Erdoğan, Pakistan'da Ulusal Meclis ve Senato ortak oturumunda konuştu: (2)

Erdoğan, Pakistan'da Ulusal Meclis ve Senato ortak oturumunda konuştu: (2)

"İdlib'le ilgili son günlerde attığımız adımların gayesi, 4 milyon mazlumun, rejimin varil bombaları altında can vermesinin önüne geçmektir"- "Libya'dan Yemen'e kadar çatışmaların olduğu her yerde Türkiye'nin öncelikli hedefi, kanı, yıkımı, zulmü ve gözya

İSLAMABAD (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İdlib'le ilgili son günlerde attığımız adımların gayesi, 4 milyon mazlumun, rejimin varil bombaları altında can vermesinin önüne geçmektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan Parlamentosunda gerçekleştirilen Ulusal Meclis ve Senato ortak oturumunda konuştu.

Pakistan'ın acısını, sevincini ve başarısını, kendi acıları, sevinçleri ve başarıları olarak gördüklerini dile getiren Erdoğan, bu anlayışla Pakistan'ın son yıllarda yaşadığı sel ve deprem felaketlerinde tüm imkanlarla yardıma koştuklarını hatırlattı.

Erdoğan, 251 kişinin şehit olduğu 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında ise Pakistan halkının duasını hep yanlarında hissettiklerini belirterek, Pakistan makamlarının, FETÖ'ye ait okulları Türkiye Maarif Vakfına devrederek, gerçek anlamda Türk milletinin dostu olduklarını gösterdiklerini söyledi.

Pakistan devleti ve halkından, ekim ayında Suriye'nin kuzeyine düzenledikleri Barış Pınarı Harekatı'na yine çok güçlü destek geldiğine dikkati çeken Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Lafa gelince demokrasi ve insan haklarını kimseye bırakmayanlar, teröristleri kurtarmak için seferber olurken Pakistan, haklı mücadelesinde dimdik Türkiye'nin yanında yer aldı. Keza Elazığ, Malatya depreminin ardından devlet ricalinden, sokaktaki vatandaşa kadar tüm Pakistan'dan dayanışma mesajları aldık. Buradan bir kez daha tasasında ve sevincinde Türkiye'nin yanında olan Pakistanlı kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim, aramızdaki dayanışmayı daim ve kaim eylesin diyorum."

- "Pakistan'a destek vereceğiz"

Pakistanlıların da Türkiye'nin ve Türk milletinin dostluğundan emin olmalarını isteyen Erdoğan, "Geçmişte olduğu gibi gelecekte de daima Pakistan'ın yanında yer almayı sürdüreceğiz. Bu çerçevede güncel bir konu olan Mali Eylem Görev Gücü Toplantıları'nda siyasi baskı altına alınmak istenen Pakistan'a destek vereceğimizi de özellikle ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan'ın kalkınma ve refah yolunda mesafe kaydetmeye devam ettiğini vurgulayarak, ekonomik kalkınmanın bugünden yarına gerçekleşecek bir hadise olmadığını, bunun için çok çalışmak, planlı hareket etmek, azim, inanç ve özgüvenle davranmak gerektiğini dile getirdi.

Kalkınmada istikrar ve güvenin olmazsa olmaz iki şart olduğuna işaret eden Erdoğan, "Pakistan'ın yasama, yürütme, yargı ve askeri kurumlarıyla el birliği içinde sergilediği çabaların kısa zamanda meyvelerini vereceğine inanıyorum." dedi.

- "Bizim yol haritamız olacaktır"

İş ve yatırım ortamını iyileştirmeyi esas alan adımların Pakistan'ı yatırımcıların gözünde daha cazip bir ülke haline getirdiğini vurgulayan Erdoğan, Pakistan'a farklı sektörlerden büyük bir iş adamı grubu ile geldiğini, cuma namazının ardından Türkiye- Pakistan İş Forumu'nda yatırımcılarla bir araya geleceklerini bildirdi.

Böylece bir kez daha Pakistan'ın müreffeh geleceğine ve ekonomisine olan güvenlerini teyit edeceklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakanın Türkiye ziyareti sırasında, ilişkilerimizi derinleştirme konusunda mutabakata varmış ve arkadaşlarımızı talimatlandırmıştık. Bugün imzalayacağımız; stratejik ekonomik çerçeve ve eylem planı metinleri, ticaretten altyapıya, yatırımlardan turizme, geniş bir yelpazede bizim yol haritamız olacaktır. Ayrıca bugün, iki ülke arasında 2009 yılında tesis edilmiş olan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin 6'ncı toplantısını gerçekleştireceğiz. Pakistan'daki 210 milyon ve Türkiye'deki 83 milyon insanımızla el ele vererek, ekonomik ilişkilerimizi hak ettiği noktaya beraberce taşıyacağız."

- "Pakistan'ın karşılaştığı zorlukları gayet iyi anlıyoruz"

Erdoğan, Pakistan'ın terörle mücadelede sergilediği çabaları da takdirle takip ettiklerini belirterek, buranın bölgesindeki istikrarsızlıklar, terör ve çatışmalardan çok çekmiş bir ülke olduğunun altını çizdi. Erdoğan, "35 yıldır bölücü terörle mücadele eden DEAŞ'tan, PKK ve FETÖ'süne kadar dünyanın en vahşi örgütlerinin hedefinde olan bir ülke olarak, Pakistan'ın karşılaştığı zorlukları gayet iyi anlıyoruz. Terörle mücadelesinde Pakistan'ı desteklemeyi sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.

İslam dünyası olarak, terörden çatışmalara, İslamofobi'den neonazi örgütlere, mezhepçilik fitnesinden açlık ve fakirliğe kadar, ciddi sorunlarla boğuştuklarını vurgulayan Erdoğan, Pakistan ve Türkiye'nin coğrafi konumları hasebiyle bu krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında geldiğini anlattı.

İslam'da kardeşlik hukukunun, mümin kardeşine destek olmak yanında, sıkıntılarına taraf, müdahil olmayı da gerektirdiğine işaret eden Erdoğan, Hucurat suresinde geçen "Ancak Müminler kardeştir" sözünü hatırlattı.

- "Türkiye'nin öncelikli hedefi, kanı, yıkımı, zulmü ve gözyaşını durdurmaktır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, müminler topluluğu karşısında bir kardeşleri ve ümmetin bir ferdi olarak, milyarlarca kişinin de mesuliyetini taşıdıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kısa vadeli çıkarlar, günlük hesaplar bizim ebedi ve ezeli kardeşliğimizin önüne geçemez. Mezhep, meşrep, kabile, dil farklılıkları, bizim cihanşümul kardeşliğimizin üstüne çıkamaz. Hiçbir sınır, hiçbir mesafe, mümin gönüllüler arasında hudut çizemez. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenmek, zulme uğruyorsa onun yanında durmak bizim görevimizdir. Çünkü bizim inancımızda kimden gelirse gelsin zulme rıza zulümdür. Türkiye olarak, bu anlayışla ümmetin arasındaki ayrılıkları gidermek, anlaşmazlıklara çözüm bulmak, Filistin, Kıbrıs ve Keşmir başta olmak üzere haklı davalarımızda sahip çıkmak için gayret gösteriyoruz."

Erdoğan, Suriye'deki çatışmalardan ve rejimin zulmünden kaçan 4 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yaptıklarını da hatırlatarak, maddi imkanları Türkiye'den kat be kat fazla olan ülkelerin Suriyeli mazlumları kaderine terk ederken, Türkiye'nin 40 milyar doların üstünde harcama yaptığını aktardı. Erdoğan, "İdlib'le ilgili son günlerde attığımız adımların gayesi de 4 milyon mazlumun, rejimin varil bombaları altında can vermesinin önüne geçmektir. Libya'dan Yemen'e kadar çatışmaların olduğu her yerde Türkiye'nin öncelikli hedefi, kanı, yıkımı, zulmü ve gözyaşını durdurmaktır." diye konuştu.

İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığı sırasında, İslam ümmetini ilgilendiren tüm konularda aktif bir çabanın içinde olduklarına da işaret eden Erdoğan, "İlk kıblemiz Kudüsü Şerif'e yönelik İsrail saldırıları karşısında onurlu ve kararlı bir duruş sergiledik. Özellikle son zamanda malum gerek Sayın Trump ve Netanyahu arasındaki Kudüs'le ilgili atılan adımda Orta Doğu'da 'son asrın, yüzyılın barış planı' diye yutturulan plan, bir barış planı değil, bir işgal projesidir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Kudüs bizim kırmızı çizgimiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs'ün kırmızı çizgileri olduğunu hatırlatarak, "Haremi Şerif'i işgalci İsrail yönetiminin insafına terk etmeyeceğimizi tüm dünyaya ilan ettik. Geçtiğimiz haftalarda Amerikan yönetimi tarafından 'yüzyılın planı' adı altında açıklanan işgal, ilhak ve yıkım planı karşısında da en güçlü tepkiyi yine biz verdik, vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Keşmir'e sahip çıkarak bu meseledeki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Keşmirli kardeşlerimizin on yıllardır çektiği sıkıntıların son dönemde atılan tek taraflı adımlarla daha da ağırlaştığını görüyoruz. Mevcut durumu kötüleştiren, Keşmirlilerin özgürlüklerini ve kazanılmış haklarını elinden alan bir tutumun kimseye faydası yoktur. Keşmir sorunu, çatışma veya baskıyla değil, ancak adalet ve hakkaniyet temelinde çözülebilir. Böyle bir çözüm tüm tarafların menfaatlerine hizmet edecektir. Türkiye, Keşmir meselesinde adaletin, barışın, diyalog yoluyla çözümün yanında yer almayı sürdürecektir."

Erdoğan, Pakistan'ın Afganistan barış sürecine müspet katkılarını çok değerli gördüklerini kaydederek, "Türkiye olarak bu süreçte ikisi de kardeşimiz olan Pakistan ve Afganistan'a gereken desteği veriyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının sonunda Pakistan milli marşının bestecisi olan Ebü'l-Eser Hafız'ın "Sen ey mukaddes ülke mübarek ol. Sen ey güzel diyar mesud ol. Sen ey yüksek şanlı azim nişanesi Pakistan toprağı imanımızın merkezi şad ol." dizelerini okudu.

- Notlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan İmran Han'ın Parlamento Binası'na gelişini parlamento üyeleri masalarına vurarak karşıladı. İki ülke milli marşlarının dinlenilmesinin ardından, Kur'an tilaveti gerçekleştirildi.

Konuşmasının ardından Pakistan Milli Meclisi Şeref Defteri'ni imzalayan Erdoğan'a, Pakistan Başbakanı İmran Han ile beraberindekiler eşlik etti.

Oturuma, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile çok sayıda yabancı misyon şefi de katıldı.

(Bitti)




Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.