'Gül olmasın'cılıkta oscar almış!

'Gül olmasın'cılıkta oscar almış!

Zaman’dan Tamer Korkmaz, Köşk sürecinde medyadaki bakış açılarını derledi ve Hürriyet’teki ‘bizim sakallı’ yazara 'Oscar Ödülü' verdi.

‘Gül olmasın’da Oscar Ödülü kimin?


Egemen Medya "Gül aday olmasın" diye müthiş kirli bir kampanyaya imza attı. "Milli İrade"nin tecelli etmesinden rahatsız olanlar gerçek dışı/ uydurma/mizansen haberlerle tezviratın kralını yaptılar. Kamuoyunu yanıltmak için adeta çırpındılar. Sonuçta yazdıklarının tam tersi gerçekleşti. Demek ki, Türkiye'nin medyası okuyucularının temel meselelerde ne olduğunu algılaması açısından "sağlıklı" bir ölçüdür: Nasıl mı? Tersinden bir ölçü!


Medyada yer alan seçmece "karikatürleri" ibret olsun diye tarihe not düşmeliyiz: 21 Haziran'daki manşetinde "Gül artık aday değil" cümlesi okunan Vatan gazetesi, sekiz gün önce de "Gül'ün çekilme ihtimali yüzde 51" manşetiyle çıkmıştı. Gazetenin iddialı forveti Mehmet Tezkan 11 Temmuz'da büyük bir isabetle "Başbakan çark etti. Gül'ün Köşk'e çıkma hayali suya düştü" diye yazmıştı!


Hakkını yemeyelim: Bu daldaki "Oscar Ödülü" Hürriyet yazarı Ahmet Hakan'a ait: 25 Haziran'da "Abdullah Gül Düşerken" ile başlattığı topçu atışını; 11 Temmuz'da "Abdullah Gül Çizildi, Mehmet Sağlam Geldi" başlıklı "müjdeli haber"le devam ettirmişti...


Aynı yazar seçimden hemen sonra "Vicdanım Gül Köşk'e Çıkmalı" diye yazmış; ancak yeniden Hürriyet Hava Kuvvetleri'ne ait bombardıman uçaklarından birinin pilotu olduğunu "Gül'den Kale Düştü" başlıklı yazısıyla (9 Ağustos) göstermişti!


Bir de "Dolmabahçe Zirvesi" hakkında tezvirat yapanlar kategorisi var: Bazı internet sitelerinden kimi laikçi yazarlara kadar "bir kısım güdüleyici medya" mensubu, Büyükanıt'ın o zirvede Gül'ü istemediğini iddia ederek tümüyle uydurma yayınlar yaptılar. Erdoğan'ın orada Büyükanıt'a "Gül'ü Çankaya'ya çıkarmayacağım" dediği yalanını zerre kadar utanmadan yazabildiler. Sonuçta ne oldu? "Fason mal satan işportacılar" Gül'ün adaylığı ile birlikte tezgâhı toplayıp görünmeden sıvıştılar...


Bu arada, hem Dolmabahçe Zirvesi'ni hem de Gül'ün adaylığının ne anlama geldiğini doğru okuyamayan "aklı karışık" Cüneyt Ülsever'in zihninin Gül'ün adaylığı ile birlikte artık "berraklaştığını" tahmin ediyoruz!


Hakim Medya'daki "Eşik Bekçileri" son döneme kadar "ılımlı" buldukları Abdullah Gül'ü Çankaya adaylığından sonra birdenbire "parti militanı" yapıvermişlerdi! Onların "uzlaşma" söylemi ile Atlantik'in Öte Yanı'ndaki "Neo-Çılgınlar"ın Gül karşıtı söylemlerinin karbon kâğıdı konulmuş gibi birbirine benzemesi sadece bir tesadüftü!


FİNAL: Gül'ün adaylığı Ankara'nın "Yeni Gidişatı" ile birebir bağlantılıdır. Gül "kuşatıcı" bir Cumhurbaşkanı olacaktır. Devlet kurumları arasında mutabakatı sağlayacaktır. "Gül'le gerilim olur" diyenlerin gerilim olmasını arzu ettikleri sır değil. Türkiye'de "rejim krizi" çıkarmak isteyenlerin varlığı malum. Ortalığı karıştırmak isteyenler çıkabilecektir. Ancak "Kaybedenler"in sonuç alabilmeleri kesinlikle mümkün değildir. Türkiye için artık demokrasi dışı bir kulvara dönüş yolu kapalıdır. Tamer Korkmaz-Zaman