Çözüm ilahi kurallara içten teslimiyet

Çözüm ilahi kurallara içten teslimiyet

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 57. kez bir araya gelerek başörtüsüne özgürlük talep etti.

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 57. kez Kayalıpark’ta saat 12’de bir araya gelerek başörtüsüne özgürlük talep ettiler.

 

Platform adına hazırlanan bildiriyi okuyan Hüseyin Seleş, materyalist zihniyetin dünyayı kendi heveslerine kurban ettiğini, çözümün ise evrenin sahibinin ilahi kurallarına tam teslimiyetten geçtiğini vurguladı.

 

Bildiride şu ifadelere yer verildi:

Üzerinde yaşadığımız dünya, siyasal, ahlaki ve sosyal yönden büyük problemler yaşarken şimdi de büyük bir ekonomik buhranla boğuşmaktadır. Batı kendi hevalarını ilah edinip, beşerin aklını ve onun şehvetlerini kutsamıştır. İlahi ve yüce değerlere, savaş açan batı medeniyeti kendilerine gösterilen doğru yolu da büyük bir kibirle reddetmiştir.

 

Dini olanın çözüm olamayacağını düşünmüş nasihatlere kulak tıkamıştır. Yeraltı ve yerüstü kaynakları ve insan emeğinin ürünü olan birikimleri, hoyrat bir şekilde kullanmış, kapitalist düşüncelerinin ve müstekbir heveslerinin yetişilemez iştahlarının kurbanı olmuştur. Bütün bir insanlığı bu uğurda büyük bir felakete sürüklemiştir. Maddeperest dünyaları dünyayı ve üzerinde olanları büyük bir ateşe doğru sürüklemektedir. Çözüm: Materyalist zihniyetten uzaklaşıp evrenin sahibinin ilahi kurallarına tam teslimiyettedir.

 

Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı bu günlerde ülkemiz bir başka acıyla da yanıp tutuşmaktadır. Uluslararası emperyalizmin kollayıp büyüttüğü, kendi çıkarlarının çocuğu olan terör, hem can almakta hem de toplumumuzu cahiliyyenin en karanlığı olan ırkçılık hastalığına doğru itelemektedir. Terör saldırılarından yüreği parçalanmış olan halkımıza başsağlığı diler sabr-ı cemil niyaz ederiz. Bu elim acılara sebep olanların ulaşmak istediği sonuç İslam’ın kendilerini kardeş kıldığı aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelen, halkların birbirlerine düşman olmasıdır. Mayasında İslam kardeşliğinin bulunduğu bu halklar, menfur provokasyonlarla birbirine düşman kılınamayacaktır. Müslüman halkımızın basireti, sağduyulu tutumları ve dini hassasiyetleri sonucunda hainlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır.

 

Ancak burada belirtilmesi gereken, bir başka hususta: Kendi görevlerinin dışındaki işleri, kendilerine görev addedip, durumdan vazife çıkararak, her fırsatta ülke siyasetine müdahale edip darbeler, post modern darbeler yapıp e-muhtıralar yayınlayanlara vazifelerini hatırlatmaktır. Dökülen kanda verilen canlarda terörün suçlu olduğu kesindir. Amma güvenlik kuvvetlerinin yetersiz tedbirlerinin, işgalci ve emperyalist Amerika ile İsrail’e olan güvenin hiç mi suçu yoktur? Ayıyla aynı yatağa girenin, gözüne uyku girmesi haram değil midir? Bu kadar kan ve gözyaşının sebebi olan bu ülkeleri kendi güvenliğimizin müttefiki saymak ne kadar doğrudur?

 

İhanet ve gaflet ne kadar tehlikeli ise, sorumsuzluk da aynı oranda tehlikelidir. Kendisini spora adamış (!) önceliğini golf’e vermiş bir paşanın, golf sporuna daha geniş vakit ayırabilmek için hâlâ istifa etmemiş olması, sportmen kişiliğine uygun düşmemektedir. Bir futbol antrenörünün mesleği hususunda göstermiş olduğu hassasiyeti, golfsever paşadan da beklemek kamu vicdanının tabii isteğidir. Kamusal alana ve ordu evlerine alınmayan başörtülü annelerin, eşlerin, kardeşlerin sadece cenaze merasimlerinde bulunmaları, kendilerini irticanın birinci düşmanı olarak sayan ve başta başörtüsü olmak üzere inanç değerlerini irtica diye nitelendirenlerin bir çelişkisi değil midir?

Ferit Hepokur-Memleket