'Gülen'den icazet almazsanız malınızı satamayacağım'
Eti bisküvilerinin kurucusu ve Onursal Başkanı Firuz Kanatlı ile Eskişehir'deki ofisinde Yeni Şafak'a röportaj verdi.
Eti bisküvilerinin kurucusu ve Onursal Başkanı Firuz Kanatlı ile Eskişehir'deki ofisinde Yeni Şafak'a röportaj verdi. Merak edilen pek çok konuda konuşan Kanatlı Fethullah Gülen için bakın neler söyledi?
İşte röportajın ilgili bölümü;
Fethullah Hoca'dan icazet al dediler
Makinaları kurdunuz. Piyasaya çıkışınız nasıl oldu?
Bisküviyi çıkartmaya başladık. İlk bisküvilerimiz kusurlu çıktı. Baya zor bir olaymış. 5- 6 çeşidimiz vardı. Her tavadan 3'de 2'sini kutulayabiliyorduk. Lezzeti bozulmamış olsa öğütülüp yüzde 5 oranında tekrar içine katılır. Bunlar yanık çıkıyordu, atıyorduk. İlk intiba çok önemli diye cesaret edip piyasaya veremiyorduk. Sürekli stok yapıyorduk. Diğer bisküviler 490 kuruştu, biz 470 kuruşa çıkartıyorduk ama istiyorduk ki en kaliteli bisküviyi biz yapalım.
Bir markanın bilinirliliğini sağlamak zor. Pazarlamayı nasıl yaptınız?
Bu bisküvinin hiçbir şekilde Firuz Kanatlı ile ilgisinin kurulmasını istemiyordum. İstediğimiz Eti'nin Eskişehir'e mal edilmesiydi. Hakikaten de öyle oldu. O kararımız çok faydalıydı. Başka zamanlarda toptancılar arasında da rekabet olurdu. Biri bir markayı almışsa, diğeri almazdı. Fakat Eskişehir bisküvisi diye mâl olunca hepsi aldı.
Diğer şehirlere nasıl ulaştınız?
Kendi arabalarımızla büyükşehirlere dağıtıma başladık fakat müddet sonra distribütörlüğe geçmemiz gerekti. Çünkü Ülker, daima en büyük rakibimiz oldu, bir distribütöre geçmişti, bizim de geçmemiz gerekiyordu. İstanbul'da Kadıköy tarafında büyük bir distribütör var, o bölgeyi ona verdik. Fakat baktık ki pek iyi de satamıyor. 'Sizden daha iyisini bekliyoruz' diyoruz ona. Bir gün geldi, 'Fethullah Gülen Hoca'dan icazet alamazsanız ben sizin malınızı satamayacağım. Kusura bakmayın' dedi.
Fethullah Gülen'den icazet?
Evet. 1996 yılı Ramazan'ı. Biz İstanbul'da iyi satmaya başlamıştık. 'İcazet nasıl alınıyor' dedim. 'Çırağan Sarayı'nda iftar veriyor. Oraya gidin hocayla tanışın, anlaşın. Hoca bize icazet verecek, biz de toptancılara icazet vereceğiz. Öyle bisküvinizi satabiliriz. Bunu hemen yapın' dedi. Bana tuhaf geldi ama bir gidelim bakalım dedim. Gittik. Yanıma da çok iyi tanıdığım bir kuyumcu dostum geldi oturdu. Hasbihal ettik. Hoca o akşam hastaymış gelemedi. Fakat onun İstanbul'daki temsilcisi gibi, İhsan Kalkavan Bey konuştu. Konferans verdi. Barış Manço da gelmişti. O da Rusya'da okulları gezmiş. Çok hürmet ederek konuştu. Biz de dinledik. Yemekten sonra konuşmalar devam ederken önümüze birer kağıt kondu.
Nasıl kağıtlar?
Açtık, liste var. Projeleri sıralamışlar. Bir yerde cami, bir yerde bir okul... 500 bin liraya kadar gidiyor. İstenen şu; listeden bir tanesine angaje oluyorsun. 'Ben 50 bin liralık istiyorum, ben 100 bin liralık istiyorum' diye seçip, orada taahhüdünü imzalıyorsun. Yanımdaki arkadaşla biz 'Kusura bakmayın. Biz bir düşünelim' deyip kalktık. İcazet isteyen bizim için hiç de sempatik bir adam olmadı. Ben dürüst bir şekilde ticaretimi yapıyorum. Hiç siyasete girmiyorum. Sen bana icazet vereceksin de malımı satacağım. Şimdi bilmiyorum bu hala var mı?
O engeli nasıl aştınız?
Aşamadık ki. Başka birini bulup onunla anlaştık. Çünkü adam talimat almış. Eti o zaman İstanbul'da iyi satıyordu. Eti'nin satışına mani olursak bize taahhütte bulunur hesabını yaptılar ve icazet vereceğiz yoksa satamazsınız dedirttiler bize. Bizde başkasına verdik dağıtımı. Çok şükür Allah'a yine satışımızı yaptık.
Kaynak:Yeni Şafak