Halk şiirinin en güzel aşk şiirleri / 3

Halk şiirinin en güzel aşk şiirleri / 3

Sonu hüsranla biten bir aşk hikayesidir Kerem ile Aslı. Kerem Isfahan padişahının oğludur, Asla ise padişahın vezirinin kızıdır.

Zeki Oğuz

 

Köylerde kitap satışı yapan eski çerçilerin en çok sattıkları kitaplardan biri de Kerem ile Aslı kitaplarıydı.Özellikle gençler tercih ederlerdi böyle kitapları.

Sonu hüsranla biten bir aşk hikayesidir Kerem ile Aslı. Kerem Isfahan padişahının oğludur, Asla ise padişahın vezirinin kızıdır. Kerem Aslı’ya aşık olur ama Aslı’nın babası Kerem’e kızını vermek istemez. Bir gün göçünü göçmenini toparlayıp yurdunu terk eder.Padişahın zor kullanıp kızını almasından korkmaktadır.

 

Onlar kaçar Kerem kovalar, bir gün kavuşurlar ama hiçte mutlu bitmez bu aşkın sonu.Bu kaçıp kovalamaca arasında yanış aşk şiirleri söyler Kerem.

İşte onlardan biri:

“Keşiş bahçesinde bir güzel gördüm,

Aklımı başımdan aldı ne çare ?

Taramış zülfünü,dökmüş yüzüne,

Serimi sevdaya saldı ne çare ?

 

Ben de bildim bu kız keşiş kızıdır

Seherde göğe çıkmış tan yıldızıdır.

Darılmış o güzel,bana küsmüştür,

Halimden bilmezsin ama ne çare ?

 

Dertli Kerem eder firkatim kati,

Keskindir kılıcı,yürüktür atı.

Ol  İsevi ben Muhammed ümmeti,

Hak dinine dönmez ise ne çare?”

 

Şiirden de anlaşılacağı gibi  keşişin kızı Aslı’yı Kerem’e vermemesinin nedeni  din ayrılığıdır ve keşiş bu konuda çok katıdır.Kızının Kerem’e sevgisi ve düşkünlüğü onun hiç umurunda değildir.

Başka bir şiirinde şöyle yakınır dertli Kerem:

“Hey ağalar nice olur

Hali yardan ayrılanın

Varır bir engine düşer

Yolu yardan ayrılanın

 

Dertli Kerem gelir derler

Gelir burada kalır derler

Söylemeden ölür derler

Dili yardan ayrılanın.

Bir başka yakınması şöyle biter aşık Kerem’in .

“Yoluna koymuşum canı

Didemden akıttım kanı

Kerem sevdi Aslı Han’ı

Ben dönerim gönül dönmez.”

Ahmet Şükrü Esen ünlü folklör derlemecilerimizden biridir.Bu derlemelerinin bir bölümü 1986 yılında “Anadolu Türküleri” adıyla İş Bankası tarafından yayınlandı.Esen bu derlemesinde bazı Konya türkülerine de yer verir.İşte onlardan biri.

“Ayağına giyer Konya mesini

Benden esirgiyor gül memesini

Bana nisbet eğdiriyor fesini

 

Ak göbek üstünde gül ile nergis

Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz

 

Türküde de görüleceği gibi bu türküleri yakan insanlarımızın kendilerine büyük bir özgüvenleri vardır ve sansürcü bir kafayla bakmazlar olaya.Doğal bir şekilde ortaya koyarlar cinselliğin de aşkın bir parçası olduğunu.

Yunus Emre ilahi bir aşkın vurgunudur ve cümle şiirlerinde bunu duyurur.

 

Değerli yazar, araştırmacı Öner Yağcı şöyle der: Yunus Emre’nin şiirleri için: “Şiirlerinde de göreceğimiz gibi aşk,sevgi,özveri,dostluk,doğruluk,kardeşlik gibi duyguları şiirleştiren Yunus Emre’nin dünyasında, insanlığın gözünü bürüyen tutkular, öfkeler, savaşlar, ikiyüzlülük, vefasızlık kesinlikle yeralmaz.”

Görelim Yunus dede içindeki ilahi aşkı nasıl paylaşmış bizimle.

“Aşkın şarabından içem

Mecnun olup dağa düşem

Sensin dünü gün endişem

Bana seni gerek seni

 

Sufilere sohbet gerek

Ahilere ahret gerek

Mecnunlara Leyla gerek

Bana seni gerek seni

…..

Yunus’durur benim adım

Gün geçtikçe artar odum

 

İki cihanda maksudum

Bana seni gerek seni.”

 

İlahi aşk içinde yanan koca Yunus bir başka şiirinde şöyle yakarır.

“Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne akilem ne divane

Gel gör beni aşk neyledi.

……

Miskin Yunus biçareyim

Baştan ayağa yareyim

Dost elinden avareyim

Gel gör beni aşk neyledi.”

Haftaya halk şiirinin üç devi ile birlikte olacağız.