Gazze'ye Destek Mitingi'nden izlenimler

Gazze'ye Destek Mitingi'nden izlenimler

Cumartesi günü Rektörlük önünden başlayıp Alaaddin'den dönerek Kayalıpark'ta son bulan Gazze'ye Destek Yürüyüşü izlenimleri...

“Filistin bir sınav kağıdı,

her mü’min kulun önünde”

 

İ. Hakkı BİÇER

 

petrol ya da banker sellerinde boğuluyorsun

külçe külçe dolar ya da sefalet secden olacak yerde

o eski kadim iklim kim bilir nerde sürer

perişan birkaç evde kim bilir veliler dilinde

oturup konuşalım şunu. bulsun kelimem kelimeni

eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse

bir deli akıl çırpınıyor aramızda

rızık korkusu can korkusu baş mesele

çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden

o büyülü çiçekleri yol arın bir kere

başını eğmiş zalimleri dinlersin

dersin 'lokmam ellerinde'

filistin bir sınav kağıdı

her mü'min kulun önünde

de gerçeği yaz: hakikat şehitliğe koşmaktır

de isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine

 

cahit zarifoğlu

 

 

Sözün tükendiği yer: Gazze. Söz ile anlatılacak ne kaldı ki… BM veto korkusuyla ABD’nin gözüne bakıyor. Müslüman delegasyonda utanç verici bir suskunluk. Aynı suskunluğu büyük şeytan ve işbirlikçilerinden de bekliyoruz ama susmuyorlar. Onlar Siyonistlerin savunma hakkından söz edebiliyorlar. Coğrafyamızın kraliyet saraylarındaki Monarklarda ise utandıran bir sessizlik. Tabloyu ifade etmeye hangi kelime yeter ki!.. Acz mi, hayır… İhanet mi…Belki… Kınamayı bile beceremiyorlar ya Rabbi… “Kudurdun mu İsrail” diye feryad eden Gazzeli yaşlı teyzenin torunlarına sarılırken döktüğü gözyaşları, onların taşlaşmış vicdanlarına düşmüyor… Nutku tutuluyor, bir tek cümle dahi kuramıyorlar, krallar…

***

Konya mübarek bir güne hazırlanıyordu. Hafta içinde Türkiye’nin hemen hemen tamamında Müslümanlar her zamankinden farklı bir şekilde kıyama durmuşlardı. Namazlar sanki daha bir huşu ile kılınıyordu…

Birkaç gündür, ekranlardan görülen vahşetin yüreklerimizde bıraktığı öfke sığmak bilmiyordu içimize. “Filistin için sokaklara taşsak, yollara dökülsek ne fayda” diyerek kanal değiştirip dizilerine döndüler kimilerine. Bir minik duayı bile çok gördüler kimileri.

“Araplar bizi arkadan vurdu, şimdi nasıl da cezasını çekiyorlar” diyenlere ne demeli. Yuh olsun… Öyle bile olsa atalarının işledikleri yüzünden bir kavmin cezalandırılmasına nasıl göz yumulabilirdi ki.

Şeytan bütün yolları nasıl da deniyordu ya Rabbi. Önden arkadan, sağdan soldan yanaştıkça yanaşıyor, kimisi vereceği 5 liranın Gazze’ye ulaşacağından emin olmadığını söylüyordu, kimi de “İsrail nasıl olsa bildiğini okuyacak, bağırıp çağırmak ne fayda” diyordu.

Cumartesi günü rahatını bozup yürüyüş kervanına katılan herkes, İsrail’i boğacak deryada bir damla, siyonizmi bir gün yakıp kavuracak ateşte kıvılcım olmak için koşup gelmişti. Saflarda omuzları birbirini saranlar saatin gelmesini bekliyordu artık.

Rektörlük önünde başlayan yürüyüşte, “Hamas’a selam” ederken “direnişe devam” desteğinde bulunduk hep birlikte. Biliyorduk ki, Gazze’nin direnişten başka çıkış yolu kalmamıştı. Siyonizmin ve işbirlikçilerinin kuşattığı Gazze “Direne direne” kazanacaktı. Heyecan ve coşku arttıkça artıyordu. Sultan Alaaddin’in şehrinde onun torunları Filistinli mücahid kardeşlerine katılmaya gidiyordu, sanki. Bıraksanız gidecekti herkes, yanlarında olamadıkları için “Hamas’a selam” diyorlardı.

14.30’da Kayalıpark’a gelindiğinde Gazze’den Konya’ya gönderilen selamın üşüyen bedenleri ısıtıverdiğini görüyoruz.

 

Ve Allah’ın kitabından ayetlerle başlıyor miting. Soğuğa rağmen atılan sloganlar, İsrail’e öfkenin artık vicdanlardan taştığını gösteriyor. Derken boynunda Filistin şalıyla Kur’an okuyan dostumuz, “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin”, “Müminlerden öyle adamlar vardır ki, kimi Allah yolunda şehid olmuştur, kimi de sırasını beklemektedir” ayetlerini hatırlatıyor, bizlere… Şehadet şerbetini içmediğimize göre sırasını bekleyenlerden miyiz, yoksa başka sıralarda vakit geçirenlerden mi… Hayatın hay huyunda başka hesaplarla kendimizden de mi kaçıyoruz yoksa… Bilemiyoruz…

Şair Ahmet Efe’nin “Yuh olsun” başlıklı şiiri; duygu yoğunluğu artırıyor, annelerin, kızların. Birkaç yaşlının gözyaşları durmak bilmiyor. Bu gözyaşları, Gazze’de “Kahrol İsrail” diye feryat edenlerin gözyaşlarına karışıyor…

Gazze’nin selamını getirmiş Filistinli Dr. Hasan Bereket… “Siz ki” diyor, “Selahaddin’in Sultan Fatih’in, II. Abdülhamid’in torunlarısınız. Bizleri kendi halimize bırakamazsınız. Ve Gazze, her zamankinden daha çok, yardımlarınıza ihtiyaç duyuyor, desteğinizi bekliyor.” Bereket’in sözleri sarsıyor bizleri: “Siyonistler ne diyorlar biliyor musunuz. ‘Muhammed öldü, geride kızlarını bıraktı’. Mü’minlerin kızlarını Siyonist postalları altında ezdirecek misiniz?

 

1948’de İsrail’in terörle kurduğu devletin, 60. yılında gözyaşı, kan ve zulümden başka bir şey yok geride. Sabra’yı, Şatilla’yı, kamplara sürülen, yerlerinden yurtlarından kovulan binlerce Filistinli’nin hikayesinden biz Türkiyeli Müslümanlar bugünkü kadar haberdar olamadık. Bugün daha gençliğinin baharında onurlu direnişin sembolü olmuş ve Filistin halkının gönlünü fethetmiş olan Hamas, yeryüzüne Filistin davasını anlatabilmeyi başardı. Bugün bir Gazze için bütün Türkiye seferber olduysa, bunda toplumsal şuurun güçlendiği kadar, Hamas’ın da büyük katkısı var.

***

Dünyanın bütün kriz bölgelerinde hepimiz adına var olan ve yardımları zamanında yerine ulaştıran İHH’nın Genel Başkanı Bülent Yıldırım mikrofonu eline alınca biz Konyalıları utandıran, başımızı öne eğdiren bir konuyla başlıyor konuşmasına. “Gazze havadan, karadan, denizden bombalanırken, yıllardır İsrail uçakları Konya semalarında uçuş eğitimi yapıyor” derken, sorumlularından hesap sormaya, başımızı eğdiren bu ayıbı temizlemeye çağırıyor. Filistin meselesinin Türkiye’yi birleştirdiğine, bunun da İsrail’in hiç beklemediği bir şey olduğuna vurgu yapıyor, Yıldırım.. Ve gösteriler, gıyabi cenaze namazları gibi eylemlerle toplumda oluşan Gazze duyarlılığının, sindirilmiş, susturulmuş Arap dünyasını bile harekete geçirdiğinin altını çiziyor..

Vakfın kriz bölgesinde yaptıklarını ise şöyle aktarıyor: Gazze’de bir damla su, bir lokma yiyecek kalmadı. 100 tır dolusu yardımı Gazze’ye ulaştırıyoruz. Yollar açıldıktan sonra 1000 tır göndereceğiz inşallah. Ambargolara rağmen dünyada Gazze’ye ulaşan ilk yardım kuruluşu olduk. Türkiye’nin üzerine düşen sorumluluğu biliyoruz.

 

“Özelde Gazze, genelde Filistin için neler yapılabilir” şeklinde zihinlerde oluşan soruya ise şöyle cevap veriyor Yıldırım:

“3 aşamalı bir hedef olmalı:

1-Filistin meselesi, öncelikli meselemiz olmalı. Herkese Filistin davasını anlatmalıyız. Vahdet sağlandı. Bunu burada bırakmayacağız. Filistin’i çoluk, çocuk herkes tanıyacak.

2-İsrail’i yalnızlaştıracağız. Dünya’nın kin ve öfkesi siyonizmi kendi dünyasına hapsedecek. Filistin’in 60 yıldır yok edemeyen İsrail, bundan sonra da yok edemeyecektir.  

3-Yardım edeceğiz. Herkes imkanları ölçüsünde yardım çalışmalarının bir ucundan tutacak…

 

Filistin duyarlılığı ile zulmün bir gün son bulacağını ifade eden Yıldırım’ın “İsrail sesimizi duyacak. Eğer duymazsa topyekün Gazze’ye gider, hatta kendimizi tutamaz, Mescid-i Aksa’da kıyama dururuz” sözleri miting alanındaki coşkuyu bir kat daha artırdı.

Konya Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Latif Selvi de heyecanlı konuşmasında Konyalıların Hamas’a destek yürüyüşüyle bütün dünyaya önemli bir mesaj verdiğine vurgu yaptı. Polis okuluna atılan bomba görüntülerini hatırlatan Selvi, orada şehit olmak üzere olan Filistinli gencin, sanki piknik yerinde şehadet getiriyor gibi ölüme hazır olduğunu ve o tavrıyla herkese cesaret verdiğini söylüyor. Şehadetin çok fotoğrafını gördük ama o Allah yolunda ölürken nasıl olunması gerektiğini ilk kez görüyorduk. Selvi’nin dediği gibi şehadet bilincini azık gibi yanında taşıyanların hafızalarından silinmeyecek bir tablo idi. Allah o şehidin mirasına ortak etsin hepimizi…

İnsan hak ve özgürlüklerine destek veren herkesin İsrail’in karşısında olmasının Filistin davasını savunanlar için çok önemli bir kazanç olduğuna dikkat çekti Selvi.. Ve İsrail terörünün sona ermeden, İsrail çetesi tasfiye olmadan, insanlığın kurtulamayacağını söyleyerek sözlerini tamamladı.

***

“Farzet körsün olabilir,

Elele tut.

Taş al ve at.

Kafiri bulur.”

 

Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi, gözlerimiz kör olabilir. Duyargalarımız körelmediyse Filistin ve hepimiz için bir sınav kağıdı olan kanayan coğrafyalarımız için yapacak çok şey vardır. İşte neler yapılabileceğini Cumartesi günü gösterdik, dünyaya… Konya’nın Alaaddin’den Kayalıpark’tan verdiği mesaj, “Filistin davasının yanındayız. Bedenimiz burada olsa da gönlümüz, gözümüz Gazeli Müslüman kardeşlerimizin yanında” oldu.

Başka bir yerden bakanlara ise… Ne diyelim…

“Bir gün ister istemez,

Karşısında olacaksın kaçtıklarının.

Dua et,

O gün henüz mahşer olmasın.”