Doğan Grubu'nun duacı başyazarı

Doğan Grubu'nun duacı başyazarı

Bir yazar evine dualarla taşınmak istemiş ama sonra korkup dua ettirmemiş.

Taha Kıvanç 5 Ocak'ta yazdığı "Piranha Cemaati" yazısında, "Yıllar, yıllar önceydi. Şimdilerde Doğan grubunun önemli gazetelerinden birinin başyazarı ünlü bir gazeteci, 'Yeni elden geçirdiğim daireme yakında taşınıyorum; taşındığım gece okuyup dua edecek bir dinadamı tavsiye edebilir misin?' diye bana sormuştu. Yeni eve duayla taşınma uygulaması garibime gitmişti, ama yine de sevindim. Sonradan dairesine duasız taşındığını öğrendim ünlü yazarın..." diye yazmış ve yazısının ilerleyen bölümünde;

 

"Bence bu konuda hakemlik görevi, Doğan Medya Grubu Yayın Kurulu üyesi de olan Milliyet başyazarı Güneri Civaoğlu'na verilmeli. Şimdiden ilân ediyorum: Güneri Bey, 'Hayır, yeni evine taşınan birinin bunu dualarla yapmasını engelleyecek bir mahalle baskısı yok' derse, bu tartışma benim açımdan bitmiş sayılacaktır." satırlarıyla Güneri Civaoğlu'nu hakemliğe çağırmıştı.

 

Güneri Civaoğlu'ndan cevap geldi:

 

Dua ve Papyon

 

Taha Kıvanç, incir çekirdeğini doldurmayacak bir tartışmanın "haakemliğine" davet etmiş beni.

İstediği için işte birkaç satır:

"Yeniköy'deki eski evimin (daire değil) temeli atılırken, kurban kesilmiş ve dua okunmuştu.

Taşındığım gün de dua okuttum. (Okutmadığım doğru değil.)"

Müsait olduğu için ailenin, yakın akrabaların mevlitleri de bizim evde okunur.

İnançlarımı kimileri gibi vitrine koymayı sevmem. "Hakemlik görevim(!!)" gereği yazmak zorunda kaldım.

Bir gün vesile olur da muhafazakâr mahallede oturan ve muhafazakâr gazetede yazan ünlü bir köşe yazarının, "smokin zorunluğu olan bir davete giderken, mahalleliye gözükmemek için, evden paltoyla çıkıp, papyonunu epey uzaklaştıktan sonra yolda bağladığı" da gündeme gelirse, "olayda mahalle baskısı var mı" tartışmasında -belki- Taha Kıvanç'ın hakemliğini isteyebilirim. Belleğimde hoş bir anlatım var.

Bilmem incir çekirdeği doldu mu? Bence gene hayır.

Bu tür tartışmaları bizler açar ve ateşlersek, tüm "birbirimize hoşgörüyle bakmak" söylemlerine karşın, toplumu kamplaşmaya itmiş olmuyor muyuz?

Zoraki "haaakemliğim" burada bitiyor.

Bana güvenip kimse tartışma açmasın. Tartışmayı noktalamak için de bana pas atılmasın, ayağımı kaldırırım taca gider

 

Güneri Civaoğlu/Milliyet