Gönül yolu bir noktada buluşur!...

Gönül yolu bir noktada buluşur!...

2005 Yılına veda edeceğimiz 31 Aralık günü, hem yöre insanımızla kucaklaşmak hem de beldemizin gururu Ebû Said Muhammet Hadimî ile selamlaşmak maksadı ile Konya’dan bir grup dost ile Hadim’e doğru yola koyulduk.

Kasım YAZICI


“Bugün yapacağın işi yarına erteleme” (Hz. Hadimî)


Hadim’de 2006’ya Merhaba…


Bir aydır yapılan ön hazırlıkları heybemizin alabildiği oranda omzumuza alarak ovanın düzünü geçtik. Eğiste Deresi’nin inişli-yokuşlu yollarından kaptanımızın maharetli direksiyon ve hız ayarları ile Kuru Dere virajını da aştıktan sonra Hıdrellez Gediği’ne vardık. Artık Hadim’in yeni yapı, beton, plastik boyalı binaları gözümüze çarpmaya başladı. Akşam ezanı henüz okunmamıştı ki ilçenin içerisinde durmadan doğruca Hadimî merhumun kabrini ziyarete gittik. O mübarek insanın koca kabristanlık içinde sade bir mezarı vardı. Bizimle birlikte ilk kez Hadim’e gelip türbeyi ziyaret eden arkadaşlar belki de daha şatafatlı bir mezar bekliyorlardı. Ancak görüldü ki kendi sade yaşantısı gibi mezarı da gösterişten uzaktı.


Kara kışın en şiddetli günleri olmasına rağmen Hadim’deki temiz hava, gündüz güneşinin de tesiri ile ılık bir ortamdaydı. Ne egzoz dumanı ne de kömür kokusu…pırıl pırıl bir havada sade bir gömlek ve ceketle üşümeden eser yok. Fatihalar gönderildikten sonra akşam namazı için Merkez Camii’ni tercih ediyoruz. Yeni yapılan şadırvan ile tuvaletler misafirlerin beğenisini kazanmıştı. Ancak abdest alırken suyun soğukluğu karşısında biraz ürperme olmuşsa da uykusu gelenlerin gözünü açtı. Akşam namazını cemaatle eda ettikten sonra hep beraber yemek salonuna geçtik. Yüksek okullu öğrencilerin de mekanı olmuş bir lokantanın (kafe deniyor) bodrum katında karnımızı doyuruyoruz. İhsan Aydoğdu dostumuzca önceden ayarlanmış yemeğin ardından lokantanın yanı başında küçücük bir çay ocağında büyük bardak çaylarımızı yudumluyoruz. Çay ocağı dahil, Hadim’deki bütün dükkanlar ve işletmelerin camlarında o akşam ilçede yapılacak Hadimî Hazretlerini anma ve Mekke’nin Fethi programını tanıtan afişler asılmış tüm yöre halkı, kendilerinin hislerine tercüman olacak o programa ayarlamışlardı. Herkesin televizyonlara esir olduğu böyle bir akşamda Kur’an aydınlığında yeni bir yıla girmeyi arzu etmesi zaten doğal olan durumdu. Ancak boyalı basın ile renkli televizyonların büyülü sesleri insanlarımızı tuzağa düşürmede çok mahir olduklarını biliyoruz. İşte bu sebeple o gece nefsinin taleplerine karşı rahmanî sese koşan bu insanları bir kez daha tebrik etmek gerekir. Program sonrası evlerine dönen herkesin “Allah sizlerden ve emeği geçenlerden razı olsun!” sözleri hâlâ kulaklarımızda.


Salondaki Manzara:


Hadim ilçe merkezini girişinde bulunan Halk Eğitimi Merkezi Salonu kapıdan itibaren Anadolu Gençlik Derneği ve Türk Bayrakları ile süslenmiş, Hz. Hadimî’nin sözleri dövizlere yazılmış, gelen konuklar kapıda görevlilerce karşılanıyor, yaşlılar ve bayanlar kendilerine ayrılmış yerlere oturtuluyor. Hazırlık ve organize mükemmel. Dışarıda kasaba ve köylerden gelen otobüsler, minibüsler ve otomobiller sıralanmış bir bayram yeri havasında herkes birbiriyle kucaklaşıyor. İçerde hoş bir seda, hafiften bir musıki. Dinleyeni o gecenin havasına katıyor. Kulisteki heyecan dorukta.


Saat on dokuzda, İstiklal Marşımız salondaki  konukların gür sesiyle okunduktan sonra İhsan Bey, Hadimliler adına kısa bir selamlama konuşması yaptı. Güzel sesli Konyalı genç hafızın Kur’ân-ı Kerim tilaveti ile başlayan program Mekke’nin Fethini anlatan ve Anadolu Gençlik Dergisi tarafından hazırlanan sinevizyon gösterisi ile salondakilerin heyecanı arttı. Prof. Ali Akmaz Bey’in gecenin önemini anlatan konuşması pür-dikkat dinlendi. Dededen alim bir ailenin çocuğu olan Ali Bey’in Hadimî ile ilgili babasından aktardığı bir rüya, orada bulunanları çok duygulandırdı. En sevgili’nin Mekke ve Medine günleri tablolar halinde sunulduktan sonra ilahiler, ezgiler canlı olarak Konyalı sanatçıların dilinden ney ve kanun sesiyle misafirlere ikram edildi. Arkasından tiyatro ekibi “Evliyanın Sillesi” adlı oyunu sergileyerek çığırdan çıkanlara iyi bir uyarı oldu. Ardından Hadim’de ilk kez bir sema gösterisi sunuldu. Belki de ömründe canlı olarak sema törenini seyretme şansına o gece erişmişlerdi. Nihayet dört saattir devam eden programın kapanışı da güzel olmalıydı. Yapılan hatim için eller duaya açıldı. Hadim Merkez Cami İmam-Hatibinin sesine salonunun içini ve dışını dolduran yüzlerce insan amin… dilekleri ile iştirak ederek fatihalar gönderildi.


Hiçbir aykırı sesin çıkmadığı salonda davetliler arasında siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, çevre kasabaların belediye başkanları ve bayanların çoğunlukta olduğu Taşkent ve Hadim’in vefalı insanları…yediden yetmişe hep orada idiler. On bir sene önce Ulvi Alacakaptan ve ekibinin oynadığı “Başkasının Ölümü” oyununu seyretmeye gelen halk için Ulvi Bey “Dört bin kişilik ilçede iki bin kişi seyirci geldi.” Diyerek bir televizyon kanalının canlı yayınında Hadim halkına teşekkür etmişti. Ben de o günleri hatırlayarak Hadim ve Taşkentlilere teşekkür ediyorum. Doğrusu bizi yanıltmadılar.Bu arada Adnan Özkafa Bey ve ekibine, Anadolu Gençlik Dergisi Hadim Temsilcisi İsmail Yeşil’e, Taşkent temsilcisi İlyas Eren’e ve geceye emek veren tüm sanatçılara ve dostlara teşekkür ederiz. Niyet sağlam, halk da sadık olunca netice de güzel oluyor.


Sevgiyle ekilen tohumlar sevgi ormanına dönüşür. Sevgi ve kardeşliğin teminatı için gönül mimarlarımızı asla unutmamalıyız. Hadimde akıp giden bir pınar var, testisini dolduranlar susuz kalmaz, inşallah. Ya, su akarken bön bön bakanların hali ne olacak? Tekrar müspet bir ifadeyle seyahatimizi noktalayalım ve bu programların her yıl tekrarını isteyelim.


Gönülden Gönül’e Giden Yollar Bir Noktada Buluşur.