Doğan grubunda derin çatlak!
Hürriyet ve Radikal'in genel yayın yönetmenleri birbirlerini hedef almaya başladı.
Ertuğrul Özkök'ün bugünkü yazısından Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan'a yönelik duyguları ile ilgili bunu anlıyoruz. Özkök yazısının tamamını Berkan'a verdiği yanıta ayırmış. İsmet Berkan'ın türban üzerine yazdığı yazıya...
Bugünkü tartışmaya girmeden önce aslında biraz geriye gitmek en iyisi... Ertuğrul Özkök'ün "Malezya ve mahalle baskısı" tartışmasını açtığı günlerde Radikal gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, gazetesinin yaklaşımını Hürriyet'ten ayıran o yazıyı yazmış ve Ertuğrul Özkök'ü şu sert ifadelerle eleştirmişti:
Bugünlerde Türk basınının köşeleri 'mahalle baskısı'ndan ve 'Anadolu'dan söz eden yazılardan geçilmiyor neredeyse. Ama bir şey dikkatimi çekiyor: Yazarlar, 'Anadolu' derken sanki çok uzaktaki bir masal ülkesinden söz ediyormuş havası veriyorlar. Ve yine aynı yazarlar öyle bir hava veriyor ki, Anadolu'yu bir tek onlar biliyor, başka kimse onlar kadar bilmiyor ve Anadolu 'kötü' bir yer. 'Mahalle baskısı'nı fiziki mekân olan gerçek mahallenin, hadi bilemediniz 'sosyal çevre'nin baskısı olarak görüyor ve bu baskıcı mahalle ya da çevrenin Anadolu'da çok daha etkili olduğunu söylemeye getiriyorlar. Doğru mu bu tespitler, yoksa bütün kötülükleri yeterince bilinmeyenin üstüne yıkma, yani bir çeşit 'demonizasyon' çabası mı?
Yazıdan da anlaşıldığı gibi Radikal gazetesi son günlerde Hürriyet'ten hükümete ve Türkiye'nin kriz noktalarına yaklaşım konusunda ayrılıyor.
Ancak Hürriyet de bu noktada boş durmuyor. Ertuğrul Özkök'ün kendi çabasını "dezenformasyon" olarak niteleyen bu yazıya cevabı bugün geldi. Özkök şöyle yazıyor:
"İSMET Berkan dün Radikal’deki yazısına şu soruyla başlıyor:"Kadının nerede olmasını istiyoruz?" Yazısının başlığı böyle ama, asıl soruyu üçüncü paragrafın sonunda soruyor: "Başörtülü kadınlar nerede dursunlar?" Hemen altında kesin yargıya dayalı şu cevabı veriyor: "Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başta olmak üzere katı laiklik yanlılarına göre, başörtülü kadınlar evlerinde durmalı, üniversitede eğitim görmemeli, bunun doğal sonucu olarak mesleksiz ev kadınları olmalıdırlar."
Özkök'e İsmet Berkan'ın bu yazdıkları Sezer'e yönelik en büyük haksızlıklardan bir tanesi. Bununla kalmıyor Özkök ve Berkan'ın başörtüsüne yaklaşımını eleştiriyor. Meseleyi daha ılımlı bir noktaya çekme konusunda hemfikir olduğunu, ancak türban ısrarının "devlet kapısından bastıra bastıra sokulacak bir zafer olarak" değerlendirildiğini belirtti.
Son yazılardan ve isimli isimsiz sert eleştirilerden Doğan grubunda derin bir çatlağın oluştuğu anlaşılıyor. Peki, bunun sebebi ne? Bu soruya yanıt vermek çok güç, ancak Doğan grubunda yaşanan bu rahatsızlığın yakın bir dönemde bir dengeye geleceği, en azından "politika" belirsizliğinin netliğe kavuşacağı söylenebilir. Özellikle koltuklarda yaşanacak kimi değişikliklerle... iyibilgi