Bülent Ersoy'a ağır küfürler dolu yazı

Bülent Ersoy'a ağır küfürler dolu yazı

Sapık koca avcısı... nonoş eskisi... kortizonlu balon... edepsiz sapkın... Çarık ağızlı...

Servet Kabaklı / Yeniçağ

 

'Kınalı kuzular' askere gitmeyip sapık kucağına 'armağan' mı olsunlar?

 

Kıymetli okuyucularım, Ordumuz Irak'ın kuzeyini bölücü PKK terör çetesinden temizlemek için güç coğrafî şartlar ve kar - tipi altında kahramanca savaşırken, milletçe birlik ve berâberlik içindeyiz ve bütün Mehmetçiklerimizi dûalarımızla, tavırlarımızla, yaşayışımızla, hâlimizle destekliyoruz. Evet, milletimizin büyük çoğunluğu elbette gönül birliği içindedir; hepimizin kalbi bu hainlerle çarpışan  “Muhammedciklerimizle”  birlikte çarpıyor. Bu imansızlarla mücâdele ederken şehâdet şerbeti içen evlatlarımızın acısı; analarıyla, babalarıyla, eş ve evlatlarıyla, yakınları ve hemşehrileriyle birlikte bütün milletimizin yüreğini kavuruyor.

 

Gönül ister ki kahraman Ordumuz tek kayıp vermeden muzaffer olsun. Ama olmuyor, olamıyor, savaşın tabiatına aykırı kayıp vermemek. Üstelik karşımızda düzenli bir ordu yok. Her türlü kahpeliği, kalleşliği kendisine metod olarak seçmiş ve evet uzun yıllar boyunca Vahşî Batı”  tarafından beslenip donatılmış, yıllar yılı Türk veya Kürt ayırd etmeden onbinlerce insanımızın canına, kanına, şehâdetine sebep olmuş bir çakal sürüsünü, işte katmışız önümüze, sürüyoruz.

 

'Kortizon balonu' sapığa bakın!..

Ne yazık ki sapıklıkta “önde gidenin biri”  cehaletiyle bozgunculuk yaparken,  “AB-D uşaklığından tescilli” bazı hain dolma kalemler de, bu “geçkin olduğu ölçüde azgın dönmenin” beyanları üzerine, mal bulmuş mağribî misali atlayarak, şehit analarının acısını istismar yoluyla bozgunculuk yaymaya çalışıyorlar.

Bakınız “nonoş eskisi bağyan”ne buyuruyor (!) jüri üyesi olarak kırıttığı ve  “reklam kokan ağdalı hareketlerle sapıklama koca avladığı”  yarışma programında...

 

 “Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. Bu mu yani?.. Bir çocuğun ne demek olduğunu ben sizler gibi bilemem. Ben anne değilim, olamayacağım da. Ama insan olarak o anaların yüreğinin nasıl cayır cayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar...  ...Başkalarının savaşı için doğurduğum çocuğu toprağa veremem... Ben çocuğumu askere göndermem...”

 

Sözün ve sükûtun değerini bilen biri  “Konuşmasını biliyorsan konuş ilham alsınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar”  demiş... Şimdi biz sözde erkek haliyle de, halen taşıdığı sözde kadın kimliğiyle de evlat sahibi olma ve evladını kınalı kuzular misali vatan borcu ödemeye gönderme haysiyetine sahip olamayan, ama münasip yerinden laf-ı güzâf doğuran  “kortizon balonunu”  adam saymayacağımıza, kendi saçmalamalarına dayanarak asla ana da sayamayacağımıza göre ne sayacağız?..  Aslında çok bildiğimiz bir atalar sözüyle bu yaratığın hakkını suratına sıvamak kolay...  “Başkalarının savaşı olarak gördüğüne göre ne evlat senin, ne devlet senin, kes zırvalamayı da otur yerine” diyebiliriz.

 

Dışarıdan gazel atan sapık!..

Zaten aynı program içinde gerekli cevabı Ebru Gündeş adlı hanım sanatçı veriyor;  “İnşallah Allah bana bir oğul nasip eder de anlı şanlı askere yollarım” sözleriyle, “çizmeyi aşma” demeye getiriyor ama “şirazesi kaykılmış edeb çaçaronu” susmuyor;  “Ondan sonra da ölüsünü eline alırsın” diye dûelloya kalkıyor. İnşallah o haysiyetli analık duygusuna ermesini can-ı gönülden dilediğim Ebru hanım yılmıyor “edepsiz sapkın”  karşısında:

“Bu devlet için, bu topraklar için, bir kadın olarak ne gerekiyorsa yapabilirim. Benim oğlum da aslan gibi yapar. Eğer bunun için kaderde ölüm varsa, alnımıza yazılmış böyle bir şey varsa, onu da yaşayacağız. Bunun için şehitler ölmez, vatan da bölünmez zaten!..”

 

Kurbağanın yüzüne tükürmüşler de “Çok şükür gökten yağmur yağdı” demiş ya... Suratındaki kilolarca boya, badana fırçasıyla sürülmüşçesine sırıtan “çarık ağızlı”  yaratık, o münasip yerinden laf fırlatmaktan geri kalmıyor:

 “Şehitler ölmez, vatan bölünmez... Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, cenâzeler... Aynı klişeleşmiş laflar!..”

 

Hiç şüphe etmeyin, bu lafları “dışarıdan gazel”  niyetine sallarken, “fevkalâdenin fevkinde(!)” söz söylediğini zannediyor. Biz de kendisine “on üzeri yıldızlı bir sıfır”  veriyoruz. “Alâmeti farika”  olarak bile kullanabilir bu “yaldızlanmış sıfır” ı... “Kınalı kuzucuklar”  vatan borcu ödemeye gitmesinler, süslenip - püslenip senin gibi sapıkların kucağına  “armağan”  olarak düşsünler değil mi?.. Seni sapık seni!..

 

Aslında şu sırlarda; “ya şehit ol ya gazi”  diyerek, “kınalı kuzularını” vatan hizmetine uğurlayan haysiyetli Müslüman Türk anaları, sana da senin beyanların üzerinden “ordu bozanlığa soyunan” şu AB çeşmesinden akan irinle beslenip; “Bayy” laşmış ve “Bağyann” laşmış zavallılara da en doğru, en vakur cevabı veriyorlar...

Ama sizler de bunu anlayacak iz'an ve idrak yok ki!..

 

ilgili haber: Bülent Ersoy: Tabuları yıktım!