Çavuşçu Göl ilgi bekliyor
Atlantı ve Ilgın ovalarının sulanması için gölden fazla miktarda su çekiliyormuş. Çekilen suyla birlikte balıklar da gidiyor ve tarlalara gübre oluyormuş mazgallardan kaçan balıklar.
Kendi yağıyla kavrulan bir belde:
ÇAVUŞÇUGÖL
Zeki OĞUZ
Son bir ayda birkaç kere yolum düştü Ilgın’a. Hitit anıtından, Mahmuthisar göletine kadar bir çok yerini gezdim, fotoğrafladı. Çavuşçugöl’ün önemli bir kısmını gezdim, fotoğrafladım ama gölün hemen kıyısında bulunan Çavuşçugöl beldesine uğramamıştım.
Belde Belediye Başkanı Ahmet kadıcı bizim Uğur Özteke’ye bir mektup göndererek “Çavuşçugöl’ü unutmayın” mesajı verince kendime kızdım. Beldenin çok yakınından geçtiğim halde uğramamıştım. Oysa beldeye uğrayıp Başkan’ın bir bardak çayını içerek halini hatırını sorabilirdim.
Pazartesi günü Ilgın dolmuşuna binerek Ilgın’a gittim. Başkan’la Ilgın otogarından buluştuk.
Yazın gelmesiyle birlikte Başkan’ın işleri de hayli yoğunlaşmış. Belediyenin imkanlarıyla gölün kenarına güzel bir park yaptırıyor. Parkın girişine bir lokanta yaptırıp müstecire vermiş. Lokanta ve parkın önümüzdeki günlerde açılışı yapılacakmış.
Ilgın Belediyesi olsun, Çavuşçugöl Belediyesi olsun, turizmin önemini kavramışlar. Göl ve çevresi 1987 yılında korunması gereken tabiat varlığı olarak 1. derece SİT alanı ilan edilmiş. SİT alanının dışında çok geniş bir bölgede turizm yatırımlarına ayrılmış. Ilgın’da, Çavuşçugöl’de termal turizmin yanı sıra yayla turizmi için de büyük imkanlar var. Sultan Dağları’nın üzerinde bulunan Çiğil yaylaları, Bulcuk göleti ve çevresi, Mahmuthisar doğal göleti, eşsiz güzellikte kamp ve gezi alanları…
Çavuşçugöl’e ilkin 1970’li yıllarda gitmiştim. Kooperatifler Müdürlüğü’nde görevliydim. Gölü bir müstecir işletiyordu. Köylüler gölü müstecirden alarak kendileri işletmek için mücadele ediyorlardı. Sonra su ürünleri kooperatifini kurarak gölden belde halkının yararlanmasını sağlamışlar. Şu anda 60 hane gölden rızkını çıkarıyormuş. Yılda 15 ila 20 ton arasında sazan balığı, 15 tona yakın da kerevit avlanıyormuş. Belde halkı böcek diyor kerevite.
Göl konusunda hayli dertli Başkan Ahmet Kadıcı. Atlantı ve Ilgın ovalarının sulanması için gölden fazla miktarda su çekiliyormuş. Çekilen suyla birlikte balıklar da gidiyor ve tarlalara gübre oluyormuş mazgallardan kaçan balıklar. Ovada salma sulama yapıldığı için büyük oranda su boşa gidiyormuş. Ilgınlı balıkçıların bazıları ırıpla avlandıkları için göldeki balığın kökünü kurutma noktasına getirmişler. Kimse engel olamamış bu yanlış avlanmaya. Ayrıca Yukarı Çiğil, Aşağı Çiğil, Doğanhisar ve Argıthanı’nın atık suları göle döküldüğü için, göl büyük bir kirlenme tehdidiyle karşı karşıyaymış. Başkan Kadıcı, bu sorunların çözümü için Çevre ve Orman Bakanlığı’na, Devlet Su İşleri’ne, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne, Ilgın Kaymakamlığı’na yazılar yazmış ama bugüne kadar hiçbirinden yanıt alamamış.
Yedisi geçici 15 kişilik bir ekiple beldeyi idare etmeye çalışıyor Başkan. Gezip gördüğüm hiçbir beldede görmediğim bir işi gerçekleştirmiş Başkan. “Biz girişimci belediyecilik yapıyoruz” diyor. Bir kısmı belediyenin olan bir kısmını da özel idareden kiraladığı arazilere pancar ektirmiş. Geçtiğimiz yıl pancardan 22 bin YTL girmiş belediyenin kasasına. İki yıl Şeker Fabrikası’nın personelinin servisini yapmış. Bu yıl da TKİ’nin servisini yaparak belediyeye para kazandırıyor.
Beldenin merkezinde üç hüyük var. Bunların hiçbirinde araştırma yapılmamış. 1980’li yıllarda göl, sık sık taşıp tarım arazilerine zarar verince bir aile Çorum Sungurlu’ya giderek yerleşmiş ve orada Çavuşçu adıyla bir köy kurmuşlar. 1972 yılında askerliğim sırasında ben de tanışmıştım Çavuşçu köylüleriyle. Ahmet Başkan Çavuşçu’ya giderek onlarla tanışmış.
Göl, Doğanhisar, Deştiğin, Ayaslar, Başköy, Argıthan tarafından gelen Cebiçci deresiyle Y. Çiğil, A. Çiğil, Balkı tarafından gelen Ilgın çayı ile Açık Ilıca mevkiindeki sularla besleniyor ama Ilıca mevkiindeki su hariç diğerleri gölü kirletiyor.
Belediye güzel bir kitaplık oluşturmuş ama kapalı. “Kimse okumuyor” diyor Başkan. Bu aslında bütün beldelerimizin derdi.
Bir akasya ağacının gölgesinde Başkan’la sohbet ederken güzel geleneklerimizden birini yeniden yaşadım. İzmir’de oturan bir belde sakini vefat etmiş. Yakınları selelere koydukları bişileri belde halkına dağıtıyorlardı. Bir dilim de bana kısmet oldu.
Burada genç, genç, dinamik İl Çevre ve Orman Müdürümüz Nuri Kunt’a seslenmek isterim. Doğal alanlarımız bir bir yok oluyor. Çavuşçugöl henüz o noktada değil. Alınacak küçük tedbirlerle başına gelecek felaketler önlenebilir. Bunu yapabileceğinize inanıyorum.
NASIL GİDİLİR?
Benim önerim, Ilgın’a, Çavuşçugöl’e ve Toroslar’ın üzerindeki yaylalara gitmek için özel turlara katılabilirsiniz. Göl çevresinde Hitit anıtı, yakınlarındaki Bulcuk ve Mahmuthisar göletlerinin çevresinde kamp yapabilir ya da Ilgın’daki termal tesislerinde konaklayabilirsiniz. Termal tesisleri hem temiz, hem de ucuz. Benim tercihim, Mahmuthisar köyünün hemen üzerindeki doğal gölet.
Not: 24 Haziran’da Ilgın Beykonak beldesinde şenlik var. Bu yıl 11.’si yapılıyor. Yerel kültürleri tanımak isteyenler için kaçırılmaz bir fırsat. ÇALI olarak biz 23 Haziran’da Mahmuthisar göletinin kıyısında kamp yapacak, ertesi gün de şenlikte olacağız. Kamp ateşini sevenlere kapımız açık.