Cumhuriyet'in KAPATMAYA Bakışı
Kapatma davasına gazetenin bakışı önemli yerlerle sıkı bağı olan yazarının satırlarında...
Mustafa Balbay / Cumhuriyet
Çok sancılı bir süreç başlıyor
Sancılı bir süreç...
Özellikle son birkaç ay içinde yaşananlara bakıp, o Anadolu deyimini şöyle uyarlayabiliriz:
Görünen dava hukukçu istemez!
Başbakan Erdoğan' ın Madrid dolaylarında 14 Ocak günü yaptığı türban çıkışının ardından 17 Ocak'ta Yalçınkaya sert bir açıklama yapmıştı. 3 sayfalık açıklama, kökten AKP'ci medya dışında şöyle yorumlanmıştı:
"Başsavcı, acımam kapatma davası açarım, dedi!"
Öyle oldu...
Gazeteler Yalçınkaya'nın iddianame için bilgi-belge biriktirdiğini bile açıkça yazdılar. AKP'liler güçlü olmanın getirdiği körlükten olsa gerek, buna pul biriktirmekten farksız bir koleksiyon çalışması umursamazlığıyla baktılar.
Yaklaşık bir ay kadar önce vurguladığımız gibi, bu aşamadan sonra Türkiye'nin gündemi, siyasetle yargı arasında ilerleyecek...
***
Kulislerden, kendisini yakından tanıyanlardan aldığımız bilgiler ışığında Yalçınkaya için şu değerlendirme yapılabilir:
"Kararlıdır... Son adımı görmeden ilk adımı atmaz... Yerine göre, değil yoğurdu, dondurmayı da üfleyerek yer ama, yer!"
Bu aşamadan sonra söz Anayasa Mahkemesi'nin... Davanın sonucuyla ilgili bağlayıcı bir değerlendirme yapmak yanlış olur. Ancak AKP çevrelerinden gelen yorumlar, davanın içeriğinden çok biçimine ve konumuna ilişkin... Şöyle buyuruyorlar:
- Yüzde 47 oy almış bir parti hakkında dava açılır mı?
Eğer bu mantık doğru ise Meclis önümüzdeki günlerde yeni bir çalışma yapsın ve yasaların kimler için geçerli olduğunu, kimlerin her türlü yasanın dışında hareket etme hakkına sahip olduğunu açıklasın!
Yine bu mantıkla hareket ettiğimizde, halkın büyük çoğunluğunun sevdiği bir kişi suç işlemişse yargılanmaması gerekir, sonucuna da varırız!
Aynı çevrelerden gelen bir başka soru-yorum da şu:
- Parti kapatmak çözüm mü?
Soruya soruyla karşılık verelim:
- İnat etmek çözüm mü?
***
AKP'ye yönelik davanın özü şu:
Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmak!
Ders kitaplarından üniversiteye giriş kıyafetine... Yargının aldığı türban kararlarına "ulemalı" çıkışlardan dini değerlerimizi siyasetin her yerine bulaştırmaya... Belediye başkanlarının varlık nedeni olarak düşündüğü eylemlerden Meclis'ten çıkan yasalara...
Önümüzdeki günlerde davanın ruhuna ilişkin bir dizi bilgi-belge tartışılacak.
Davadan sonra ilk açıklamayı bütün gerilimli durumlarda olduğu gibi Dengir Fırat yaptı. Genel merkezdeki uzun değerlendirmenin ardından yapılan açıklama, AKP'nin demokrasi, milli irade, güven ve istikrar ortamı gibi kavramlara sığınarak "mazlum" rolüne yeniden soyunacağını gösteriyor.
AKP yerine göre ya saldırgan ya mazlum... Mazlum saldırgan...
Biz bu sütunlarda her şeyden bağımsız olarak AKP'nin Türkiye'leşemediğini, ülkeyi her alanda yabancılaştırdığını vurguladık...
Vurgulamaya devam edeceğiz!