Fetret devri sona erdi

Fetret devri sona erdi

KTO Başkanı Selçuk Öztürk gazetemize Konya ve Türkiye ekonomisine dair önemli açıklamalarda bulundu. Öztürk, 7 Haziran sonrası süreci ‘fetret devri’ne benzeterek “1 Kasım’la birlikte fetret sona erdi” dedi

AK Parti MKYK Üyesi ve Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk gazetemize Konya ekonomisine dair önemli açıklamalar yaptı.

MKYK Üyeliğine dair şimdiye kadar hiçbir zaman sembolik bir göreve talip olmadım diyen Öztürk "Ümit ediyorum ki hem ülkemiz, hem şehrimiz için daha faydalı oluruz" diyerek Konya'ya daha çok yatırım kazandıracağının sinyalini verdi. 7 Haziran 1 Kasım sürecini 'fetret dönemi olarak niteleyen KTO Başkanı Öztürk, "Fetret dönemi bitti şimdi çalışma zaman" ifadesini kullandı.

-MKYK üyeliğinizin Konya'ya getirisi ne olacak?

MKYK benim için sürpriz bir gelişme oldu. Şu ana kadar aktif siyasetin içinde bulunmayan biri olarak sürpriz oldu. Sivil toplum örgütlerinde yöneticilik yaptım, görev aldım, birçok alanda çalışmalar yaptım. Başbakanımızın Konyalı olması, Konya için çok büyük bir avantaj. Bizimde problemlerin çözülmesinde, bunların sağlıklı bir şekilde aktarılmasında, daha fazla gayretimiz oluyor. Ümit ediyorum ki hem ülkemiz, hem şehrimiz için daha faydalı oluruz.

-MKYK üyeliği sizin için sembolik bir ünvan mı?

 Bu çok yeni bir hadise. Belki zaman içinde neler yapabiliriz diye tartışacağız. Hiçbir zaman sembolik olmaz. Ülke için bir şeyler üretebiliyorsak bir anlamı var, öbür türlü bir anlamı yok. 'Neler olabilir?' sorusu benim için erken, zaman içinde göreceğiz neler olacağını.

sam_0505.jpg

-Siz 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci 'ekonomik fetret süreci'  olarak tarif etiniz. 'Fetret Devri'nin kayıpları ne kadardır ve ne kadar bir sürede telafi edilebilir?

Bu son dönemlerin en önemli tartışılması gereken konu. 7 Haziran seçimlerinin olumsuzlukları 1 Kasım'dan sonra nasıl giderilecek? Bu herkesin sorunu. Bu hepimizin kafasında soru işaretleri olan bir durum Bu dönemde çok ciddi bir kayıplar oldu. Olayı temel bir felsefeye oturtursak, ciddi bir kaybı var bu ülkenin. Moral ve motivasyon kayıpları var. En başından şu sorunun cevabını vermek lazım: "Biz 2015’e nasıl girdik? 2002'den 2009'a kadar Türkiye çok büyük bir ekonomik büyüme kat etti. Sonra morgaje krizi çıktı. Türkiye yi de etkiledi biz bunu 2009 da telafi ettik. Türkiye 'Mortgage Krizi'nden çıkan en hızlı ülke oldu. Yüzde 10'lara yakın büyüme yakaladık. Güçlü bir siyasi otorite var olduğu için çabuk çıktık. Bu süreçten sonra bir de gezi eylemleri çıktı. Bütün bunların amacı Türkiye’yi yönetilebilir olmaktan çıkarmaktı. Türkiye bunlarla 2015’e girdi. Dünyada bir ekonomik dalgalanma vardı ve bu dalgalanmalarla 7 Haziran seçimlerine girdik.  Tabi sürpriz bir sonuç çıktı. 7 Haziran'da HDP'ye yardım edenler seçimden sonra da 'AK Parti-CHP koalisyon kursun' dedi. Biz ise "Türkiye’de koalisyon olacaksa bu sadece AK Parti-MHP koalisyonu olur, bunun dışında hiçbir koalisyon kurulamaz" dedik. Neden? Farklı koalisyonlar mümkün değil. Mümkün olan koalisyon kurulması için tabanların birbirine yakın olması lazım. Almanya'da merkez sağ ve sol partiler tarafından koalisyonlar kuruluyor,. Almanya'da yaşayan insanlar arasında çok bir fark yok, ülke yönetiminde de çok özellikle dış politikada her parti, aynı yönetimi uygular. Sadece işçi sınıfının bazı sorunları hakkında ayrı bir tutumları vardır bu partilerin. Diğer idealler, düşünceler aynıdır. Ak Parti'nin Suriye politikasıyla CHP’nin politikasının hiçbir aynı yönü yok. 1 Kasım'da bunu herkes anladı ve doğru kararı verdi. Ekonomi bunun neresinde? dersek, Türkiye'de uzun zaman sonra ekonomik vaatlerle karşı karşıya geldik

Bir ülkede ekonomi ne kadar gündem olursa, siyasetçiler ekonomiyi ne kadar konuşursa o ülkenin ekonomisi o kadar ileriye gider. Artık ekonomiye bir konsantrasyon vardır demektir. Vaatler devreye girdi ve ekonomiyi direkt olarak etkileyecek çalışmalar ortaya konuldu. 1 Kasım'da AK Parti tek başına iktidar oldu ve bahsettiğimiz fetret dönemi sona erdi, bundan sonrası için farklı şeyler söyleyeceğiz. 

- Vaatlerden bir tanesi asgari ücretti. Asgari ücret rakamını işveren nasıl karşıladı?

7 Haziran öncesinde muhalefet partileri farklı rakamlar verdi asgari ücretliler için. Vaatler döneminde iş alemi çok farklı tepkiler vermedi. Ben, bu asgari ücret olayına öncelikle insani yönden bakmak istiyorum. Birincisi asgari ücret artı AGİ dediğimiz 'Asgari Geçim İndirimi' dediğimiz ücret, insani ve İslami değildi. İş adamı kimliğimle bunu çok net ifade edebilirim. 4 kişilik bir aile 900+AGİ ile nasıl geçinir? Ev de kira... Gerçekçi olalım, mümkün değil bu parayla geçinemez. O zaman bir iyileştirme gerekiyordu. 1 Ocak'tan itibaren 1300 lira artı AGİ olacak.  Dedim ya, CHP, MHP'nin verdiği rakamlara iş adamları tepki göstermedi çünkü onların tek başına iktidar olacağına inanmıyorlardı. Öncelikle şunu ifade etmek lazım; 1300 doğru bir rakam ama kayıt dışını engelleyebilirseniz...  Bir konu da şu, 31 Aralık ve 1 Ocak tarihleri itibarıyla kıdem tazminatlarında bir yükselme olacak. Yani 31 Aralık 2015'te 10 yıllık bir çalışan 15-16 bin lira kıdem tazminatı alabilecekken bu rakam 1 Ocak 2016'dan sonra 20 bin liranın üzerine çıkacaktır. Hükümetimizin şu konulara bir çözüm üretmesi gerekir. 1- Kayıt dışının önüne geçilmesi... 2- Emek-yoğun çalışan sektörlerin kesinlikle desteklenmesi...  3-Kıdem tazminatındaki aşırı yükselişin kontrol edilmesi...

-Çözümleri nelerdir?

Çözümler de basit aslında... 2016'dan önceki kıdem tazminatını mevcut asgari ücretten tutularak bunlar dengelenebilir. 1300 rakamı makul, mantıklı ve doğru bir rakam.

-Konya'nın mili araca talip olması ne kadar gerçekçidir?

Her şeyden önce devlet 'ben fabrika kurmayacağım, bir babayiğit çıksın ben ona destek vereceğim'  diyor. 2016 itibarı ile aslında devlet tarafından bir fabrika kurulması, işletilmesi, çok da sağlıklı değil. Kaldı ki, her şeyin özelleştirildiği bir dönemde... Bu konuda açıkçasını söylemek gerekirse, şimdiye kadar yapılanlar bir kamuoyu oluşturma çabası idi. Zira hiçbir özel sektör firması çok ciddi bir şekilde talip olmadı. En şanslı iller ise, Sakarya, Kocaeli, Bursa ve Konya... Ama ana karar verici merci yatırım yapacak firmadır.

sam_0510.jpg

-Konya bir organizasyon yapıp otomobil fabrikası üretebilecek sermayeyi oluşturabilir mi? Avantaj ve dezavantajlarımız neler?

Biraz zor görünüyor ama şu anda farklı görüşmeler yapılıyor. Çok kolay değil çünkü yapılacak yatırım tutarı ciddi bir tutar... Bir de otomotiv sektöründen tecrübeli firmaların işin içinde olması gerekiyor. Saydığımız 4 ilin arasında avantajlarımız ve dezavantajlarımız var. Bu manada dezavantajlarımızı giderip avantaja dönüştürme çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamlamalıyız. Bu alanda da çalışmalarımız hızlı bir şekilde sürüyor. En başından ucuz arsa bu anlamda avantaj değil çünkü bu işi yapacak birine devlet istediği yerden arsa tahsis edecektir zaten. Beşeri sermaye, yetişmiş işgücü ve üniversiteler derken büyük avantajlarımız var. Bir tane dezavantajımız var o da nakliye. Konya-Karaman Mersin hattı çalışmaları sürüyor. Biz Konya olarak bu hattı milli otomobil çalışmalarıyla eşzamanlı olarak yürütebilirsek nakliye dezavantajını da avantaja çevirmiş olacağız.

-Yeni dönemde fuar çalışmaları ne aşamada olacak?

KTO Başkanı olduktan sonra en önemli çalışma alanlarımızdan bir tanesi de fuar konusuydu. Konya üretiyor ve ürettiğini iç pazarda satıyor, dış pazara ise yeni yeni alışıyordu. Hizmet sektöründe de fazla bir açılımı yoktu. En fazla hatırladığımız ve ilk aklımıza gelen ise Mevlana İrtihalleri idi. Fuarcılık alanı ise hizmetler sektörünün hepsini birden harekete geçiren (oteller, restoranlar vesaire) önemli bir çalışmaydı.  Bir de, bir sektörde güçlü bir fuarcılık yapıyorsanız o sektörde Türkiye'de söz sahibi oluyorsunuz. Uluslararası fuar yapıyorsanız o sektörde uluslararası hakimiyet oluşturuyorsunuz. Biz de bunun bilincinde olarak 6 hol kurduk. Türkiye'nin şu anda 4. büyük fuar alanını Konya'da yaptık. Fuar alanının otopark sorunu vardı. Büyükşehir Belediyesi de bu sorunu çözmek için çalışmaları başlattı, bitmek üzere...  Geçen seneye göre daha çok fuar ve daha çok katılımlı bir fuar bekliyoruz. Bizim fuarlarımız Konya'da bütün sektörlere olumlu yansıyor. Yani en basit oteller 10 gün süreyle dolu. Tabi fuar sayılarını artırabilirsek bu daha farklı olacak. Misal, Mevlana İrtihalleri Konya için çok çok önemli. Kıyaslamayı iyi yapalım... Geçen yıl kaç ziyaretçi almışız? 60-70 bin civarında.... Biz sadece Tarım Fuarında 300 bin ziyaretçi alıyoruz. Bu konuda hem fuar hem de katılımcı sayısını da artırmak istiyoruz.

-Konya'da kalifiye eleman sıkıntısı var mı?

Bu konu sadece Konya'nın değil tüm dünyanın sorunu. Bütün dünya ülkeleri ekonomisini büyütmek istiyor ve bunu da yapacak olan insandır. 'Beşeri sermaye' dediğimiz sıkıntıyla karşı karşıyayız. Ama Konya son dönemde beşeri sermaye problemini daha hızlı giderebilir hale geldi. Konya'da 5 tane üniversite, Konya Sanayisi'nin ihtiyacına yönelik çalışmalar yapıyor. Biz de KTO Karatay Üniversitesi ile bu açığı kapatmak adına projeler geliştiriyoruz.  Bir de mesleksizlik gibi bir hastalığımız var ki, bize 28 Şubat'tan tortu olarak kaldı diyebiliriz. Biz taraftan yüzde 10-10,5 civarında işsizlik var bir taraftan da işçi bulamayan iş adamları... Tabi burada bir mesleksizlik sıkıntısı da kendini gösteriyor. Biz de KTO olarak 'mesleki eğitim projesi' yapıyoruz. KTO, KTO Karatay Üniversitesi ve MEVKA'nın da katılımıyla çok ciddi bir proje bu. Buradaki hedefimiz, belirli dönemlerde vereceğimiz eğitimlerle sanayiye işgücü kazandırabilmektir. Tabi Konya çok hızlı gelişiyor, hızlı büyüyor. Bunu da göz önünde bulunduruyoruz. Bir konu daha var ki, hiçbir yetenek bile istemeyen bazı sektörlerde bile eleman sıkıntısı yaşanıyor olması Türkiye'nin sosyal yardım politikaları dahil bazı şeyleri yeniden gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum.

 -Başbakanın memleketinde oda başkanı olmak nasıl bir sorumluluktur?

Bizim hem MKYK üyesi olarak hem de oda başkanı olarak ana sorumluluğumuz şehrimize hizmet etmektir. Sorumluluk noktasında ise bu realite bizi daha fazla çalışmaya yöneltiyor diye düşünüyorum. Omuzlarınızda sorumluluğunuzun ağırlığını hissediyorsunuz...

Röportaj-M. Ali Elmacı-Ahmet Gökbaş