Demokrasi, barış ve istikrar çağrısı
Genelkurmay’ın halkı teröre karşı “kitlesel karşı koyma refleksi göstermeye” çağırması büyük yankıya yol açtı. Aydınlar “Halk yanlış anlayabilir. Linç olayları hızlanabilir” uyarısı yaparken, iş dünyası da tepki gösterdi
MÜSİAD’ın Genelkurmay'ın halka ‘teröre karşı refleks gösterme' çağrısına bir itiraz mahiyetinde dün yayınladığı sonuç bildirisinde, “TSK’ya olan güveni toplumsal çalkantılara neden olacak ve ülkeyi kamplaşmalara götürecek tezahürlerle sergilemeyi doğru bulmuyoruz” denildi.
Bildiride ayrıca “Kuzey Irak'a operasyon konusu siyasi, askeri, dış politika, uluslararası ilişkiler ve sebep olacağı ekonomik sonuçlar boyutları ile çok iyi düşünülerek ele alınması gereken bir mesele” olduğu belirtilerek ülke yönetiminin hiyerarşik yapısına uygun bir tarzda yürütülmesi talep edildi.
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD), 'Barış, istikrar ve demokrasi' çağrısında bulundu. İstişare Heyeti'nin yayınladığı sonuç bildirgesinde, 'Türkiye'nin gelişmesi, süreklilik kazanmış bir barış ortamında, siyasi ve ekonomik istikrarı koruyarak, demokratik ve çoğulcu yönetim sisteminde mümkün. Halkımızın kenetlenmiş bir bütün olarak bu hedefe yürüyeceğine ve başaracağına olan inancımız tamdır' denildi.
Bildiride Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarının, Anayasal hükümlere ve demokratik yapıya uygun olarak sürdürülmesinin önemi vurgulandı. Bildirge de, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve demokrasinin kazanımlarının daha da geliştirilerek, ileri ülkeler seviyesine çıkarılması gerektiği kaydedildi. Bildirgede, 'Demokratik geleneklere ve hukuk devletinin gereklerine ters düşen yapay müdahale ve yaklaşımlarından uzak durulmalıdır' denildi. Bildirgede ayrıca şu görüşlere yer verildi:
- Ülkemizin de içinde bulunduğu Ortadoğu coğrafyası üzerinde özellikle hegemonik güçler tarafından yapılan tahrik ve açık müdahalelerle, ekonomik ve etnik temellere dayalı olarak istikrarsızlık ve kaos ortamı oluşturuldu. Yüz binlerce masum sivilin de ölümüne yol açan bu savaş ve istikrarsızlık tablosuna, son zamanlarda ülkemizi de çekme çabalarına karşı siyaset, devlet aygıtı ve toplum düzleminde uyanık ve dikkatli olunmalı, tahrik edici tutum ve davranışlardan uzak durulmalıdır.
- Ülkemizde de terör yöntemi ile, özellikle Güneydoğu bölgemizde karışıklık çıkarılmasına yönelik çabalar karşısında Hükümet, güvenlik kuvvetlerimiz, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları ve medya temelinde ortak hareket etmeye ve serinkanlı değerlendirme yapmaya ihtiyacımız olduğu açıktır. Kuzey Irak'a operasyon konusu siyasi, askeri, dış politika, uluslararası ilişkiler ve sebep olacağı ekonomik sonuçlar boyutları ile çok iyi düşünülerek ele alınması gereken bir mesele olup, ülke yönetiminin hiyerarşik yapısına uygun bir tarzda yürütülmelidir.
- Terör konusunda öncelikle yurt içinde ve sınırlarımız boyunca gerekli tedbirlerin alınması, güvenlik güçlerimizin özel harekat birimi gibi profesyonel savunma kabiliyetleriyle güçlendirilmesi esas olmalıdır. Silahlı kuvvetlerimize bundan önce olduğu gibi, bundan böyle de terörün sona erdirilmesi konusunda sarsılmaz bir güvenimiz vardır. Ancak, bu güveni toplumsal çalkantılara neden olacak ve ülkeyi kamplaşmalara götürecek tezahürlerle sergilemeyi doğru bulmuyoruz.
- Türkiye'de 23 yıldan bu yana devam eden, maddi ve lojistik açıdan dış destekleri olan terörün ortadan kaldırılması ve şehitlerimizin kanının yerde kalmaması halkımızın ortak dileğidir. Terörün sona erdirilmesinin siyasi, askeri, sosyal, ekonomik ve dış politika boyutları konusunda, Hükümet'in ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ortak bir platformda hareket etmesi ve gelişmeler hakkında daha tatmin edici bir şekilde kamuoyunun bilgilendirilmesi önemli bir zorunluluktur.
- Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin, Anayasa'nın açık hükümlerine ve TBMM iradesine yönelik yapay ve dıştan müdahale sonucu siyasi alanda ortaya çıkan istikrarsızlık süreci halen devam etmektedir. Bu çerçevede yapılan son Anayasa değişiklik paketi ve milletvekilliği seçimlerinin 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılması kararını, siyasi alandaki istikrarı sağlama bakımından olumlu buluyor ve destekliyoruz. Seçimlerin yapılmasını gölgelemeye yönelik çıkarılan söylenti ve söylemleri halkımız dikkate almamalıdır.
- İçinde bulunduğumuz seçim sürecinde siyasi partilerden beklentimiz; seçim kampanyaları sırasında, halkımız arasında kamplaşma ve bölünme oluşturabilecek açıklama ve davranışlardan özenle kaçınmaları, siyasi tansiyonu yükseltmemeleri, siyaset alanındaki rekabeti; demokratikleşme, sivilleşme ve ekonomik istikrar gibi alanlarda program ve önerilerini ortaya koyarak yapmalarını önemle tavsiye ediyoruz.
- Türkiye'nin gelişmesini, ancak süreklilik kazanmış bir barış ortamında, siyasi ve ekonomik istikrarı koruyarak, demokratik ve çoğulcu yönetim sisteminde başarmak mümkündür. Halkımızın kenetlenmiş bir bütün olarak bu hedefe yürüyeceğine ve başaracağına olan inancımız tamdır. Memleket