Cemevleri, Mevlevihane gibi!

Cemevleri, Mevlevihane gibi!

Cemevlerinin ‘cami’statüsünüe alınması önerilerine Y. Ziya Cömert de katıldı.

Cem evlerinde 'cem' olalım!

 

Yusuf Ziya Cömert-Yeni Şafak

 

(..) Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi konusunda, Türkiye'deki Alevi ve Sünniler'in ihtilafı yoktur. İhtilaf, ağırlıklı olarak, tarihe dairdir. Akaid, ibadet, muamelat konularındaki ihtilaflar da, temelde, İslam tarihi hakkındaki farklı anlayış ve yorumlara dayalıdır.

Bu müşterek zemine rağmen, Alevilik, Sünnilik'ten farklı bir meşreptir. 'Meşrep' kelimesini özellikle kullandım. Bu bir görüştür. Daha yaygın bir görüşe göre de, Alevilik, bir 'Mezhep'tir. Tarihi verilerde, iki yaklaşımı da doğrulayacak 'malzeme' vardır.

Ama Alevilik'in, Müslümanlık'tan ayrı bir 'din' olduğuna dair hiçbir veri, hiçbir bilgi bulunmuyor.

Avrupa'daki bazı 'Alevi kökenli' oluşumların, Türkiye'deki Alevilik'in bir meşrep veya mezhep değil de bir 'din' olarak algılanması için 'lobi' yaptıkları biliniyor.

Avrupa'daki 'din' ve 'mezhep' algısı, bırakalım Alevilik gibi geniş tabanlı akımları, küçük grupları bile din gibi veya nasıl istiyorlarsa o şekilde görmeye yatkındır.

Avrupa'daki 'sivil' veya 'resmi' organlar için, bu algının Türkiye'de doğuracağı sonuçlar, toplumda yol açacağı ayrılıklar, hatta mezhep içinde çıkaracağı çatışmalar önemli değildir. Avrupa'da, Alevilik'le ilgili tartışmaların 'hin-i hacette' kurcalanabilecek potansiyel sorunlar olarak 'diri' tutulmasında fayda görenler bile olabilir.

Alevilik'in, hem Aleviler, hem Sünniler tarafından daha iyi anlaşılması gerektiğinde kuşku yoktur. Ben eminim, Aleviler ve Sünniler, birbirlerini tanıdıklarında sadece aralarındaki farkları görmeyecekler, benzerlikleri, yakınlıkları, ortak özellikleri de görecekler.

Alevilik'le ilgili açılımların tartışmaya açıldığı şu günlerde, İslam'ın içindeki iki önemli düşünce ekolünün birbirini tanımasına yardım edecek, özgürleştirici ve bilinçlendirici adımlara gerçekten ihtiyaç vardır.

Bu yönde, din dersleri müfredatında, Diyanet'in organizasyonunda, kitle iletişim vasıtalarında ve sivil örgütlenmeler bazında mutlaka yapılacak işler vardır.

Yapılacak işlerin hiç biri, bu iki düşünce ekolünün farklı dinler gibi algılanmasına zemin hazırlamamalıdır.

Son yıllarda çok konuşulan 'Cemevleri' bu açıdan 'hassas' bir konudur. Ben, Cemevleri'ni 'Mevlevihaneler'e benzetiyorum. Mevlevihaneler camilerin alternatifi değildir. Oralarda, 'sema' gibi bazı özel zikir şekilleri, ritüeller icra edilir.

Cemevleri de, Aleviler'in 'Cem' olduğu, bazı özel dua ve zikir şekillerinin icra edildiği mekanlardır. Ben, bunlardan birkaçını radyo yayınlarından izledim, fırsat bulursam yerinde de izlemek isterim. Hatta destur olursa, katılırım bile.

Çünkü o ortamda, Allah anılıyor, Peygamberimiz anılıyor, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin anılıyor, Kerbela şühedası anılıyor, büyük imamlar anılıyor.

İzleyebildiğim kadarıyla, 'Cem'de, 'Semah'ta, bir Sünni'nin muhalefet edeceği bir kelam edilmiyor. Yani, eğer birbirimizi anlarsak, Cemevi'nde hepimiz 'cem'olabiliriz.