Hamile Savunma Bakanı olamaz mı?

Hamile Savunma Bakanı olamaz mı?

İspanya, hamile kadını Savunma Bakanı yaptı, biz G. Kurmay'ı bile tartışamıyoruz.

Derya Sazak / Milliyet

 

Dikkat, bakan hamile!

 

İspanya tarihinin ilk kadın Savunma Bakanı Carme Chacon'u, “karnı burnunda” askeri birlik denetlerken gösteren haber televizyon başındakiler için hayli sempati uyandırıcıydı.

Yedi aylık hamile bakan, İspanya Kralı Juan Carlos ve Kraliçe Sofia'nın huzurunda yemin ederek göreve başladı.

 

Başbakan Zapatero'nun seçimi ikinci kez kazanması üzerine kurulan “sol” kabinede 17 bakanlığın 9'unda kadınlar görev yapacak. Eşitlik Bakanlığı'na atanan en genç hükümet üyesi Bibiana Aido 31 yaşında.

 

Türkiye gibi uygun sosyoekonomik şartlara karşın sosyal demokrasinin kendisine bir türlü yeni siyaset alanı açamadığı ve lider kadroların “muhalefette yaşlandığı” bir ülkede, İspanya'da solun “kadınlar ve gençler”e yaslanarak ikinci kez seçim kazanması örnek bir deneyimdir.

İspanya, bizim politbüroların, “Orası Avrupa, kadınlar toplum hayatında ve siyasette zaten ön plandalar” diye geçiştirecekleri İsveç, Norveç gibi kuzey ülkesi de değil. 1970'lerin “Franco rejimi”nden geliyorlar. Faşizmle yönetildikleri yıllar boyunca Batı'dan dışlandıktan sonra demokrasiye geçtiler. AB üyesi oldular. Bu süreçte 1981 darbeyi önleyen Kral Carlos'un büyük payı var.

 

Kral'ın önünde yemin eden hamile Savunma Bakanı fotoğrafı, 1980'lere dek demokrasiye geçiş sancıları çeken, cuntalarla sarsılan, etnik ve bölgesel sorunlarla, terörle boğuşan İspanya demokrasisinin geldiği aşamayı gösteriyor.

Tarihe “23 Şubat darbesi” diye geçen Albay Tejero komutasındaki 20 kadar jandarmanın parlamento baskını Şarlo'nun “diktatör” filmini aratmayacak komiklikteydi. Ancak Kral, Genelkurmay'ı anayasal düzene yönelik girişimi bastırmaya çağırarak bu komediye son verdi. Darbeci generaller tutuklandılar!

Madrid ve Barcelona'da milyonlarca kişi “özgürlük ve demokrasi” mitingi yaptılar.

El Pais gibi ülkenin saygın gazeteleri darbeye “hayır” dediler.

İspanya bu sancılı dönemi, AB'ye tam üye olarak tamamladı.

 

Geçiş sürecinde Suarez liderliğindeki merkez sağın “reformlar”ı hayata geçirmesi ve sol muhalefet Gonzalez'in iktidara verdiği destek büyük rol oynamıştır.

İspanya, 1978 Anayasası'nın kazanımları ve klasik sağ-sol siyasetlerle ilerliyor.

Zapatero liderliğindeki sol 2008 Mart'ında ikinci seçimini de kazandı.

Türkiye'nin şanssızlığı, Barroso'nun ziyareti nedeniyle yazdığımız gibi, Portekiz, İspanya ve Yunanistan askeri rejimlerden demokrasiye geçerken, 12 Eylül 1980'de darbeye sürüklenmiş olmasıdır. Doğu Avrupa ülkelerinden önce AB üyesi olabilirdik.

Bugün hâlâ darbelerden konuşuyor olmamız ise talihsizliktir!