Gençlerimiz Dreamslanıyor!

Geçen hafta Türk Belediyeler Birliği Genel kuruluna katılmak için İstanbul'a gittik.

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay'ın koltuğunun altına bir değil iki değil üç değil sele ile karpuz aldığına şahit olduk..

Uğur İbrahim Altay; Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanlığı, Dünya Belediyeler Birliği Eş Başkanlığı, Tarihi Şehirler Birliği Başkan Yardımcılığı, İslam Başkentleri ve Şehirleri Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, Anadolu Medeniyetleri Belediyeler Birliği Başkanlığı, Tarım Şehirleri Birliği Başkanlığı ve Konya Belediyeler Birliği Başkanlığını yürütüyor..

Allah kolaylıklar versin inşallah...

Kendisine tüm bu organizasyonlarda Üstün başarılar diliyorum..

Konya'nın ev sahipliğinde 09 - 18 Ağustos 2022 tarihleri arasında yapılacak 5. İslami Dayanışma Oyunları vb büyük etkinliklerde de Konya'nın sadece Türkiye'de değil dünyada adının duyurulmasından dolayı başkan Altay'a bir kez daha şükranlarımı sunuyorum...

Yazı konumuza dönersek; hazır İstanbul'a gitmişiz, dünyadan göçüp gitmeden gençliğimizde açılacak diye marşlar söylediğimiz Ayasofya'da namaz kılmak da nasip oldu elhamdülillah...

Gezi olayları esnasında işgale uğrayan, duvarlarına terör örgütlerinin bezleri asılan, köhnemiş AKM'nin yıkılarak yerine yapılan yeni AKM binasını gezmek de varmış kaderde...

Arkadaşlar hazır buraya kadar gelmişiz Rumi Dreams’ı izlemeden gitmeyelim dediler. AKM'de kapısında kuyruk olmuş insanlar bu eseri izlemek için. Biz de izleyelim bâri dedik...

Rumi Dreams da neymiş diyenler olabilir, manası Rumi Rüyaları imiş. Yapay zekâ tabanlı bir ışık ve hareket gösterisi...

Yaklaşık 7 dakika süren gösteriyi, küçük ve karanlık bir salonda 8-10 kişi ayakta izledik...

Kimsenin anlamadığı, ancak anlamış gibi yaptığı güya felsefik çalışmaya kaç para ödenmiştir acaba diye düşünmüştür pek çok kişi, ama içinden. Bu girizgahıma kızıp 'sanattan ne anlarsın sen' diyenler olacaktır elbette. Sanatın sahibini biliyorum ben. Sanatın kralı insandır, onu yaratan Yüce Allah müzeyyindir. Her şeyi eşsiz sanatıyla süsleyen yani...

Eskiden sanatçı dendiği zaman; güzel resim yapan, güzel şiir yazan, güzel bir besteyi seslendiren ya da tiyatro veya sinema filminde oynayan vb kişiler anlaşılırdı. Şimdilerde abuk subuk şeylere garip manalar yükleyen enteresan tipler peydah oldu sanatçı diye...

...

Ülker grubunun başkanı Murat Ülker'in Bedri Baykam'ın boş tablosuna 125 bin dolar verdiğini hatırlayın. İnsanlar şaşkınlığından ne diyeceğini bilememişlerdi! Nihayetinde para onun istediğine istediği bahaneyle verir dendi geçildi. Bakın Baykam’ın resmi web sitesinde ne yazıyor. “Baykam, yine New York’ta açacağı olağan dışı kavramsal sergiyle sanatın sunumunu provokatif bir bakış açısıyla yeniden sorguluyor.” Yani deniliyor ki, bakın ve anlıyormuş gibi yapın...

Bu anlamsız sanat martavalı bizden evvel batıda patlamıştı. Örneğin İtalyan heykeltraş Salvatore Garau'nun “Io sono” (Benim) adlı görünmeyen eseri açık arttırmada 15 bin Euro'ya alıcı bulmuştu. Görünmeyen eser ne demek anlıyorsunuzdur heralde. Yok yani!..

bis.jpeg

Milyonlarca liraya mal olan İstanbul'un merkezindeki bu devasa yapıda, AKM'de gezinirken orta yere konan olağanüstü bir sanat eserinden bahsetmezsem olmazdı. Bildiğimiz eski bir bisikleti parçalamışlar, her bir parçasını yan yana dizip sarıya boyamışlar! Bu kıymetli eseri hazırlayan sanatçı da emeğinin karşılığını fazlasıyla almıştır sanırım...

Hele AKM'nin girişindeki kolona monte edilmiş devasa, plastik görünümlü kağıt ayracı şeklindeki sanat eseri görenleri hayran bırakmıştır kesin!

Sanat manat diyerek keklendiğimize mi yanalım, yoksa gençlerimizin kafasını karıştıran, orta yaşlıların içini bulandıran bu akımın en sonunda bizi nereye götüreceğine mi?!

Ruhumu daraltan, her hangi bir batı ülkesindeki insanlara benzeyen kalabalıktan kendimi dışarı attığımda gözüme takılan Taksim Camisinde aldım soluğu. İkindi namazını kılıp dua ettim, "Allah'ım gidişatımızı da sonumuzu da hayreyle" diye...

Günah, haram gibi kavramlar ortadan kalkmış, iman; havada, inecek yer bulamazken, din çoktan elden gitmiş...

Gençlerimizi dreamslarla, sanat numaralarıyla oyalayanlara imkan tanıyan, para harcayan, yol veren kurum ve kuruluşlarımızın yöneticilerini uyarıyorum. Ölüm var, hesap var hacım! Zaman varken aklınızı başınıza alın, gençlerin imanına, ibadetine, ahlakına, hülasa gidişatına harcayın zamanınızı da, paranızı da...

Çocuklarımıza; helali, haramı, dünyayı ve ahireti öğretmiyorsak, gençlerimizi ihmal ediyorsak, en güzel okullarda okusalar da harika diplomalar alsalar da gerçek manada adam olamazlar!

Yolundan gidenlere selam olsun...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.