Erdoğan ipleri eline aldı!

Erdoğan ipleri eline aldı!

Dünkü gazetelerin manşetleri, Başbakan'ın ustaca manevrasına aracılık ediyordu. Başbakan "irtica tartışmalarına" yeni bir boyut kazandırıyor. Erdoğan'ın yeni hamlesi Türkiye'deki siyasi havayı tam tersine çevirecek…

Dün sabah tüm gazeteleri alıp yan yana koyduysanız hepsinde aynı manşeti gördünüz: Başbakan'dan 5 öneri… Başbakan, İngiltere gezisinin dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını cevaplıyor ve şu beş öneriyi ortaya atıyor:


1-Taraflar kim olursa olsun, ülkeyi gerecek yaklaşımlardan kaçınmamız lazım. Ülkede olmayan şeyleri varmış gibi göstermenin hiç kimseye faydası yok.


2-Kimse irticaya hukukî bir tanım getiremiyor. Hep siyasî bir yaklaşımla olay değerlen-diriliyor. Bu da mütedeyyin insanları rahatsız ediyor.


3-İddiaların bilimsel tabanının olması gerekiyor. Her iddia bir ispat gerektiriyor. Eğer bunların ispatı yoksa kabul etmek mümkün değil.


4-Bu tartışmalar kamuoyu önünde yapılmamalı. Kendi aramızda, MGK'da veya ikili görüşmelerde bunları rahatlıkla müzakere edebiliriz.


5-Kenarda olanları yumuşatıp merkeze çekmemiz lazım. 'Bunlar nasıl olsa aşırı, orada kalsınlar' demek yanlış. Onlar da bizim insanımız, bizim halkımız.


Bu önemli hamle, ne anlama geliyor?


İlk okunduğunda insanın aklına 2. "28 Şubat vakası" gibi gelebilir. Sanki Erbakan'ın İsrail ile yapılan anlaşmaları imzalaması, yani "geri adım" atması gibi… Fakat Başbakan'ın sözlerine derinlemesine inildiğinde, önerinin bu problemi kökten çözecek, Türkiye'deki aşırılıklarla mücadeleyi sağlayıp, dindar insanların durumunu rahatlatacak bir öneri olduğu anlaşılıyor. Çözümün sırrı ise Başbakan'ın "gelin irticayı tanımlayalım" önerisinde gizli.


MEDYA NEDEN TERS DÖNDÜ?


Basının konuya yaklaşımı oldukça olumlu. İşin açıkçası, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın konuşmasından bu yana basının hükümeti eleştiren yaklaşımında ciddi bir değişim var. Bunun sebebi o konuşmanın AB'yi hedef alması mıydı? Büyük bir ihtimalle. Büyükanıt Paşa'nın konuşması ile basın, AB ile hükümete muhalefet arasında bir tercih yapmaya zorlandı. Basın, AB ile ilişkileri bağlamında, şimdilik AB tarafını seçmiş gözüküyor.


BAŞBAKAN "HEP BİR ADIM ÖNDE"


Kısacası Erdoğan, yaptığı çıkışla ipleri tekrar eline almış oluyor. Top bundan sonra "diğer tarafın" ayağında. Topu taca atmak da mümkün, gole çevirmek de. Ancak Başbakan öyle bir hamle yaptı ki, top gole gitse de kazanacak, taca çıksa da.


Gol olursa Başbakan kazanacak, çünkü Türkiye'nin köklü bir problemi tarihin tozlu raflarında yerini alacak. Bu elbette çok zor bir olasılık. En azından çok uğraş vermek gerekiyor. Ancak Başbakan "gol olduğu takdirde" sadece problemi çözmüş ve toplumda bir rahatlama yaratmış olmayacak, ayrıca Çankaya yolundaki en büyük dikeni ortadan kaldırmış olacak.


Peki top taca çıkarsa, yani "karşı taraf" Başbakan'ın önerisini dikkate almazsa ne olacak. Başbakan tekrar karlı çıkacak. Zira çözümsüzlük tarafında olmadığını gösterecek. Çözümsüzlüğü "karşı tarafın" istemediğini, huzursuzluğun nedeninin AK Parti'nin dışında aranması gerektiğini cümle aleme anlatmış olacak. Tutanak-Memleket