Cesur adımlar bekleniyor
Derin yapılanmaların üstüne giden savcılar, diğerlerine ders olacak muamelelere tabi tutuluyor. 60. hükümetin birinci gündem maddesi, HSYK’dan başlayan radikal bir yargı operasyonu olmalı. Hükümet, yeni dönemde cesur olabilecek mi?
“Maalesef, artık Diyarbakır’a bir Türk şehri diyebilir miyiz arkadaşlar? ‘Diyemeyiz! Mersin’e de artık diyemiyoruz değil mi? Mersin’e de diyemiyoruz. İki sene sonra Mersin’e de Türk şehri diyemeyeceksiniz. Bu bir İstiklal Savaşı’dır arkadaşlar.”…
“Vatan haini olduğunu tespit ettiğimiz 13 bin 500 kişi ve kurum var. Vatana İhanet Kanunu kaldırıldı. Biz bu kanunun yeniden yürürlüğe girmesini istiyoruz. Adam ihanet ediyor, elini kolunu sallaya sallaya geziyor. ... Mersin PKK ve Siyonistlerce işgal edildi. Türk çocuklarının elinden ekmekleri alınıyor. Mersin'de suç işleyenlerin yüzde 90'ı Doğulu ve Güneydoğu'ludur. Türk çocuğu suç işlemez.”
Tırnak içindeki cümleler, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği’nin iki yöneticisine ait. Video kayıtlarıyla sabit bu cümleler, Mersin’in köylerinde yapılan konuşmalardan bu sözleri sarfeden Vatanseverlerin; çek senet tahsilatı, ihalelere fesat karıştırılması, adam kaçırılması, hatta şehit eşinin dolandırılmasına varan geniş bir suç ağı kurduklarını sonradan öğrendik.
FINDIK MİTİNGİNE EL ATMIŞLAR
VKGB örgütünün köy köy dolaşıp kafatasçı ve saf ırk üzerinden ırkçılık yaparken şehirlerde ise dernek merkezleri ve kilometre uzunluğundaki büyük bayrak mitingleri kullanılmış. Ordu’daki fındık mitingine bile el atılmış. Derneğin yöneticilerinin bir kısmı böylece şovenizm yaparken; diğer kısmı listeler dolduran suç faaliyetleriyle para işleriyle uğraşmış.
Ortaya saçılan tüm bu tabloyu Türk halkı ibretle izlerken, Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hamza Keleş ilginç bir karar verdi. Terör ve organize suçlara bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan tarafından incelenen dosya, Başsavcı Vekili Keleş'in talimatıyla Özcan'dan alındı.
VKGB ADİ SUÇLAR MI İŞLİYOR?
Savcı Keleş, zanlıların eyleminin münferit olduğuna, her bir eylemin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğine karar vererek, dosyayı adli suçlara bakmakla yetkili savcılığa gönderdi. Yani VKGB’ye yönelik aylar süren hassas takip sonucu başlatılan Girdap Operasyonu "çete" ve “terör” kapsamında değerlendirilemeyecek. Daha basitçe söylersek. Tüm bu yapılanlar adi suçlarmış meğer.
Köy köy dolaşıp Kürt düşmanlığı pompalayan, hassas illerde hassas dönemler seçip dev bayrak mitingleri organize eden, askeri ihalelere fesat karıştıran, Aziz Yıldırım’ın ihalesine bile çökebilen, sivil asker pek çok kamu görevlisiyle suç teşkil eden telefon görüşmeleri dökümleriyle delillendirilen ve ismini de “vatansever” olarak koyan bu yapılanmaya “çete” denilmeyecek artık. Bunlar pastaneden baklava çalmak gibi adi suçlarmış…
HSYK, MESAJ GÖNDERİYOR
HSYK açıkça savcılara mesaj veriyor. Derin yapılanmaların üstüne giden savcılar, diğerlerine ders olacak muamelelere tabi tutuluyor. Önüne bir operasyon dosyası gelmeden kendiliğinden karanlık vadiye dalan savcılar ise bir anda kendilerini hakim olarak atanmış buluyorlar.
Ya da Şemdinli davasındaki gibi Yargıtay ısrarla ve hukuku zorlayarak “askeri mahkeme” kararı çıkartmaya çalışıyor. Bu arada dava dosyalarını taşıyan araç kaza yapıyor ve ne hikmetse en önemli belgeler ya tahrif oluyor ya da kayboluyor.
Türk halkı hem makro düzeyde siyasi olaylardaki Yüksek Yargı’nın verdiği kararlar hem de bu gibi derin mevzulardaki yargı manevraları nedeniyle adalete güvenini kaybediyor.
60. hükümetin birinci gündem maddesi HSYK’dan başlayan radikal bir yargı operasyonu olmalı. Bakalım hükümet bu alanda yeni dönemde ne kadar cesur olabilecek? Tutanak-Memleket