Esat Çoğal
Dünya Değişiyor, Türk Futbolu Yerinde Sayıyor
2026 Dünya Kupası bitti….
Ama Dünya Kupası’nın ardından futbol dünyasında başka bir hareket başladı:
Hesap verme hareketi.
Turnuvaya katılan 48 takımın teknik direktörlerinden 16’sı Dünya Kupası sonrasında görevinden ayrıldı.
Yani 48 takımlı turnuvaya başlayan teknik direktörlerin yaklaşık üçte biri bugün artık görevinde değil.
Kimi istifa etti, kimi görevden alındı, kimi de sözleşmesinin bitmesiyle koltuğunu bıraktı.
Çünkü bazı ülkeler başarısızlığı sadece “şanssızlık” diyerek geçiştirmedi.
Sorumluluk aldılar.
Hatta bazı ülkelerde federasyon yönetimleri bile değişti.
Peki biz ne yaptık?
Hiçbir şey.
Türkiye Dünya Kupası’nda yoktu.
Ama mesele sadece milli takımımızın Dünya Kupası’na katılamaması da değil.
Asıl dikkat çekici noktalardan biri de hakemlik.
2026 Dünya Kupası’nın resmi hakem kadrosu 52 orta hakem, 88 yardımcı hakem ve 30 VAR hakeminden oluştu.
Toplam 170 hakem.
Ve bu 170 kişilik kadroda Türkiye’den tek bir isim bile yer almadı.
Ne orta hakem…
Ne yardımcı hakem…
Ne de VAR hakemi.
Koskoca bir Dünya Kupası ve Türkiye’den sıfır hakem!
Türk futbolunun dünyanın en büyük futbol organizasyonunda hakemlik kategorisinde bile temsil edilememesi, üzerinde ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir durum değil midir?
Elbette Türkiye’de FIFA kokartlı hakemlerimiz var.
Ama mesele FIFA kokartı taşımak değil.
Mesele, o hakemlerin dünyanın en büyük sahnesine neden çıkamadığını sorgulamak.
Çünkü hakemleri yetiştiren bir sistem var.
Eğitim var.
Performans değerlendirmesi var.
Merkez Hakem Kurulu var.
Ve bütün bu yapının üzerinde Türkiye Futbol Federasyonu var.
O zaman sormak hakkımız:
Bu sonuç başarı mıdır?
Eğer değilse…
Sorumlusu kimdir?
Ve daha önemlisi:
Sorumluluk ne zaman alınacaktır?
Dünyanın birçok ülkesinde Dünya Kupası’nın ardından teknik direktörler değişirken, federasyon yöneticileri sorumluluk alırken bizde neden koltuklar bu kadar sağlam?
Neden başarısız olduğumuzda hep futbolcu suçlu?
Neden hep hakem suçlu?
Neden hep şanssızlık?
Neden hiçbir zaman yönetim ve sistem sorgulanmıyor?
Ben kimsenin koltuğuna göz dikmiş değilim.
Benim derdim kişilerde değil, sistem.
Çünkü futbol sadece 11 futbolcunun sahaya çıkmasından ibaret değildir.
Federasyon var
Teknik ekip var.
Hakemlik sistemi var.
Altyapı var.
Eğitim var.
Planlama var
Ve bütün bunların sonunda ortaya çıkan bir hesap verebilirlik kültürü vardır.
Dünyanın birçok ülkesinde kötü sonuç geldiğinde koltuklar sallanıyorsa, bizde neden hiçbir şey olmaz ve olmuyor?
Türkiye’nin Dünya Kupası’nda elenmesi zaten büyük bir hayal kırıklığıydı.
Ama Türkiye’nin Dünya Kupası’nda tek bir hakemle bile temsil edilememesi, Türk futbolu açısından ayrıca bir alarmdır.
Ve alarm çalıyorsa yapılması gereken şey, alarmın sesini kısmak değil;
yangının nerede çıktığını bulmak.
Artık Türk futbolunda başarıyı alkışladığımız kadar başarısızlığı da sorgulamalıyız.
Çünkü makamlar kalıcı olmamalı.
Koltuklar kimsenin şahsi malı değil.
O koltuklarda oturan herkes, Türk futbolunun geleceğine karşı sorumludur.
Dünya Kupası sonrasında 48 ülkenin yaklaşık üçte biri teknik direktörünü değiştirmişken, bazı ülkelerde federasyon başkanları da sorumluluk alıp görevlerinden ayrılmışken Türkiye’de hâlâ hiçbir şey olmamış gibi devam etmek…
Gerçekten normal mi?
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi..?
Türk futbolunda başarısızlık varsa, bu sorumluluğu kim üstlenecek?
Çünkü bazen en büyük hizmet, koltukta kalmak değildir,
gerektiğinde kalkıp adam gibi Erdem’li bir şekilde gitmeyi bilmektir.
Dünya futbolu değişiyor.
Teknik direktörler değişiyor.
Federasyon yöneticileri sorumluluk alıyor ve değişiyor.
Sistemler yenileniyor.
Türkiye ne zaman değişecek?
Çünkü artık mesele sadece Dünya Kupası’ndan elenmek değil.
TFF Süper Lig’inde yapılan şampiyonluklar.
Dikkat edin “ TFF Süper Lig’de Şampiyon olunmuyor ? Şampiyon yapılıyor” bu söz bana değil ; Erman Toroğlu‘na ait.
Mesele,neden bu noktaya geldiğimizi hâlâ ciddi biçimde sorgulamıyor oluşumuz.
Ve unutmayalım:
“Değişmeyen zihniyet, değişmeyen sonuçları üretmeye mahkumdur.”