Çocukların Atatürk algısı

Çocukların Atatürk algısı

Çok konuşulan Mustafa Kemal şimdi de hayykitap’tan çıkan “Sevgili Atatürkçüğüm” ile gündemde.

Atatürk Türkiye’nin üstüne en çok konuşulan, en çok yazılıp çizilen siyasi figürlerinden biri. Hatta bunların en önemlisi. Hayatı, siyasal yönleri ve liderliği bugüne kadar pek çok kitaba konu oldu ve olmaya devam ediyor. Mustafa Kemal Atatürk şimdi de hayykitap’tan çıkan “Sevgili Atatürkçüğüm” ile gündemde.

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Esra Elmas’ın ilkokul çocuklarıyla yaptığı mülakatlardan yola çıkarak yazdığı kitapta, Atatürk çocukların dünyasından bugüne sesleniyor.

Çocukların Atatürk algısı şu an Türkiye’nin içinden geçtiği süreci anlamak açısından da büyük önem taşıyor. Nitekim çocuklar modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ü bir peygamber ya da bizzat Tanrı gibi algılıyor. Kitap bu tespitten yola çıkarak okul ve modernlik eleştirisi de yapıyor. Esra Elmas kitabıyla ilgili iyibilgi’ye yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Atatürk hayatımızın merkezinde yer alan bir figür. Evlerimizin içinde,sokakta,okulda her yerde onunla çevrelenmiş bir hayat yaşıyoruz. Gerçi bu bizim kanıksadığımız ve belki de üstünde yeterince durmadığımız bir durum.

Atatürk’ü pek çok vesileyle konuşuyoruz kuşkusuz. Ama bu konuşmaların akması gereken güzergah belli. Atatürk Türkiye’de dokunulmazlar listesinin en başında geliyor. Ona dair düşünce veya duygularımızı belli bir denetim duygusu eşliğinde dile getirebiliyoruz ancak. Onu sorgulamak ise “hakaret” anlamına geliyor çoğu zaman.

Bu kitap da temel olarak bu durum üstüne yoğunlaşıyor. Bir çocuğun özellikle okulda nasıl bir Atatürk ile karşı karşıya olduğunu anlamaya çalışıyor. Aslında çok önemli bir sosyal aktör olan çocuğun zihninde Atatürk’ün nasıl bir yer kapladığına bakmaya çalışıyor.

Sonuç bir hayli enteresan ve aslında hiç değil. Atatürk kendisinin kurduğu ve pozitif bilimi referans alan modern okullarda adeta bir Tanrı gibi anlatılıyor ve böyle anlaşılıyor. Bu durum ise Türkiye’nin modernleşme serüveniyle ürettiği en önemli ve çarpıcı paradokslardan biri.”