Halkın DNA'sıyla oynanıyor!

Halkın DNA'sıyla oynanıyor!

Konya’da bir alışveriş merkezi açılışında Türk örf ve adetlerine yakışmayan görüntülerin ortaya çıktığını söyleyen Saadet Partisi Konya İl Başkanı Saydam, “Nereden nereye geldik. İnsanlar birbirini ezdi. Bu milletin DNA'sı ile oynandı" dedi.

Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Ocak Ayı İl Divan Toplantısı, parti il binasında yoğun katılım ile gerçekleştirildi. Divan Toplantısına; Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam'ın yanı sıra; il başkan yardımcıları, ilçe başkanları, MİLKO Konya temsilcileri ile çok sayıda partili katıldı. Başkan Saydam, “Öncelikle bir önceki gün meydana gelen depremde Elazığ başta olmak üzere bölgede hisseden tüm il ve ilçe vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet yaralı kardeşlerimize de Allah’tan acil şifalar diliyorum. Allah beterinden esirgesin. Allah tüm milletimizi afatından korusun” diyerek konuşmasına başladı. 

SANAL BİR RAHATLIK DÖNEMİ YAŞADIK 

Toplum olarak her yönüyle Türkiye'nin ağır bir travma yaşadığını aktaran Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, şunları kaydetti: “Biliyorsunuz 1999-2001 yılları arasında ekonomik olarak bir sıkıntı yaşandı. Ardından Ak Parti kurtarıcı olarak ülkenin başına geldi. Ancak bu gelişle sanal olduğu şimdi anlaşılan ekonomide bir rahatlama dönemi yaşadık. Herkes zannetti ki bu rahatlama Ak Partinin ekonomi politikasından, ekonomiyi iyi yönettiğinden kaynaklanıyor. Halbuki bunun böyle olmadığını, sanal bir rahatlık dönemi olduğunu o gün de ifade etmiştik. Bu rahatlatmanın iktidarın ekonomi politikasından değil, iyi planlanmış sonuçları sonra ortaya çıkacak bir sömürü düzeninden kaynaklandığından bahsetmiştik ama kimseye dinletemedik. O zamanlar da 'devleti yönetirken kaynağı nereden bulacaksınız?' sorusunu yine ilk olarak biz sormuştuk. Tabi ki kaynak yabancı sermayeden alınan borçtu. Türkiye 2007 ye kadar yüksek faizlerle borçlanılan bir dönem yaşadı. 2008 de dünyanın sırtına sarılan 'küresel kriz' denilen bir dönem başladı ve ucuz faizli bolca para tüm dünyaya boca edildi. 2008'den 2013'e kadar kriz bizi teğet geçti. Fakat 2013 yılı sonuna doğru gelindiğinde aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyordu ve bugün yaşadığımız ekonomik kriz bağıra bağıra geldi. O dönemde alınan bu gereğinden fazla borcu; hükümet, belediyeler ve millet olarak hepimiz israfa ve tüketime harcadık. Yatırıma dönüştürmedik. Sanayiye ve teknolojiye; yani üretime harcamadık. Kolay para fertlerin, kurumların, toplumun ve dolayısıyla topyekûn hepimizin dengesini bozmuş oldu.” 

2-332.jpg

YETER ARTIK HERŞEYE ZAM GELİYOR 

17 yıllık iktidarın attığı yanlış adımların ağır sonuçlarını tüm Türkiye'nin yaşadığını ifade eden Saydam, “Onlar yine kat be kat zengin oldular. Millet olarak bizler de fakirleştik. Bu semiren ve zenginleyenlerin medyası eliyle yanıldık ve yanıltıldık” dedi. Elektrikten suya, doğalgazdan temel ihtiyaçlara kadar hayatımızı kapsayan her şeye zam geldiğini dile getiren Saydam, “Ürettiğimiz ciddi bir ürünün olmaması, ilaçtan gıdaya, teknolojik ürünlerden hammaddeye, otomotivden petrol ürünlerine varıncaya kadar hemen hemen her şeye zam geldi. Hatta önceden ürettiğimiz kendi kendimize yeten tarım ve hayvan ürünlerinin bile dışarıdan ithal edilmesi, az önce bahsettiğimiz dışarıdan alınan borçlarının ödemesinin gelmesi ve faizlerinin bütçede ciddi bir yer tutması, israf, savurganlık, şatafat, yatırımda plansızlık, hepsi bugün yaşadığımız travmanın, çektiğimiz sıkıntıların alt yapısını oluşturuyor. Bugün yüksek gelen faturaların içinde 'itibardan tasarruf olmazın' bedeli var. Bugün ödediğimiz vergilerin, harçların, cezaların içinde plansızlığın, geçmişte alınan borçların faizi var. Bugün fahiş şekilde zamlanan faturaların içinde israf var, savurganlık var. Bunlar var. Ama bu böyle gitmez, gidemez. Biz bu yanlışa razı olamayız bu mümkün değil. Mutlaka bu işin bir çaresi de var, çözümü de var. Bu işin çözümü de çaresi de işte burasıdır, Saadet Partisidir” şeklinde konuştu. 

ŞEHİR HASTANESİ KONYA İÇİN ACİL DEĞİL! 

Şehirde yakın zamanda hastalanmayan Konyalının kalmadığını aktaran Saydam, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şehir olarak yoğun bir gribal enfeksiyon geçirdik. Hal böyle olunca hastalık ve hastane meselesini de şehrimizin gündemine almak gerekir. Biliyorsunuz yapılmakta olan bir şehir hastanemiz var. Bu Şehir Hastanesi ile ilgili son zamanlarda 2-3 sefer açıklama yapıldı. İlk önce İl Sağlık Müdürümüz Kasım Ayı idi zannedersem bir açıklama yaptı. Nisan 2020 de açıyoruz dedi. Ardından Sağlık Bakanı Konya ziyaretinde bir açıklama yaptı. 2020 yılının ortalarına doğru açacağız dedi. Sonra geçtiğimiz günlerde İl Sağlık Müdürümüz tekrar bir açıklama yapma ihtiyacı duyarak inşallah 2020 yılında açacağız dedi. Bu şu anlama geliyor. 2021’e bırakmayacağız inşallah diyor. Burada bizi ilgilendiren kısmı sanki hastanesizlikten kırılıyormuşuz, Konyalılar olarak yoğun bir şekilde bu hastaneyi bekliyormuşuz gibi bir hava oluşturuluyor. Meşhur bir duamız var Allah yokluğunu göstermesin, kimseyi de oraya düşürmesin. Şehir Hastanesi Konya’nın çok acil ihtiyacı değil. Mevcutları şu an için Konya'nın ihtiyacını görüyor. Konya yaklaşık 1 ay 45 gündür sebebi ve adı gizli tutulan ağır bir enfeksiyonla mücadele ediyor. Herkes hasta. Hastaneler, aciller, poliklinikler hasta dolu. Bize lazım olan hastane değil şifahanedir. Bu şehrin her şeyden önce asıl ihtiyacı şifadır şifa. Şifa bulmakla ilgili bir çözümünüz var mı? Bundan bahsedin. Bu hiç gündemlerinde yok. Bu kadar insan önü alınamaz bir şekilde niye hastalanıyor hiç düşünüyor musunuz? Yok. Bir pişkinlik söz konusu.” 

HAVA KİRLİLİĞİ VE KÖTÜ KOKU BU ŞEHRİN SORUNUDUR 

Konya'da ciddi bir hava kirliliği sorunu olduğunun da altını çizen Saydam, “Yaz kış rahatsız eden kötü kokular var. Bunlara bir çare bulmanız gerekmez mi? Kim önlem alacak? Koruyucu hekimlik noktasında bir çalışmanız, vatandaşı olası hastalıklardan korumaya yönelik çabanız var mı? Biz göremiyoruz. Bu böyle giderse biz Avrupa’nın tıbbi olarak pazarı durumuna geliriz. Geldik de zaten. Eğer önlem alınmazsa daha büyük daha çok hastane yapmak zorunda kalırsınız. Öyle bir garip durum var ki siz hastane yaptıkça hastalık çoğalıyor. Hastalanan çoğalıyor. Sadece gıda da değil, ilaçta da güvenliğimiz yok, yapılan aşılarda da güvenliğimiz yok. Geçen gün bir okulun önünde aşı aracı gördüm. Üzerinde Avrupa Birliği hibesidir yazıyordu ve Avrupa Birliği Bayrakları vardı. Artık aracı mı Avrupa Birliği verdi yoksa Aşıları mı Avrupa verdi bilemiyorum. Her yönüyle bizim ülkemiz üzerinde türlü entrika çeviren, ülkemiz üzerinde emelleri planları olan bir yapıya nasıl güveniriz? Bizim neslimiz, geleceğimiz üzerinde hayati bir öneme haiz bir meselede nasıl bu kadar rahat olunabiliyor anlamıyorum? Bu normal değil. Herhalde akıl tutulması var” dedi. 

KONUT SATMAK İÇİN HELALE KARŞI FETVA VERDİLER 

Birçok kavramın içinin boşaltıldığını vurgulayan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, “Başörtüsü meselemiz vardı, moda argümanı oldu, adı Milli olan eğitimimizin hali ortada; dindar nesil yetiştireceklerdi, deist, ateist bir nesil yetişmeye başladı, aile kurumumuz bozguna uğradı, eşler arasında güven kalmadı, aile bağları koptu, annesine babasına kötülük yapabilen, karşı gelen bir nesille karşı karşıyayız” şeklinde konuştu. İstanbul Sözleşmesi'nin aileyi dağıtan, ahlaksızlığı koruyan, eşcinselliği, nikâhsız yaşamayı özendiren, İslam’la, dinimizle örfümüzle-adetimizle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir yasa olduğunu belirten Başkan Saydam, şu cümlelerle konuşmasını noktaladı: “TOKİ vasıtası ile yaptıkları konutları satabilmek için fetva üretip altyapı oluşturuluyor. İşte Konya’mız da geçen hafta bir alışveriş merkezi açılışında hepimizin de malumu görüntüler. Hiç de bize yakışmayan Türk örf ve adetlerine yakışmayan görüntüler. Biz ki geçmişte ecdadımız birbirine ikram etmek için siftah ettiği zaman diğer komşusuna müşteri gönderen bir toplumduk. Şimdi daha fazla kazanabilmek için birbirini ezen bir toplum haline geldik. Yani milletimizin asli kodları ile DNA’sı ile oynanıyor. Ama şunu bilin. Her kim yapıyorsa, arkasında kim varsa bilin ki Allah’ın dinini bozamayacaksınız. Çünkü o din ki bizzat Allah tarafından korumaya alınmıştır. Ve bizler de Allah rızası için bunun yeryüzündeki bekçileri olmaya devam edeceğiz. Bozamayacaksınız. Başaramayacaksınız.” 

Kaynak:HABER MERKEZİ

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum