Doğanhisar: Testi ve termiyenin başkenti

Doğanhisar: Testi ve termiyenin başkenti

Gördüğü güzellikleri fotoğraflamayı ihmal etmeyen Zeki Oğuz bu kez Doğanhisar’daydı.

Testicilerin ve termiyecilerin başkenti Doğanhisar

 

Zeki Oğuz

 

Doğanhisar'a yıllar önce gitmiş, ama yeterince gezemeden dönmüştüm. Kötü bir huyum var, bir yeri gördüm diyebilmek için, ara sokaklarına dalmak, ören yerlerinde gezinmek, tarihini, doğasını solumak, insanlarıyla muhabbet edip dostluklar kurmam gerek.

Geçtiğimiz pazar bunu yaptım.

Ilgın'dan, gezmeyi seven dostları da alarak hep birlikte Doğanhisar'a gittik. Daha doğrusu bizi götürecek arkadaşın önemli bir sorunu çıkınca Doğanhisar Belediye Başkanı’na telefon ettik ve onun gönderdiği araba ile ulaştık bu güzel ilçemize.

Başkan Mehmet Öztoklu da bizi bekliyormuş. Makamında kısa bir çay molasından sonra onun rehberliğinde başladık geziye.

Doğanhisar 1912 yılında belediyelik olmuş. Nereyi kazsan tarih fışkırıyor ama ayakta kalabilmiş bir tarihi eser yok. Buna karşılık Anadolu'nun en eski ve en güzel camilerinden birine sahip.

 

İlçe Konya'ya 125 km. İzmir-Konya yolundan 18 km içerde. Sultan Dağlarının kuzeydoğu eteğine kurulmuş şirin ilçelerimizden biri ama bir yığın sorunla boğuşuyor. Bir zamanlar on bini aşan nüfus yedi bine kadar gerilemiş. Bunun nedeni tarım arazilerinin yetersizliği ve var olan arazinin de çok parçalanması.

Geçmişte Doğanhisar deyince testi gelirdi insanların aklına.

Başkan Mehmet Öztoklu'nun anlattığına göre geçmişte yüz yirmiyi aşkın testi ocağı varmış ilçede. Plastik ve alüminyum büyük bir darbe vurmuş, bu işkoluna. Günümüzde ancak üç beş atölyede testi üretiliyormuş. Bu testi ustaları da ancak mevsimlik işlerin dışında üretim yapıyorlarmış.

 

Adı Doğanhisar'la ortak anılan bir başka ürün ise termiye. Başta Konya olmak üzere ülkenin birçok yerine gönderiyorlarmış termiyeyi. Termiyeyi yenilebilir bir hale getirmek ise oldukça zor bir iş. Bunun için günlerce suda bekletmek, zehrinden arındırmak gerekiyor. Termiyenin bazı böbrek hastalıklarına, romatizmaya, siyatik ağrılarına iyi geldiği ve idrar söktürücü olduğu söyleniyor.

Doğanhisar Meslek Yüksek Okulu’nun üç bölümü var. Buna üç bölüm eklenmesine çalışılıyor. Başkan Mehmet Öztoklu halkın çok büyük bir desteğini alarak yeni bir bina kazandırmış meslek yüksek okuluna. Halkın imecesesiyle gerçekleşen bina yakında hizmete açılacakmış.

İlçe, klasik Osmanlı Cami mimarisinin en güzel örneği olan Ulu Camiye sahip. Yrd .Doç.Dr.Yaşar Erdemir'in verdiği bilgiye göre cami 16 yy’ın ikinci yarısında yapılmış. Yapan ustanın adı belli değil. Cami tamamıyla Beyşehir Eşrefoğlu Camisinden esinlenerek yapılmış. Caminin sütunları,  sütun başları, konsollar rengârenk nakışlarla süslenmiş. Yaşar hocanın belirttiğine göre cami bugüne kadar orijinalliğini hep korumuş. Ahşap mihrabı eşi az bulunur kalem işi süslemelerle kaplıymış ama aklıevvel biri bu süslemeleri çirkin bir boya ile kapatmış.

 

Hazine avcılarının hışmına uğrayan camilerimizden biri de Ulu Cami. Cami içindeki dolapların işlemeli kapakları çalınmış. Caminin tam ortasında 3 metre derinliğinde, 1 metre çapında bir kuyu çıkmış. Yeterli kazı yapılamadığı için kuyunun varlık nedenini çözemediklerini ifade ediyor Erdemir Hoca.

İlçenin tarımsal üretimini artırabilmek için Ali Çayı’nın üzerine sulama amaçlı bir gölet yapılmış. Termal turizmin farkında olan Belediye Başkanı Mehmet Öztoklu, kaymakamlığın da desteğini alarak Ilıpınar mevkiinde sondaj çalışmaları başlatmışlar.

 

İlçenin güneyinde Gölcük Tepesinde küçük doğal bir gölet var. Belediye tepede çok geniş bir alanı piknik alanı olarak düzenlemiş. Piknik alanı meşe kümeleriyle, tam karşısındaki Sultan Dağları ise çam ormanları ile kaplı.

Dönüşte yolumuzun üzerinde bulunan Koçaş’a uğradık. Burada bir Yunus Emre külliyesi var. Koçaşlılar gerçek Yunus Emre'nin burada yattığını söylüyorlar. Köyün ortasında ise Taptuk Emre'nin olduğunu söyledikleri bir mezar var. Mezarın başında kitabesiz bir say taşı dikili. Mezarın boyunun 4.70 metre olduğunu söylüyorlar. Biz ölçemedik ama dedikleri kadar var mezar.

 

Köyün batısında

bulunan külliyedeki caminin yapımında devşirme taş kullanılmış. Yapıda kullanılan taşın yarısı Roma Bizans dönemlerine ait. Dikili anıtsal bir eser yok ama “Kazmayı nere vurursan tarihi bir eser çıkıyor" diyor Koçaşlılar.

Doğanhisar'da yayla turizmi, dağ turizmi için her şey var ama bir şey eksik. Bu eksiklik maalesef birçok belde ve ilçemizde de karşımıza çıktı. Tanıtım eksikliği. Başkanlık makamında çay içerken "Doğanhisar'ı tanıtıcı bir kitap, broşür gibi şeyleriniz var mı?" diye sormuştum başkana. Maalesef yoktu. 95 yıllık bir belediye için büyük bir eksiklik bence. Böyle olunca çeşitli yanlışlara düşebiliyor insan. Örneğin Ulu Camiyi bize Selçuklu eseri diye tanıtmışlardı. Üniversitenin de desteğini alarak küçük ama yararlı, tanıtıcı bir broşür pekâlâ hazırlanabilir.

Gölcük Tepesi, Ilıpınar mevkii, Ali Çayı’nın kıyıları kamp için bulunmaz yerler. Gidişte ya da dönüşte Koçaş'a bir uğrayın belki Yunus ile Taptuk Dede orada yatmıyor olabilirler ama kim olursa olsun onlar da bizim tarihimizin birer parçası.