Gözlerinin yerine parmaklarını koyarak hayatı yakalıyor

Gözlerinin yerine parmaklarını koyarak hayatı yakalıyor

Katarakt hastalığı nedeniyle 8 yaşında gözlerini kaybeden Hatice Çelik, asla pes etmeyip parmaklarıyla dokunarak yaşama tutunuyor- Eğitim hayatına yatılı devam edip üniversiteyi bitirdikten sonra görme engelliler okulunda kendisi gibi çocuklara Türkçe öğr

İSTANBUL (AA) - HANİFE SEVİNÇ - Küçük yaşta gözlerini kaybetmesinin ardından eğitim hayatına yatılı devam edip Türkçe öğretmeni olan, şarkı söyleyen, sinemaya ve tiyatroya giden, internet ortamında görme engellilere kitap okuyup, yemek tarifi veren ve yaşam programları hazırlayan Hatice Çelik, gözlerinin yerine parmakları koyarak hayatını dolu dolu yaşıyor.

Katarakt hastalığı nedeniyle 8 yaşında gözlerini kaybeden Hatice Çelik, ilkokul ikinci sınıfın yarıyıl tatilinden sonra artık dünyaya karanlık bakmaya başladı.

Eğitim hayatına Gaziantep'teki görme engelliler okulunda üçüncü sınıftan itibaren yatılı olarak devam eden Çelik, isteği üzerine liseyi de yatılı okudu. Arkadaşlarının okuduğu kitapları dinleyip kaydederek ders çalışan ve okulundan üçüncülükle mezun olan Çelik, Konya Selçuk Üniversitesi'nde Türkçe Öğretmenliği Bölümü'nü bitirdi.

Çelik, 12 yıllık öğretmenlik hayatının 5 yılında normal çocuklara eğitim verdi. 7 yıldan beri de Veysel Vardal Görme Engelliler İlkokulu/Ortaokulu'nda görmeyen öğrencilere Türkçe öğreten Çelik, kendisinin öğrencileri için öğretmenliğin yanında iyi bir rol model olduğunu düşünüyor.

Bilgisayarı çok iyi kullanan ve görme engellilerle ilgili internet sitelerini takip eden Çelik, internetteki GESVEP platformunda 15 günde bir kadınlara yönelik programlar yapıyor. Yaşamla ilgili konuklar aldığı programında, görme engellileri bilgilendirmeye çalışıyor.

Ücretsiz platformda yemek programı, okuma dersleri ve görme engelliler için Türkçe hazırlık kursları gibi faaliyetleri bulunan Çelik, her hafta okudukları bir kitapla ilgili de fikirlerini paylaşıyor.

Yine tandem bisiklete (çift kişilik bisiklet) binerek pedal çeviren Çelik'in müziğe de ilgisi var. Lise döneminde musiki cemiyetine giden Çelik, Türk sanat müziği korosunda şarkı söylüyor.

Kardeşiyle yaşamasına rağmen evdeki her şeyini kendisi yapan Çelik'in hobileri arasında yemek yapmak da var. Marketlerdeki reyonları ezberleyerek alışverişini yapan Çelik, kıyafetlerini de kendisi alıyor.

Tüm zamanını dolu dolu geçiren Çelik, sinemaya ve tiyatroya gidiyor, arkadaşlarıyla gezmeyi seviyor, okul çıkışında hava güzelse mutlaka sahilde yürüyor.

Her zaman kabartma kitap bulamaması nedeniyle yeni çıkan kitapları internetteki kütüphanelerden takip eden Çelik, yine betimlemeli filmleri de internetten bilgisayarına indirip dinliyor.

Aynı zamanda İstanbul aşığı olan Çelik, kentin tarihi ve turistik yerlerini de gezdiğini dile getirdi. Boğaz kenarında yürümeyi, vapurla adalara gitmeyi, martılara simit atmayı da çok seviyor.

- "Öğretmenim sayesinde pes etmedim"

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Hatice Çelik, gözlerini kaybettiğinde okula gidemeyeceği için çok ağladığını belirtti.

Çelik, 8 yaşına kadar görenlerle aynı okula gittiğini aktararak, "Görüyorken dünya çok daha farklıydı. Birdenbire gözlerimi kaybettim. Okulda kabartma yazıyı gösterdiklerinde 'Böyle bir yazı olamaz, siz benimle dalga geçiyorsunuz.' dedim. Kağıt, üzerinde delikler var. Benim bildiğim kağıt üzerine mürekkeple yazılırdı. Orada yazı diye bir şey yoktu bence. İlkokul öğretmenim 2 ay içerisinde kabartma yazıyı ve okumayı öğretti. Beni hayata adapte etti. Onun sayesinde pes etmedim, mücadele ettim." dedi.

Üniversite döneminde çevresindeki tepkilerden rahatsız olduğunu, utandığını ifade eden Çelik, şunları anlattı:

"Baston kullanmadığım yıllarım kayıp benim için. Baston kullandıktan sonra birey olduğumu anladım, özgürlüğümü hissettim. Görmeyen için en önemli şeylerden biri baston, diğeri de bilgisayar. Lütfen bastonunuzu elinize alın, sokağa çıkın. Mutlaka bilgisayar kullanın. 'Bilgisayar görmeyenin gören gözü' diyorum. İstediğimi okuyabiliyorum, her konuyu araştırabiliyorum. Engelli olmak utanılacak bir şey değil. Hayatı yaşayın."

- "Çocuklar bağımsız yaşayabileceklerini görüyor"

Hatice Çelik, görme engelliler okulundaki çocukların kendileri gibi bir öğretmenleri olmasının, gelecekte nasıl yaşayabileceklerini anlamaları açısından önemli olumlu belirterek, "Öğrencilerim ileride nasıl yaşayabilecekleri hakkındaki soru işaretlerini beni tanıyarak yok ediyor. Yemeğimi yapmam, kıyafetlerimi ayırmam onlara ilginç geliyor. Çocuklar da birilerine bağımlı olmadan yaşayabileceklerini öğreniyorlar." diye konuştu.

Eve geldiğinde ışıkları açtığını, perdeleri kapattığını ifade eden Çelik, "Güneşin ışığını hissediyorum. Günün başlayıp bittiğini anlamak için ışığı görmek gerekmiyor. Dışarıdaki sesleri duyarak günün hangi saati olduğunu anlayabiliyorsunuz." dedi.

Her yıl bir hafta, 10 gün tatile gittiğini anlatan Çelik, görmeyenlere yönelik yüzme kursu olmadığı için yüzmeyi bilmediğini söyledi.

- "Rüyalarımı görmeyen olarak görüyorum"

Hatice Çelik, normal insanlar gibi rüya görmediğini vurgulayarak, şunları anlattı:

"Gözlerimi kaybettikten sonra 2-3 yıl normal insanlar gibi rüya gördüm. Sonra görmemeye başladım. Aslında rüya görüyorum. Rüyamda da görmüyor olarak görüyorum. Sesli rüyalar. Dokunuyorum, yiyorum, içiyorum, sadece görüntü görmüyorum."

Sürekli evde olunca kendisini hayattan kopmuş gibi hissettiğini dile getiren Hatice Çelik, şöyle devam etti:

"Evden çıkmak, insanlarla selamlaşmak, köpeği sevmek, bunlar insana yaşadığını, hayatın var olduğunu hissettiren şeyler. Ben de yaşamayı, insanları, doğayı seviyorum. Karamsar olarak bu hayat yaşanmaz. Görmemek çok kolay bir şey değil. İnsanlara toz pembe gelmesin. Zorluklar da yaşıyoruz. Sokakta yürürken 'Şu otobüse bineceğim.' diyorum, bana 'Şuradaki' diye tarif ediyor. Ama ben görmüyorum ki. Yolda yürürken 'düz git' diye gereksiz müdahalelerde bulunuyorlar. Belki ben sağdaki sokağa gireceğim. Görme engelliler asansörüne binmek için beni iterek geçenler oluyor. Yaşlılarımız çok duyarlı. Asansöre binerken bana yol verenler yaşlı teyzelerim, amcalarım oluyor.

İnsanlar olarak biraz duyarlı olursak, empati yaparsak bir görmeyenin daha hayatını kolaylaştırmış olacağız. Çünkü hayatı zorlaştıran insanlar. Görmeyenlerin yürüyebilmesi için kaldırımlara yapılan sarı çizgiler, seyyar satıcıların sanki alışveriş yapma yeri veya insanların muhabbet alanına dönüştü. Seyyar satıcılarla kavga etmek zorunda kalıyorum. Bunlar, insanları bilinçlendirmeyle çözülebilecek problemler."

Makyaj yapmayı sevmediğini ancak her sabah saç düzleştiricisini kullandığını belirten Çelik, normal bir kadın gibi kuaförünü de ihmal etmediğini söyledi.

- "Evlenmek için doğru insanı bulamadım"

Daha önceden evlenmeyi düşündüğünü ama yalnız olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Çelik, "Evlenmek için de insanın hayatı paylaşabileceği birisi olması gerekiyor. Henüz o insanla karşılaşmadığım için evlenmedim. Yalnızlığı da çok sevdiğim için fırsatları çok da değerlendirdiğimi de söyleyemeyeceğim. Çocukları seviyorum, anne olmak güzel bir duygudur ama şu ana kadar doğru insanı bulamadım." dedi.

Hatice Çelik, 8 yaşına kadar dünyayı gördüğü için kendisini çok şanslı hissettiğini belirterek, duygularını şöyle anlattı:

"Annemin, babamın yüzünü, denizi, gökyüzünü gördüm. Denizin mavisinin nasıl olduğunu biliyorum. Yeşil, turkuaz ve yeşil tonunu da gördüm. Denizin sonsuzluğunu da gördüm. Ben bunları o zaman televizyondan görebildim. Gezi programlarını izlerdim. Televizyonda bu sayede dünyanın birçok yerini görmüş oldum. Gökyüzünün maviliği, bulutları, ağacı, insanları, çiçeklerin renklerini görmek çok güzel şeylerdi. Ben Allah'ın sevgili kuluyum diyorum, Allah bana dünyayı önce gösterdi, sonra yok oldu. Kendimi bu yüzden şanslı hissediyorum. Hiç görmemiş bir arkadaşıma bayrak kırmızı diyorum ama o kırmızıyı isim olarak biliyor. Çocukken bütün oyunları da oynadım, koştum. Gören çocukların ve görmeyenlerin oyunlarını oynadım. İki yaşamım oldu."

Büyük şehirlerin engelliler için imkanlar sağladığını ifade eden Çelik, "Engelliye bakış açısı küçük yerlerde çok daha farklı. İstanbul'da herkes seni engelli olarak kabul ediyor. Bir şekilde yaşamına devam ediyorsun. Küçük şehirde engelliysen ailen senin yanında olmak, sana destek olmak zorunda. Yalnız sokağa çıkmamalısın, hele ki engelli bir kadınsan. 'Sana bakacak kimse, akraban yok mu?' gözüyle bakıyorlar. Normal bir insan gibi yaşayamazsın, evinde oturmalısın gibi bakılıyor." dedi.

AA

Kaynak:Haber Kaynağı