Erdoğan: Anayasa milletin eseri olacak

Erdoğan: Anayasa milletin eseri olacak

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Kızılcahamam kampında iç ve dış siyasî gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi, sivil anayasanın çerçevesini çizdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Kızılcahamam’daki ‘18. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında konuştu. “Türkiye, Avrupa Birliği standartlarına bugün en yakın olduğu noktadadır. Aslında AB standartlarına sahibiz. Bunlar bizde var, ‘niye olmuyor’ derseniz onlar çok iyi biliyor, biz de biliyoruz, ama germeye gerek yok, yolcu yolunda gerek. Bütün çifte standartlara, haksızlıklara rağmen biz reform sürecinde kararlıyız, kararlı bir şekilde de yolumuza devam ettireceğiz. Varsın onlar kendi ayak oyunlarını sürdürsünler, verdikleri sözü tutmasınlar, ama karşı karşıya gelip konuştuğumuzda inanın bize bir cevap veremiyorlar, kendilerini savunamıyorlar. Niye? Haklı değiller” diyen Başbakan Erdoğan şu mesajları verdi:

Zaten ne halde oldukları da ortada... Dökülüyorlar, her şeyleri dökülüyor, üyeleri dökülüyor, parada pulda ne olduğu belli, Avrupa Birliği Merkez Bankası onlara para yetiştirmeye çalışıyor, karşılıksız para basıyor, ama Türkiye onlarla ayakta durmuyor, kendisi milletiyle ayakta. Kredi derecelendirme kuruluşları her gün notunu yükseltiyor.

AB AKIL TUTULMASI İÇİNDE

Müktesebata uyum sürecini tamamlayalım gerisini o zaman konuşacağız. İlerleme Raporu bir kez daha bazı konularda Avrupa Birliği’nin ciddi bir akıl tutulması içerisinde olduğunu gösterdi. Müzakere sürecini tıkayan sorunlarda AB’nin statükocu bir yaklaşımı benimsediğini, bir kez daha gördük. ‘Ne yapayım da Türkiye’ye çamur sıçratalım’ dert bu.

Sondaj konusuyla Kıbrıs meselesinin çözüm süreci sabote edildi. Bu sorumsuz hareketleri herkes dikkatle ve ibretle izliyor. Hiç kimse Ada’nın ortak malı ve ortak zenginlikleri üzerinde tek taraflı hak iddia edemez. Hak iddia eden ve hatta bu doğrultuda tek taraflı çabalara girişen olursa da Türkiye’den bunun karşılığını misliyle görür. Kıbrıs bizim milli davamız. Başından beri ‘kazan-kazan’ ilkesini savunduk.

KKTC, AB’NİN NAMUSUDUR

Başından beri yapıcı olan, sözlerini tutan taraf biz olduk. Ama sürekli çözümden kaçan ve işi yokuşa süren ise Rumlar oldu. Buna rağmen AB üyeliği ile ödüllendirilen de yine Rumlar oldu. Özellikle AB’ye sesleniyorum: Hiç rahatsız olmasınlar, çünkü bu bizim hakkımız. Bu sorun artık AB için bir namus meselesidir. AB, ya 2004 yılında yaptığı tarihi hatadan geri dönerek, 26 Nisan 2004 tarihli Konsey kararını uygulayacak ve KKTC ile ticaretin önünü açacak ya da Rum kesimini şımartmaya devam ederek, ömür boyu bu kara lekeyle yaşamak zorunda kalacak.

Bizim arzumuz 2012 yılının ikinci yarısında Birleşik Kıbrıs Devleti’nin AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenmesidir. Aksi takdirde tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin üstleneceği bir Dönem Başkanlığı’nda, bizim için yok hükmünde olan bir sözde ülkeyle aynı masaya oturmayız, oturmayacağız. O 6 ay içerisinde AB, karşısında Türkiye’yi bulamayacaktır, çünkü muhatabımız Güney Kıbrıs değildir.

TERÖRLE MÜCADELE MESAJI

Demokrasinin yollarına mayın döşeyenlerin kandan beslenmesine izin vermeyeceğiz. Süreci yeni baştan ele aldık ve yeni açılımlar, ilave tedbirler geliştirdik. Şartlar neyi gerektiriyorsa o yapılıyor, eksik bir şey varsa tamamlanıyor. Terörün acısını en çok o bölgede yaşayan masum insanlarımız çekiyor. Terörist, acıyı büyütmek için evine ekmek alan polisime, askerime kurşun sıkıyor. Hamile kadına, bir veda yemeğine giden genç kızların yoluna pusu kuruyor.O cinayet örgütü, kaos istiyor, aklıselimin,metanetin kaybolmasını istiyor. Bu büyük millet bu tuzağa evvelallah düşmeyecek.

Zerdüşt anlayışın başörtüsü derdi mi olur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, isim vermeden Meclis’te başörtüsü önergesi veren BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’i de şu sözlerle eleştirdi: “Son hafta içerisinde bakıyorsunuz bir grup çıkıyor hemen pat bir önerge sunuyor, öyle bir derdi yok, öyle bir derdi olsa zaten olması gerekeni de yapar, kaldı ki buna mani bir hal de yok. Madem böyle bir şeyi istiyorsun, yola çık yap, mani bir hal yok. Benim başörtülü kardeşlerimi niye istismar ediyorsun, yapacaksan yap, gelsin girsinler. Senin böyle bir derdin yok ki. Dini Zerdüştlük olan bir anlayışın böyle bir derdi olabilir mi? Dert istismar, acaba AK Parti’yi köşeye nasıl sıkıştırırız, geç o işi geç, siz bizi köşeye sıkıştıramazsınız. Bu millet kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor, bu iş konuşulmaz, bu iş yaşanır, yapılır. Biz bunu yapıyoruz, ama bu ülkeyi lüzumsuz olarak germeye de kimsenin hakkı yok. Bunu bu salonu dolduran kardeşlerim, bizi ekranları başında bizi dinleyen milletim çok iyi biliyor.”

ANAYASA HAYATİ GÖREV

Millet ülkesinin ev sahibi olacak

12 Haziran seçimlerinde yeni bir anayasa için kendilerine hayati bir görev verildiğini belirten Erdoğan, “AK Parti hükümetinin önündeki en öncelikli mesele yeni anayasa çalışmaları. Konu TBMM’nin ve siyaset kurumunun en önemli gündem maddesidir. İstiyoruz ki milletçe gelin bu üzümü yiyelim, bağcıyla uğraşmayalım, bu işi bitirelim. Çünkü biz söz verdik, bu sözü yerine getireceğiz. Milletin eliyle yapılacak yeni anayasa için siyaset kurumu başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerle birlikte son derece pozitif bir iklim mevcut. İyi bir başlangıç yapılmıştır, inşallah bir irade zaafına uğramadan, politik rekabete feda etmeden Türkiye’ye yaraşır bir vakar ve olgunlukla bu işi tamamlayacağız. Yeni anayasamız bürokratik ideolojilerin değil milletimizin eseri olacaktır. Demokrasimizi geliştiren, özgürlük alanlarını genişleten yeni bir anayasa şart olduğunda herkes hemfikirdir. Millet eliyle yapılacak olan bu anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına kendi ülkelerinde ‘ev sahibi’ olduklarını hissettiren, vatandaşlık aidiyetlerini perçinleyen bir anayasa olacaktır” dedi.

AK PARTİ AÇIK DAVRANDI

Komisyon için eşit üye istedik


Yeni anayasa çalışmalarını millete layık olabilmek için hakkıyla yapacaklarını ifade eden Başbakan, “Bütün samimiyetimizle ön yargılar ve ön kabuller olmadan bütün inandıklarımızı açıkca ortaya koyduk. ‘Bizim 326 milletvekilimiz var, en güçlü parti biziz’’ demedik. Şu anda grubu bulunan dört parti var. Şu anda TBMM Başkanı bizden 3’er üye mi istiyor? 3’er üye. ‘Hayır, bizim 326 var, dolayısıyla adil bir sayı istiyoruz’, böyle bir itirazda bulunmadık. Baştan söyledik, ikiyse iki, üçse üç. 29 üyesi olan da 3 üye, 326 üyesi olan AK Parti de 3 üye vermeyi kabul etti. Niye? İstiyoruz ki milletçe gelin bu üzümü yiyelim, bağcı ile uğraşmayalım. Çünkü biz bu sözü verdik ve bu sözün gereğini de yerine getireceğiz. Özgürlük alanlarını ta baştan sınırlayan, belirlenmiş sabitelerle toplumu şekillendirmeyi hedefleyen bir anayasa değil, evrensel değerlerle tezat teşkil etmeyen ve milletimizin rızasına uygun bir anayasaya ihtiyacımız var. Bunu Anadolu’yu dolaşırken kamuoyu araştırmalarıyla da gördük” dedi.

KAMUSAL ALAN TARTIŞMALARI

Toplum huzuru için susmuştuk


29 senedir tartışılan darbe anayasasının, artık Türkiye’ye uygun olmadığı konusunda herkesin mutabık olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlayın kamusal alan tartışmalarını, neler çektik değil mi? Hem bir taraftan gülüyorduk bu tartışmalara, ama bir taraftan da uymak durumunda kalıyorduk. Neden? Toplum gerilmesin. İşte bu tartışmaların olduğu dönemlerde, devleti milletten esirgeyen bir anlayışı yaşadık, ama biz bunları asla kabul etmiyoruz. Devleti millete ait kılan ve vatandaşlık aidiyetini perçinleyen bir anayasaya ihtiyacımız var. Bizim milletimizi yüzyıllardır ayakta tutan bir değerler sistemimiz zaten var. Türkiye artık, kapalı devre bir ülke değil. Artık, eski vehimlere yeni vehimler ekleyemeyiz. Unutmayalım ki bizim temel meselemiz devletimizin hukuk zeminini sağlam kılmaktır. Gerisi, detaydır, teferruattır, usule ilişkindir. Türkiye yeni dünyanın kutup yıldızı olmak için sabırsızlanıyor.”