EYVAH RAMAZAN GELDİ!

 

Ramazan ayı, rahmetin ve bereketin müjdecisidir.  Bu ay da herkesin ayrı bir beklentisi vardır. Fakir fukara, kendilerine yapılacak yardımı bekler… Esnaf, işlerin açılacağını bekler… Camiler, cemaat bekler… Semalar ezan ve sala sesini, Kur'an sesini bekler… Evlerdeki tozlanmış Kur’anlar alınıp okunmayı bekler… Herkesin ayrı bir beklentisi vardır. Ama ben Ramazan'a ait umutlarımdan daha çok, korkularını paylaşmak istiyorum.

Geçen yılların birinde kısa süreliğine bildiğin bir dolmuş şoförü, üç kez kaza atlatmıştı. Kazaların ya da kazaya yaklaşmalarının en önemli nedeni, insanların sinirli ve saldırgan halleriydi. İşte bu nedene ben Ramazan ayında insanların daha çok agresif hale gelmelerinden ve de bunun faturasını ramazan ayına ve oraca kesmelerinden korkuyorum. İçimizde var olan bu saldırgan duyguların, bu güzel ayda taşkınlaşmasından kaygım var.

Allah Resûlü, (SAV) bu neden de olmalı ki Ramazan ayında bizleri yeme ve içmeye yaklaşma konusunda değil, kavga ve cidalden uzak durma konusunda uyarıyor. “Birisi sizinle kavga yapmak isterse, Ben oruçluyum… Ben oruçluyum… Ben oruçluyum…”  diye mukabelede bulunmayı istiyor.  Hâsılı ben sabır ayının sinir ayına dönüşmesinden endişe ediyorum.  

Ben Ramazan'daki israftan korkuyorum. İftar davetleri adı altında yapılacak israflardan, Ramazan'da kilo almaktan, açgözlü bir şekilde yapılacak sınırsız alışverişlerden endişe ediyorum. Sen beni, ben de seni türü sıraya girmiş iftar davetlerinden müştekiyim.

Başkalarını hatırlıyorum derken kendisini ve kendi iç dünyasını unutmaktan, Ramazan ayında ekranlara kilitlenmekten ve ekranlardaki Müslüman kavgalarından korkuyorum. İslam'ın yozlaştırılmasına yönelik basit ama sanki çok önemliymiş gibi insanların gündemini teşkil edecek tartışmalardan yıldım. Yaşı buna müsait olanlar, geçmiş yılların Ramazan aylarını hatırladıklarında her Ramazan'da yeni bir konu bulunduğunu görecekler. Türkçe ezan, Türkçe namaz, Türkçe Kur'an… Namaz ve Kur’an-ı kerimle alakası olmayan kişilerin yaptığı bu kavgalar, sadece bizim huzurumuzu kaçırmak içindi. Ben bunlara oyuncak olmaktan tasa ederim. 

Bu ayda daha çok durulmak, daha çok dirilmek yerine, insanları basit konuların etrafında konuşmaya, tartışmaya ve koşturmaya çalışanların tuzağına düşmekten endişe ederim. Arınıp temizlenememekten ve sonunda ziyana uğramaktan ürpermek istiyorum.  Ramazan'ın sonuna affedilmemiş bir halde ulaşmak… Sonra da bayram yapmak… Korkunç bir şey. “Burnu yere sürtülsün!” tehdidini önemsememek…  

Daha kolay oruç tutma adına, geceleri sabaha kadar televizyonda, internette kalmaktan, film izleyip, akşama kadar uyuyan ucube bir oruç tiplemesinden korkuyorum. Oysaki Ramazan'da insanlar acıkacaklar ve yanlarında yemek olacak ama buna el sürmeyecekler. Susayacaklar ve ellerinin altında buz gibi su olacak, ona bacaklar, lakin sadece Allah rızası için sabredecekler. Bu da insanı REYYAN kapısından girmeye çağıracak.

Gece boyu çalışıp, gündüz dinlenen bir Müslüman için elbette durum farklı olabilir.  Ancak sadece daha kolay oruç tutma adına, yani orucun zorluğunu hissetmemek için geceleyin sabaha kadar oturmak, kahvede kalmak, televizyon başında zaman öldürmek… Sonra da akşama kadar uyumak… Herhalde bu durum 21. Asra özel bir oruç tipi olmalı. Zorluğun hissedilmediği, kolayca yaşanacak ve rahatımızı kaçırmayacak bir oruç…

 Siz benim endişelerimi anladınız mı? Aç kalmaktan, susuz olmaktan değil, açlığın ve susuzluğun olmadığı ve nefsin eğitilmeyeceği bir oruç konusunda endişem var.  

Allah bizi korktuklarımızdan Emin umduklarımıza nail eylesin… Ramazanınız mübarek olsun

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.