Düğmeye Sezer basacakmış!
Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Cumhurbaşkanı Sezer ile görüşen Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk'u aradı.
İlhan Selçuk, geçen cuma günü Cumhurbaşkanı Sezer’le baş başa bir görüşme yaptı. Dün Cumhuriyet’te yayınlanan imzasız başyazı, işte bu son görüşmenin ışığında değerlendirildiğinde, bana siyasi açıdan ilginç göründü.
"2007’ye doğru Türkiye Cumhuriyeti büyük bir sınav yaşayacak ve gerilimden geçecek gibi görünüyor. Çünkü Başbakan ve Meclis Başkanı, takıyyeyi bir yana bırakarak geleceğe dönük programlarını ilan etmişlerdir."
Şimdi şu son bölüme dikkat: "Bu yolda yürürlerse, Sayın Cumhurbaşkanı ister istemez anayasal görevinin gereğini yerine getirmek zorunda kalacaktır ki Çankaya’nın bu tutumunu ’taraf tutmak’ diye nitelendirmeye çalışmak hukuk devleti mantığına aykırı davranmaktan gayrı bir içerik taşımaz."
Bu sözler ne anlama geliyor? Bir ihtimal "laiklik" maddesinin değiştirilmeye kalkışılması halinde Cumhurbaşkanı çok aktif bir şekilde devreye girecek. İkinci ama daha yoruma açık bir değerlendirme ise şu olabilir. Cumhurbaşkanı Sezer, Erdoğan veya Arınç’ın Çankaya’ya çıkmasının önünü kesecek bazı girişimlerde mi bulunacak? Öyleyse ne yapacak? Tayinleri, kararnameleri ve kanunları geri çevirmekten başka ne silahı var? Üstelik, 2007 yılından itibaren bir tür "topal ördek" olacak. Yani, "bavulunu toplayan" bir Cumhurbaşkanı haline gelecek. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı’nın elinde ne gibi yetkiler bulunabilir?
Cumhurbaşkanı Sezer ile İlhan Selçuk’un baş başa görüşmesinde nelerin konuşulduğunu doğrusu çok merak ediyorum.
Bu konuda her ikisi de ketum. Ama AKP kanadına tavsiyem şu: İlhan Selçuk’un dünkü yazısını ve benim bugünkü yazımı kesip bir kenara koysunlar. O üstü kapalı sözlerin şifreleri, 2007 Mayıs’ına yaklaşıldıkça tek tek açılacak.
İlhan Selçuk ile Sezer arasındaki bu sohbeti değerlendirirken, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasındaki "yakınlaşmayı" da bu çerçeve içinde değerlendirmek lazım. Bana sanki Sezer ile Demirel arasında da bir dirsek teması var gibi geldi.
Ankara’da başka şeyler de oluyor. Mesela, Kamran İnan ve arkadaşlarının kurduğu "Diyalog Grubu" gazetelere bir ilan vermek istiyor. Bu ilanda "cumhuriyet ve laik rejimin"in "tehdit altında olduğu" vurgulanarak herkes birleşmeye davet ediliyor.
Geçmişte, "Milliyetçi Cephe" siyasetlerinden çok çektik. Ayrıca bu tür zorlama politikalarla insanları bir çatı altında toplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Çünkü insanların tehdit algılamaları farklı oluyor. İşte o yüzden AKP yöneticilerinin, son zamanlarda kafalarda soru işaretleri yaratan demeçlerini gözden geçirmelerinin yararlı olacağını düşünüyorum.
Toplumu yumuşatmada birinci görev, hükümet olarak onlara düşüyor. Ertuğrul Özkök/Hürriyet