Gazetecilik sevdaya dâhil
Gazetecilik sevdaya dâhil
Bu sevdaya düştüm düşeli hiç “of” bile demedim; hiç “ah” bile demedim.
Acı zamanlarda, o türküde olduğu gibi “-Kaderime küstüm, sana küsmedim”. Bunalımlarda
“-Kendim ettim, kendim buldum” dedim. Hiç kuşku yok: “-Gazetecilik sevdaya dahil”…
Ak kağıt üstünde kara yazı ile adımı bir gazetenin sayfasında göreli elli beş yıl olmuş. Öz Demokrat Konya’da başlar bu serüven 9 Aralık 1958’de.
Öz Demokrat, Sabah, Şehir Postası, Yeni Konya, Konya’nın Sesi, Yeni Meram, Yeni Gazete, Anadolu’da Manşet, Anadolu’da Hamle… Köşe yazıları, başyazılar, kültür üstüne yazılar, röportajlar, öyküler, roman denemeleri… Onlarca dergide dünya kadar yazı. Bazı araştırmacılar, yazdığınız yazıların sayısı sekiz bini geçti diyorlar.
Beş bin, sekiz bin; neyse… Yazar yazacaktır, kelebek uçacaktır… Çiçeğe niçin açıyorsun denir mi?
*
Bu sevdadaki 41. Yılımda, dostlarım “Seyit Küçükbezirci’nin Basın-Sanat Yollarında 41 yıllık “Uzun Yürüyüşü” adıyla bir toplantı düzenlemişlerdi”… “Sözcüklerin Cennetinde ve Cehenneminde 41 Yıl” adlı bir kitap da yayınlamışlardı.
O kitapta demiştim ki: “-Kerem gibi yana yana 41 yıl… ‘Yazarlık’ bir yalnız adam işidir. ‘Yazar’ demek ‘yalnızlık’ demektir… Kalabalıklar içinde yalnızlık.”
“Yalnızlık”ı hoş bulmasam bunca yıldır yazar mıydım?
Bütün güzel sanatlar gibi, “yazarlık” bireysel bir sanattır. “Tek kişilik”tir. Platonik aşklar gibi.
41. yılda, 58 yaşında, 1999’da ne söylemişsem, bugün de onu söylüyorum. Aradan on dört yıl geçse de, ben yetmiş bire merdiven dayasam da, “Yazarlık yaşım 55 olsa da dediğim dedik. Yazıya, kâğıt kokusuna, mürekkep kokusuna ilk günkü gibi müptelayım.
Aziz bir dostum var, bir can yoldaşım var; adı Optima… Elli beş yıl… Gün oldu, ay oldu, on yıllar oldu; bir yerde, bir şekilde herkes bizi terk etti; biz birbirimizi terk etmedik. Ben ne görmüşsem Optima da gördü, ben ne düşünmüşsem Optima yazdı. Kardeşten de öteyiz.
Biliyor musunuz? Ben yazılarımı bilgisayarla yazmam. Öğrenmeyi de hiç istemedim, denemedim. İstesem, herhalde, pekâlâ yapabilirdim, steno yazan birine bilgisayar kullanmak ne ki…
Ama, kendini bırakıp bilgisayara meyil vermem Optima’nın kaldırabileceği bir şey değil. Kırgınlığı bunalıma dönüşür onun…
Bilmem ne kadar vaktimiz var; binlerce yazımın doğduğu Optima ile sona kadar gideceğiz. Ömür yoldaşıyız artık…
Yüz yaşını çoktan geride bırakan Konya Basını’na da vurgunum. Yazılarımın çıktığı bütün gazeteleri, bütün dergileri biriktirdim. Ben yayınlayayım, başkası yayınlasın hepsini aynı sevdim, korudum, koleksiyonlarını yaptım. Bir kamyon oldular.
Bir “Konya Basın Müzesi” kurulmasını dört gözle bekliyorum; görebilecek miyim, bilmem?
Herkes kendi çocuğunu sever; ama bütün çocukları aynı ayarda sevmek işin hasıdır.
Ben her gazeteyi, her dergiyi aynı sevdim.
Geçen elli beş yılda birbirinden değerli yüzlerce basın, sanat, kültür adamı tanıdım. İçim çok rahat; onlar sevgide, ben saygıda kusur etmedik. Herkesin bir sülalesi var, herkesin hısımları olur. Benim hısımlarıma son yüzyılın tüm yazı ve fikir erbabı dâhil.
Bu şehir için düşündüler, bu şehir için yazdılar, bu şehrin dertlerini dert bildiler. Gerçekten şahidim; fisebilillah yazdılar, kuruş talep etmediler.
*
Konya Basın Tarihi’ni ancak “zengin” ve “şanlı” kelimeleri ile tanımlamak mümkün. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasına, Cumhuriyet’in bugünkü alımlı hale gelmesine Babalık ve Ögüt gazeteleri öncülük ettiler. Sonrası geldi; Ekekon olarak, Selçuk olarak; Şehir Postası, Öz Demokrat, Sabah, Işık, Anadolu’da Hamle olarak. Şimdilerde, Konya’da basın bayrağını on beş gazete, pek çok dergi taşıyor. “Bayrak yarışı” gibi adeta, birinin bıraktığı yerden biri başlıyor.
Geçmişte, çok gazetenin doğumuna şahit oldum, ebeliğini yaptıklarım da oldu. Çoğunun “yaş günleri”nde sevinçle yazılar yazdım.
Bakınız; nasipte varmış, Memleket Gazetesi’nin yaş gününde de bulunmak kısmetmiş. Yaşayan görür.
Pazartesi Yazıları ile üç yıldır Memleket’teyim… Gazete olsun, gazetenin internet sitesinde olsun yoğun ilgi görüyorum. Memleket’in fikre, sanata aşina, Konya konularında hassas bir okur topluluğu var.
Memleket Yayın Gurubu 10 yaşında. Sorumluluğunun bilincinde, her geçen gün daha iyiye doğru ilerliyor. Adem Alemdar olsun, kardeşleri olsun, güç birliği ettiği yazı ailesi olsun önemli bir bütünlük içinde başarı yollarında ilerliyor.
Her gün daha güzele, daha iyiye karşı bir koşu içindeler.
İyi ki doğdun MEMLEKET; İyi ki Konya Basın Tarihi’nin altın zincirine eklendin.
Yaşın uzun olsun. 10. yaşın hayırlı olsun.
