'En mutlu holding patronu kimdir?'

'En mutlu holding patronu kimdir?'

“En mutlu holding patronu kimdir?” dedi, “Bilmem” dedim. “Ben söyleyeyim” dedi.

Zülfü Livaneli -VATAN

 

En mutlu holding patronu kimdir?

 

Elimde olsa bütün günlük gazetelerin, bir yıl önceki baskılarını da ek olarak vermesini sağlardım.

Ya da yazarların köşelerinin yanında bir yıl önce ne yazdıklarına ilişkin bir özet koyardım.

Çünkü gazetecilikteki “gündelik gerçek” kavrayışı beni çok rahatsız ediyor.

“Gündem” olarak kutsallaştırılan kavram, gazetecileri aynen siyasetçiler gibi sorumsuz hale getiriyor.

Oysa her insan geçmişte söylediği sözlerin sorumluluğunu taşımalı.

Hele bu sözler basılıyor ve kamuya yayınlanıyorsa.

Türkiye siyasetinin ana ilkesi olan “Dün dündür, bugün bugündür!” anlayışı, gazetecilere, ömrü tek gün olan yazılar yazdırıyor.

***

Benim durup durup eski yazılarıma ya da sözlerime başvurmam bundandır işte.

Çünkü bakıyorum, hep aynı yanlışlar yinelenip duruyor.

Siz de bunları yazmaktan, anlatmaktan, açıklamaktan bıkıyorsunuz.

***

Şimdi CHP kurultayı mevsimi açıldı ya bu hafta herkes bu konuyu işler.

Sağcı yazarlar her zaman olduğu gibi Baykal’ı öven yazılar yayınlarlar, solcular ise solun sırtını yere getirdiği için eleştirirler.

Ama özne değişmez: Baykal!

Bu yıl da gelecek yıl da on yıl sonra da Baykal!

Dilerim Baykal 90. yaş gününü görkemli bir kurultayla kutlar ve şu anda çocuk olan birçok yazar da “CHP yazarları” kervanına katılır.

***

Boşuna kimse beklemesin: CHP meselesi hiç bitmez; değişim meğişim de olmaz.

Çünkü Deniz Baykal’ın karşısına çıkacak olan her adayın, 258 delegeden ön imza alması gerekiyor.

Çin seddi gibi bir şey.

İşin tuhafı da bu Çin seddi tüzüğünü hazırlayanların, bugün Baykal’a karşı aday olmaları ya da aday çıkarmaları.

***

Bence artık kişilerden çok bu partiye egemen olan iklimin ve partinin insan ilişkilerinin analizini yapmak gerekiyor.

Galiba CHP içi mücadelelerin karakter bozucu bir yanı var.

Çünkü en güvendiğiniz kişiler bile bir anda kaypaklaşabiliyor; konum değiştirebiliyor.

Bugün bir yerdeler, ertesi gün bir bakıyorsunuz ki bambaşka bir yerdeler.

Böyle davranışlar CHP’de doğallaşmış durumda.

***

Bakın, bu konuda yazmak bile sıkıntı verdi bana.

Çünkü herkes her şeyi biliyor, söyleyenecek bütün sözler söylenmiş.

“Kendi düşman dili dost” lardan göz gözü görmüyor.

Ama kimse uğraşmasın:

CHP artık bir “özel mülkiyet” konusudur.

***

Bu konuda duyduğum en güzel sözü, iki yıl önce uçakta karşılaştığım bir eski gazete patronu söyledi.

Başına çok işler gelmiş, feleğin sillesini yemiş olan bu eski gazete sahibi sordu bana.

“Türkiye’nin en mutlu holding patronu kimdir?”

“Bilmem” dedim.

“Ben söyleyeyim” dedi, “Deniz Baykal’dır. Çünkü plazası, makam otosu, emrinde çalışan binlerce insanı var. Trilyonlara hükmediyor, her yere özel uçakla gidiyor ve hiçbir sorumluluğu yok. Bundan büyük mutluluk olur mu?”

***

Bunun için CHP’de “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine.”

“Neden?” mi diyorsunuz?

Kısaca cevap vereyim: “Hiç kimse CHP’nin başındaki kişiden yalansız dolansız, ahlaklı bir duruş talep etmiyor; bu ilkelere aykırı davranışlarını gördüğünde kendisinden hesap sormuyor da ondan!”

Üzülerek belirteyim ki bu tanıma yalnız “delege” değil “sol seçmen” de dahildir.