden vazgeçerek, modern olan türbana meylettiği.
Bu iyi midir, kötü müdür? Tehdit midir, değil midir? Sisteme karşı bir kalkışma mıdır, kadınsı bir 'iyi görünme' endişesiyle mi ilişkilidir? Sözü laik-kemalist-cumhuriyetçi takıma bırakıyor, 'Görün bakın, ne inciler okuyacaksınız' diyorum, efendim.