Eğitim-İş, 10. yılında

Eğitim-İş, 10. yılında

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun, Eğitim-İş’in kuruluşunun 10. yılıyla ilgili bir mesaj yayınladı

 

Eğitim-İş’in 10. yılına ulaşmasının mutluluğunu yaşadıklarını belirten Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun, “Eğitim-İş olarak, Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzeni, demokratik ve ulusal eğitim değerlerini korumak ve sonsuza kadar yaşatmak için mücadele etmek üzere çıktığımız yolda 10 yılı arkamızda bıraktık. 17 Ekim 2005 tarihinde kurulan Eğitim-İş, 10 yıllık sürede; eğitim çalışanlarının, tüm emekçilerin, günden güne yoksullaşan halkımızın ve karanlığa sürüklenen ülkemizin umudu haline gelmiştir. Eğitim-İş, 10 yıllık sürede, yüz yıllık sendikal mücadele geleneğimizden ders alarak yoluna devam etmektedir. Bugün Encümen-i Muallim’den, TÖS’ ten, TÖBDER’den devraldığımız kültür, birikim ve cesaretle, Köy Enstitüleri ile Fakir Baykurt’un yurtsever ve mücadeleci ruhunu birleştirerek yeniden kurduğumuz Eğitim-İş’imizi, Edirne’den Van’a, Hatay’dan Sinop’a yurdumuzun dört bir tarafındaki eğitim çalışanlarıyla kucaklaştırdık. Gözlerimizdeki mutluluğun pırıltısını, yüreğimizdeki coşkuyu ve heyecanı hiçbir zaman yitirmeden birbirimizle paylaştık” dedi.

Kurulduğumuz günden Beri Mücadele Ediyoruz

Şükrü Balun, Eğitim-İş’in kurulduğu günden beri mücadele ettiğini ifade ederek, “17 Ekim 2005’ten bugüne emeğimiz ve geleceğimiz için canımız pahasına mücadele ettik. Mücadelemiz Cumhuriyetin bütün kurumlarının teslim alındığı yeni dönemde çok daha çetin geçecek. İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte, başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin Yeni Dünya Düzeni kapsamında sömürüyü alabildiğine yoğunlaştırdıkları, küreselleşme adı altında yapılan uygulamalarla emek örgütlerini ve demokratik kitle örgütlerini işlevsizleştirdikleri, yapılan özelleştirmelerle taşeronlaştırmayı etkin kıldıkları görülmektedir. İçinde bulunduğumuz dönem, siyasal iktidarın faşizan politikalarının, her türlü haksızlığın ve hukuksuzluğun yaşandığı, yargının ve adaletin çöktüğü bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitimin askıya alınmaya, Cumhuriyet eğitim sisteminin ve oluşturduğu kültürün tasfiye edilmeye çalışıldığı, Atatürk devrim ve ilkelerinin yok edilmek istendiği bir süreç yaşanmaktadır. Eğitim-iş tam da böyle bir dönemde, sınıf mücadelesini hatırlatan bir başkaldırı olarak tarih sahnesindeki yerini tekrar almıştır: Eğitim-İş, AKP iktidarına karşı yürütülen muhalefetin demokratik ve meşru mücadeledeki en önemli direnç merkezi haline gelmiştir. Siyasal iktidar, geride bıraktığımız 13 yıl boyunca, eğitim sistemini kendi çıkarları için kullanacağı bir araca dönüştürmüştür. Bu araç, gerici ve işbirlikçi iktidara seçmen ve oy devşirmek için kullanılmaktadır. Doğal olarak özgür düşünceli insanlar yetiştirecek laik ve bilimsel eğitim yok edilmek istenmektedir. İktidarın bütün eğitim uygulamalarında bu amacı taşıyan somut izler görülmektedir. Bir başka deyişle eğitim yoluyla insan yetiştirme amacı değil, yetişecek olan insanlar üzerinde bir kontrol sağlama amacı güdülmektedir” şeklinde konuştu.