Genelkurmay'ın Tavrına Tebrik
Genelkurmay, süreç içerisinde soğukkanlı. Türk demokrasisi için önemli bir tavır....
"Genelkurmay, bu süreç içerisinde çok soğukkanlı. Türk demokrasisi için çok önemli bir tavır bence. Ben zaten artık Türkiye'de bir daha askerî darbe olmayacağını düşünüyordum. Bu kanaatim 10. dalga ile birlikte tam netleşti. Artık bundan sonra Türkiye'de kimse darbe yapamaz. Çünkü darbe zeminini hazırlayan insanlar birer birer tasfiye ediliyor. Genelkurmay'ın bu süreçte hiç açıklama yapmaması, aklıselim davranması beni çok ümitlendirdi. Orduyu bu sürece dâhil etmek isteyenler olabilir, ama onların çalışmaları akim kalacak bana göre."
Ergenekon Terör Örgütü'ne yönelik operasyonlar konusunda Ancak Hürriyet'in yazar kadrosunda Hadi Uluengin gibi gazetenin yayın çizgisinden farklı düşünenler de var. Açıksözlülüğüyle tanınan Uluengin, Ergenekon kazıları sonrasında ortaya çıkan silahların çok ürpertici olduğunu söylüyor ve "Ucu kime dayanırsa dayansın asla geri adım atılmamalıdır." diyor.
Siz ilk günden bu yana Hürriyet'te Ergenekon hakkında ciddi yazılar yazan nadir yazarlardan birisiniz. Onuncu dalga ile birlikte neler hissettiniz? Ortaya çıkan cephanelikler sizi şaşırttı mı?
İlk günden bu yana Ergenekon'un çok tehlikeli bir yapılanma olduğunu yazdım. Bu örgütün üzerine gidilmesi benim için harikulade bir durum. Çünkü ülkemizde ilk kez asker-sivil birtakım tabulara dokunulmuş oldu. Türkiye'nin gerçek demokrasiye ulaşabilmesi için bunlara dokunmak gerekiyordu. Nihayet bu gerçekleşti. Benim endişe duyduğum bir nokta var. Tutuklanan bazı insanların örgütle olan ilişkilerinin havada kalması, davanın ciddiyetine zarar verir. Ben isterdim ki, tutuklamalar sırasında daha hassas davranılsın. Bu, bazı insanlara dokunulmasın anlamına da gelmiyor. Hâşâ benim böyle bir iddiam yok. Bu, ülkede kim darbe planlamışsa yakasına yapışılsın. Ergenekon'un aydınlatılmasından çok memnunum.
Susurluk'ta medya ve sivil toplum kuruluşları tek bir ses olmuştu. Aynı hassasiyet Ergenekon'da gösterilmedi. Ergenekon ve Susurluk farklı yapılanmalar mı?
Hayır, farklı yapılanmalar değil. Aralarında organik bağlar var. Özellikle çekirdek kadrolar arasında sıkı bir bağ var. Susurluk'un farkı, bir skandal olarak patlaması ve ortaya çıkması. Bir de Susurluk'ta sadece bir ideoloji göz önündeydi. Ergenekon'da ise çok farklı ve girift bir yapı var. Ortak bir hedef için bir arada olan insanlar var. Onuncu dalgada neyin ne olduğu anlaşıldı. Çünkü artık ortada somut deliller var. Bundan sonra davanın ciddiyetine kimse dil uzatamaz. Ben iktidarın yargıya baskı yaptığına da inanmıyorum. Savcı bana göre tamamen bağımsız ve sonuna kadar gideceğinden de eminim.
Gözaltına alınanların emekli asker olması, yargıda üst düzey yöneticilik yapması ya da devletin önemli bir kadrosunda çalışmış olması bu insanların suç işleyemeyeceği anlamına mı geliyor?
Şüphesiz gelmez. Böyle bir dokunulmazlık söz konusu olamaz. Türkiye maalesef hiyerarşinin ön plana çıktığı bir ülke. Bu bilinçaltımıza işlemiş. Tabii ki bir insan eskiden devlete hizmet etmiştir, önemli görevlerde bulunmuştur. Ama bu, suç işleyemeyeceği anlamına gelmez. Ucu nereye varırsa varsın oraya kadar gidilmeli. Ben bundan çok mutlu olurum. Çünkü bu yapılanma ülke üzerinde adeta bir kambur. İstikrar için başta bu yapılanmalardan kurtulmak gerekir. Türk demokrasisi açısından çok önemli bir dava. Bütün pisliklerin ortaya çıkmasını canı gönülden isterim.
Genelkurmay, bu süreç içerisinde çok soğukkanlı davranıyor ve çürük elmaların temizlenmesini istiyor. Bu tavır, davanın sağlıklı bir şekilde devam etmesi için nasıl bir anlam taşıyor?
Evet, Genelkurmay, bu süreç içerisinde çok soğukkanlı. Türk demokrasisi için çok önemli bir tavır bence. Ben zaten artık Türkiye'de bir daha askerî darbe olmayacağını düşünüyordum. Bu kanaatim 10. dalga ile birlikte tam netleşti. Artık bundan sonra Türkiye'de kimse darbe yapamaz. Çünkü darbe zeminini hazırlayan insanlar birer birer tasfiye ediliyor. Genelkurmay'ın bu süreçte hiç açıklama yapmaması, aklıselim davranması beni çok ümitlendirdi. Orduyu bu sürece dâhil etmek isteyenler olabilir, ama onların çalışmaları akim kalacak bana göre.
Röportaj: Bünyamin Köseli/Zaman