EĞİTİM-BİR-SEN; varoluş hikmeti mi, kemiyetin gücü mü?

Yıl 1992…

Mecliste temsili ile birlikte toplumsal tabanını genişletmeye başlayan Refah Partisi ve temsil ettiği misyona karşı Devletin derin mahfillerinde oluşan hoşnutsuzluğun bin yıl sürecek bir süreci ’28 Şubat’  başlatacağını kimse öngörmemiştir herhalde,  Bir kişi hariç…

23 Ekim 2015’de Ankara Memur-Sen Büyük Vefa Buluşmasında  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Memur-Sen, o günkü mütevazı gücü ile büyük bir görev ifa etmiştir. Memur- Sen olmasaydı 28 Şubat çok daha zalimce davranacak cesareti kendisinde bulurdu. 28 Şubatı nihayetlendiren 2002 seçimlerinde Cenabı Hak bize zaferi nasip ettiyse bunda Memur- Sen' in payı büyüktür.’ Açıklaması 1992’de Eğitim-Bir-Sen’in kuruluş kararının verildiği yukarıdaki resmi daha bir anlamlı kılıyor.  Eğitim-Bir-Sen’in kuruluşunun hemen ardından 3 yıl sonra 1995’de Memur-Sen kuruldu. Her iki kararın alınışında  28 Şubatın mazlumu ve mağduru Savunan Adam’ın teşviki, tazyiki belirleyicidir.

28 Şubat 1997’i ve 2005-2007 darbe süreçlerini 1992’de görebilmek ve tedbirlerini alabilmek… Yıllar sonrasını görebilen stratejik ufuk…Cenab-ı Hak’kın bir ihsanı…

Eğitim-Bir-Sen için, 1992’li yıllar sendikal dilin, kültürün öğrenildiği yıllardır. Sendikacılığı öğrenirken hemen ardından başlayan 28 Şubat zulüm idaresine karşı teşkilatlanma, birlikte varoluşun haykırıldığı bir dönemdir kuruluş yılları…

2004-2005’e kadar devam eden bu dönem, teşkilatlanmaya çalıştığımız, birbirimizi tanımaya başladığımız, gücümüzün sınırlarını gördüğümüz bir dönemdir.

Bu yıllar, tüm kurucu iradelerde gördüğümüz nefsin kardeşlik hukuku gereği hiçleştiği, aidiyetlerimizin pekiştiği yıllardır.  Fedakârlığın, diğerkâmlığın, ahde vefanın, cesaretin zirve örneklerinin sergilendiği yıllardır.

Bu dönem aynı zamanda yoklukla imtihan edildiğimiz dönemdir. Hepimiz imtihanımızı verdik, inşAllah kazananlardan olmuşuzdur…

Ardından 2005’lerden 2012’lere kadar devam eden ikinci dönemi,  vesayet rejime hayırlarımızı ve zulme isyanımızı haykırdığımız dönem olarak tanımlıyoruz. Genel Başkanımızın söylemi ile ‘Şeytan Taşladığımız’ dönemdir.

Sendikamızın reaksiyoner bir kimlikle varolduğu bu dönem, Türkiye’nin normalleşme sürecinde yaptığı mücadele ve etkileri  nedeni ile önümüzdeki yıllarda siyaset bilimi doktora tezlerine konu olacaktır. Böyle bir mücadelenin öznesi olmak, bir sendika açısından öncü ve özgül bir durumdur.

Bu mücadelede vesayet rejimi unsurlarının demokrasi dışı tutumuna rağmen Eğitim-Bir-Sen teşkilatlarının  isyan ahlakına vukufiyeti,  bir vesayet rejimin şiddete kullanılmadan normalleşmesini sağlamıştır. Bu, Eğitim-Bir-Sen’i, revizyonist sivil toplum hareketleri için rol model olarak mustesna bir saygınlık kazanmasını sağlamıştır. Yine sendikamızın gerek yöntem olarak barışçı ve sivil yöntemleri öncelemesi, gerekse sürecin sonunda ‘yetmez ama evet’ ile somutlaşan daha çok demokrasi talebi ve demokratik kurumların inşası çabası bu döneme renk veren diğer  not edilmesi gereken  hususlardır.

2004-2012 dönemi aynı zamanda Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in kitleselleştiği, güçlendiği, toplumsal meşruiyet alanının herkes tarafından kabullenildiği bir dönemdir.  

2012’lerden bugünlere uzanan son nihai dönemi ise İnşa dönemi olarak tanımlayabiliriz. Sendikal varoluşumuzu tanımlayan ana saik olan hayrı teşvik ve inşa, şerri tenkid ve imha stratejisinde hayrı teşvik ve inşasını öncelediğimiz dönemdir. Başörtüsüne Özgürlük için 10 milyon imzanın toplandığı, üniversiteye girişte katsayı ayrımcılığının sonlandırıldığı, imam hatip okullarının teşvik edildiği, 4+4+4 kademeli geçişin gerçekleştirildiği, karma eğitim dayatmasının sonlandırılmaya çalışıldığı, gençlik ve eğitim faaliyetlerine ağırlık verildiği, İslam dünyası eğitim sendikaları ile işbirliği imkanlarının araştırıldığı bir dönemdir. Eğitim-Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube’nin Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi ile birlikte düzenlediği ‘KUDÜS’ konulu yarışmada bir neslin inşası çabasında bir arayış olarak zikredilebilir. Bu dönem aynı zamanda makro planda Anayasa Çalıştayları, Yükseköğrenim Çalıştayları, seminer, sempozyum gibi faaliyetler ile ortak aklı tesbite çalışıldığı bir dönemdir.

Bu dönemde niteliğin gücü yanına sayıların gücünü de ekleyebilmek için, Eğitim-Bir-Sen’in 400.000’li sayıları Memur-Sen’in 1 milyon üye kampanyaları düzenlediği bir dönemdir bu dönem.

Batılı Formda sendikal kimliğimiz için sayılar çok önemli. Ancak bizi biz yapan medeniyet değerlerinin inşa ettiği sendikal kimliğimiz bize aidiyetin, mensubiyetin vukufiyetin ihmal edilemeyeceğini icbar etmektedir. Malum kemiyet-keyfiyet dengesi....

Biri diğerinin alternatifi değil. Biri olmazsa diğeri olmaz değil. Her biri diğerine feda edilemeyecek kadar değerli...

Biri madde planında gücümüz, diğeri mana planında varoluş hikmetimiz...

Biz seferden mesulüz. Seferimiz hayrola…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum