Bülent Arınç: Başbakan'a Köşk yolu açıldı
Bülent Arınç:"Sayın Başbakanımız aday olmak isterse bence sayın Gül buna saygı gösterecektir ve onun adaylığını destekleyecektir." dedi
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Sayın Başbakanımız aday olmak isterse bence Sayın Gül buna saygı gösterecektir ve onun adaylığını destekleyecektir. Yıllardan beri arkadaşlığımız ve parti içerisindeki hem hukukumuz hem de iki arkadaş, dost olarak birbirlerine duydukları saygıdan ve nezaketten dolayı böyle olacaktır" dedi.
Arınç, NTV'de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Twitter'a erişimin engellenmesinin kaldırılmasına ilişkin kararı değerlendiren Arınç, başka ülkelerin mahkeme kararlarını uygulayan Twitter'ın Türkiye'ninkileri uygulamadığını söyledi.
Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurular üzerine 2010'dan bu yana yaptığı uygulamaları takip ettiğini belirten Arınç, "Uzun tutukluluk süreleri ve hak ihlalleriyle ilgili olarak verdi. En son Başbuğ ile ilgili karar vermişti. Bunların hepsini ben şahsen uygun buldum. Kararla ilgili Sayın Başbakan 'saygı duymuyorum ama uygulamak zorundayız' dedi. Biz de elbette uygulamak zorundayız. Herkesin bireysel olarak tek tek dava açması, karar almasına da gerek yok. Bence bu emsal karar, tek başına uygulanabilecek durumda. Hayırlı olsun" şeklinde konuştu.
Arınç, insanları suça teşvik eden, insanların özel hayatına ilişkin saldırıda bulunan, gizli kalması gereken konuları deşifre eden ve bunu Twitter yoluyla yapanların bir şekilde engellenmesi gerektiğini anlattı.
Gerçek dünyada suç olan her şeyin sanal dünyada da suç olduğunun kabul edilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:
"Hiçbir özgürlük sınırsız değil. Burada da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin özellikle bilişimle ilgili konularda kabul edilmiş genel geçer kuralların da uygulanması lazım. İnsanların özel hayatına saldırıda bulunmaya kimsenin hakkı yok. Bunun için Sayın Kılıçdaroğlu gibi karakter saymaya da gerek yok. 'Anayasa Mahkemesi 140 karakterden korkulmaması gerektiğini ortaya koydu' diyor. 3-5 karakterli tweet atarsınız ama o suça teşvik olabilir, insanların ar, haya, namus duygularına ilişkin olabilir. Burada öncelikli konu kim bunu yapıyorsa onun sayfasının kapatılma yolunda karar verilmesidir. Mutlaka bir mahkeme kararı olmasıdır. Bunları idari kararlarla değil ancak yargı kararlarıyla engelleyebiliriz."
Arınç, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı'nın Bakanlar Kurulu'nda konuyla ilgili sunum yaptığında bir eksiklik varsa, onun giderilmesi konusunda bir şeylerin yapılması gerektiğini dile getirdi.
-Cumhurbaşkanlığı seçimi
"Cumhurbaşkanlığı seçimi artık ufukta belirdi. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili sözlerini nasıl okumak lazım?" sorusu üzerine Arınç, bu konunun zamanı gelince görüşüleceğini ve karar alınacağını vurguladı.
Hiçbir zaman gerginlik olmayacağını, konunun kendi içlerinde çok rahat şekilde çözüleceğine işaret eden Arınç, seçimlerin hemen ardından cumhurbaşkanlığı tartışmasına girilmesinin muhalefetin bir taktiği olabileceğini anlattı.
Arınç, AK Parti'nin yerel seçimlerde başarılı, muhalefetin tümünün ise başarısız olduğunu ifade ederek, "Muhalefetle birlikte hareket eden şu anda bir siyasi yapılanma içerisinde olabileceğini varsaydığımız bir grup da bir olgu da onlar da bu seçimi kaybettiler. Koydukları yerde kazanmadılar, kaybettiler. Dolayısıyla dikkatleri cumhurbaşkanlığı seçimine vermek suretiyle kendi başarısızlıklarının konuşulmasını, tartışılmasını perdeleyebilirler. Bence halen 30 Mart'ı konuşmalıyız" değerlendirmesinde bulundu.
-"Üçüncü ihtimali hiç kimse konuşmuyor"
Recep Tayyip Erdoğan ya da Abdullah Gül'ün dışında üçüncü bir ihtimali hiç kimsenin konuşmadığına dikkati çeken Arınç, "Yıllardan beri arkadaşlığımız ve parti içerisindeki hem hukukumuz hem de iki arkadaş olarak, dost olarak birbirlerine duydukları saygıdan ve nezaketten dolayı böyle olacaktır. Birbirlerine soracaklardır... İkisi baş başa kaldıklarında eminim bu nezaket içerisinde birisi 'sen cumhurbaşkanı adayısın' diyecektir. O günü bekleyelim" dedi.
AK Parti yıprandıkça veya yıpratıldıkça birilerinin "Artık Tayyip Erdoğan'a cumhurbaşkanlığı yolu kapalı. Çankaya'ya çıkamaz, nefesi yetmez" demeye başladığını belirten Arınç, CHP ve MHP'nin genel başkanlarının da bunu söylediğini bildirdi.
Arınç, çoğu yazarın "Çankaya yolunun kapalı olduğuna dair" 30 Mart'a kadar bir kesin düşünce ortaya attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:
"30 Mart gösterdi ki Çankaya yolu açık. Tayyip Erdoğan şu anda yüzde 46'larda. Mahalli seçim şartında almışsa bu rahatlıkla yüzde 50'nin üzerinde bir oy demektir. Bugün bir genel seçime gitseydik bana göre yüzde 50'den aşağı almazdık... Bugünkü çizgi devam ettiği taktirde yüzde 51'i birinci turda rahatlıkla bulabileceğimizi düşünüyorum. Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Başbakanımız, 3 ay sonra 5 ay sonra, cumhurbaşkanı adayı olmak isterse Sayın Cumhurbaşkanımız buna karşı çıkmaz. Geçmişteki bütün hukukumuza bakarak söylüyorum. Aday olursa da elbette ittifak içerisinde yüzde 51'i birinci turda rahatlıkla bulabilir."
-"Gül, örnek bir cumhurbaşkanlığı yaptı"
Abdullah Gül'ün başbakan olma olasılığının sorulması üzerine Arınç, Gül'ün 7 yıldan bu yana Türkiye'de örnek bir cumhurbaşkanlığı yaptığını anımsattı.
Gül'ün halkın sevdiği, çok başarılı gördüğü ve takdir ettiği bir insan olarak tarihe geçtiğini dile getiren Arınç, "Dolayısıyla tekrar siyasete bu en tecrübeli çağında dönmesi ve kendi kurduğu partisini tekrar başarılara götürmesi ve eğer inşallah 2015 seçimlerinde de AK Parti iktidar olursa tekrar başbakanlık noktasında görev yapmasını kalben arzu ederim. Ama bu onun tamamen siyasi öngörüsüne bağlı, geleceğe ait siyasi projelerine bağlı. Bunları da eğer bizlerle paylaşırsa ben kanaatimi böyle ifade ederim" şeklinde yanıtladı.
Bir soru üzerine Arınç, "Benim adım da geçiyor, başka arkadaşlarımız da var. Ben prensip itibariyle böyle bir teklif yapılsa ben şahsen 10 arkadaşımın ismini veririm, onlar çok daha başarılı olurlar diye. Ama karar bizim üzerimizde olur, bir başka arkadaşın üzerinde olur, görevimizi yaparız" diye konuştu.
-AK Parti'nin üç dönem kuralı
Üç dönem kuralıyla ilgili soru üzerine Başbakan Erdoğan'ın "Bu bir prensiptir, bozulmasını istemem" dediğini anımsatan Arınç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Allah'ın emri de değil, bu konuda bir ayet yok. Bu bir tüzük kuralıdır. Yani bir kanuna, bir Anayasa emrine de dayanmıyor. Tüzükte bir değişiklik, MKYK kararıyla olağan ve olağanüstü kongreye götürülür, orada iptali yönünde bir karar da alınabilir. Kaldı ki Sayın Başbakanımız, ben ve bazı arkadaşlarımız dışında 'bu kural kalsın' diyenler çok azınlıkta, 'bu kural kaldırılsın' diyenler daha çoğunlukta. Anadolu'ya çıktığımızda, hiç tanımadığımız insanlarla görüştüğümüzde bile 'bırakın bu kuralı filan, siz yolunuza devam edin', 'yani eğer şunlar şunlar olmazsa bu parti nasıl başarılı olur veyahutta bu parti nasıl güçlenir' diye endişelerini ifade edenler de var. 'Biz güçlü bir siyasi partiyiz, arkadan gelenler bizi ileri götürecek' dememize rağmen bazı simge olmuş isimler üzerinde, halkın 'aman siz devam edin' şeklinde talebi var. Bunların hepsini genel başkanımızla istişare eder ve gereken yapılır."
-"Seçimler 'güven' mesajı verdi"
"Seçmen, bu seçimde bir tercihle karşı karşıya kaldı mı? Neyi tercih etti?" şeklindeki soru üzerine Arınç, vatandaşların seçimlerde "Ben Başbakandan memnunun, ona güveniyorum" mesajı verdiğini söyledi.
Başbakan Erdoğan'a yapılan iftiraları hiçbir zaman doğru kabul etmediğini vurgulayan Arınç, "Yargıda olanlar ayrı yargı bu konuda gereğini yapar ama kasetlere, tapelere dayanarak, hakkında iddianame bile tanzim edilmemiş, yargılama yapılmamış fezlekesi olmayan ve sadece gizlice dinlenilmiş ve bir kısmıda montajla suç haline getirilmiş bir takım konuşmalar kesinlikle inandırıcı değil. Biz bunları geçmişte de gördük. Bugün Sayın Başbakan'a yöneltiliyor, biz onu daha iyi tanıyoruz, ona güveniyoruz, o halkı için çalışıyor. Ona verilen bir güven oyu. Bu güven oyu Başbakanın şahsında da hükümete verilmiştir" yorumunda bulundu.
Mahalli seçimlerde önemli bir değişiklik yaparak 30 ili büyükşehir yaptıklarını anımsatan Arınç, seçimlerle AK Parti'ye 'bu yaptığın işi de beğeniyoruz' denildiğini söyledi.
-Seçim sonuçlarına yapılan itirazlar
Seçim sonuçlarına, her yerde itiraz edilebilineceğini aktaran Arınç, sonuçlara göre CHP ve MHP'nin kaybettiğini, BDP'nin etnisiteye dayalı bir siyaset yaptığını tekrar ortaya koyduğunu ve HDP'nin de başarılı olamadığını anlattı.
Bu seçimlerde paralel yapının, CHP ve MHP'ye oy vererek, siyasi bir çalışma yaptığını ve partililerden daha çok çalıştığına dikkati çeken Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye'de kendilerine verilen haritayı aynen uyguladılar. Şurada CHP'ye, burada MHP'ye oy verilecek diye. Kendi oylarının neticeye etkili olabileceğini düşünüyorlardı ve bununla AK Parti'ye ders verilmesi gerektiğini söylüyorlardı. 'AK Parti çok şımardı, Tayyip Erdoğan bize karşı düşmanlık yapıyor, onun burnunu sürtelim, CHP'nin güçlü olduğu yerde CHP'ye, diğerlerinde MHP'ye verelim. Neticeler gösterdi ki bazı kritik yerlerdeki kayıplarda belki rol oynamış olabilirler ama sonuca binde bir bile etki edecek güçlerinin olmadığı da anlaşılmış oldu. Kazanan AK Parti, kaybeden hepsi."
-"AK Parti'yi hedef aldılar, yıkmaya çalıştılar, itibarsızlaştırdılar"
"(Siyasi yapılanma içinde olabilirler) şeklindeki sözü, Pensilvanya ya da cemaat için mi söylediniz?" sorusu üzerine Arınç, "İki sebepten söyledim. Yani kendilerini çok tanıyorum, çok dostlarımız, arkadaşlarımız da var. Ama şu son yaptıklarını affetmek, bağışlamak da mümkün değil. Çok büyük bir kabahat işlediler. Şimdi kendi içlerinde tartışıyorlar, 'Biz nerede yanlış yaptık?' diye" ifadesini kullandı.
Arınç, "Sayın Gülerce'nin yazısında 4 nokta var. Bence çok doğru şeyler. Birebir konuştuğunuz zaman da 'Evet biz bu hatayı yaptık. O zaman bunu telafi etmek için ne yapacaksınız? Hiçbir şey yapmayacaklar. Yollarına devam edecekler. Çünkü bir irade var ki onları bu yolda AK Parti'ye karşı kullanmak istiyor. Zannediyorum, belki şiddetlerini artırarak da devam edecektir. Tabii kanuna, hukuka aykırı eylemleri, işlemleri sebebiyle de Hükümetimiz gerekeni hukuk içerisinde yapacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Bu camianın, cemaatin veya hizmete dayalı bir yapılanmanın, bugüne kadar siyasi bir tavır göstermediğini ve dini hizmetler konusunda çalıştığını anlatan Arınç, şöyle devam etti:
"Bize belki oy veriyorlardı ama bunu bizimle pazarlık yaparak hiçbir zaman ortaya koymadılar. Referandumda 'evet' dediler ama referandum bir siyasi partinin tekelinde olan bir şey değildi. Bir Anayasa değişikliği söz konusuydu. Bize oy verdikleri zaman biz seviniyorduk, mutlu oluyorduk. Ama vermedikleri yerde de hiç kendilerine kızmadık. Mesela Refah Partisi'nde, Fazilet Partisi'nde vermediler. Ben Anavatan Partisi'ni, yerine göre DSP'yi desteklediklerini biliyorum. Biz onları hiçbir zaman sorguya çekmedik. Çünkü bu hizmetlerin içerisinde 'Zaman gelmiş şöyle davranmışlardır, zaman gelmiş böyle davranmışlardır' dedik. Oysa bu dönemde AK Parti'yi hedef aldılar, yıkmaya çalıştılar, itibarsızlaştırdılar. Televizyonlarına, yazarlarına bakarsanız, sivri dilli ve laf ebesi insanlar her gün bize, MHP'nin, CHP'nin muhalif kanatlarını da bize karşı kullanmak suretiyle bir kampanya yürüttüler."
-"Bu siyasi tavrı gösterince kristal vazo kırıldı"
Arınç, "(Biz size oy vermeyeceğiz. Bir tavır olarak da sandığa da gitmeyeceğiz. Gidersek de size oy vermeyeceğiz). Bunu anlamak mümkün. Bu bir siyasi tavır değil, bana göre. Ama şunu yapmasalardı çok daha iyi olurdu. (Biz CHP'ye, MHP'ye oy vereceğiz. Yeter ki siz kazanmayın). O zaman oy kullandılar. Kapı kapı dolaştılar. Kapı kapı yemin ettirerek, söz verdirerek, öğrencilerin ailelerine giderek, yakın bildikleri dostlarına, 'Ne olur AK Parti'ye oy vermeyin. İşte şuna verin, buna verin' şeklinde. Bu siyasi tavrı gösterince kristal vazo kırıldı. Bunu yapıştırmak, tamir etmek bundan sonra çok zor" dedi.
Ertuğrul Günay ve İlhan İşbilen gibi isimlerin, düzenledikleri basın toplantısında, "Türkiye'nin siyasi bir yapılanmaya ihtiyacı olduğu" şeklinde sözler sarf ettiklerini anımsatan Arınç, ülkede böyle bir ihtiyacın görülmediğini dile getirdi.
Arınç, "Zannediyorum ki böyle bir yola da gidebilirler. Giderlerse de çok iyi olur. Ama hizmet denen organizasyon da bitmiş olur. Yani artık bir siyasi parti haline gelirler. Kazanırlarsa kazanırlar, kaybederlerse kaybederler. Bundan sonra kimse ne Hoca Efendi hakkında, ne de onun hizmetini görenler hakkında, 'Bunlar Allah rızası için çalışan mücahitler veya hizmetkarlar değil, bir partinin il başkanı, ilçe başkanları, genel başkanları sıfatıyla onlara bakmaya' başlar." diye konuştu.
CHP'nin ise bütün ağır sözlerine, seçim stratejisine rağmen, birkaç ilin dışında başarılı olamadığını belirten Arınç, örneğin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Bursa mitinginin büyük kısmını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretle geçirdiğini, çok az bir kısmında Bursa'ya ilişkin konuştuğunu, sonuç olarak AK Parti'nin Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni yüzde 51 oranıyla kazandığını anlattı.
-"İlker Başbuğ'un 'Ciddiye almıyorum' demesinin, bir gram bile değeri yok"
Ergenekon davasının gerekçeli kararında, eski Genelkurmay Başkanı emekli orgeneral İlker Başbuğ'un "terör suçlusu" olarak değerlendirilmesinin ve Başbuğ'un da buna ilişkin "Ciddiye almıyorum" şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Arınç, "Şimdi İlker Başbuğ'un 'Ciddiye almıyorum' demesinin, bir gram bile değeri yok. Bu bir mahkeme kararı. Beğenelim, beğenmeyelim. Yani bu mahkeme kararı esas olacak, bu karar üzerinden Yargıtay'a gidilecek, Yargıtay'ın ilgili dairesi de bu gerekçeli karara göre bozacak veya onayacak" dedi.
İlker Başbuğ ve diğer sanıkların, beraat ettikleri için değil, uzun tutukluluk ve hak ihlalleri nedeniyle tahliye edildiklerini ve mahkeme sürecinin devam ettiğini hatırlatan Arınç, gerekçeli kararda tahlillerin yapıldığını ve mahkemeye yapılan itirazların ele alındığını söyledi.
Arınç, şunları kaydetti:
"Hakikaten Türkiye'de bir derin yapılanma varsa bunun ilk defa yargılaması yapılıyor, mahkeme önüne çıkarılıyor, bununla ilgili bir dava 5-6 sene sürüyor ve 16 bin sayfalık bir gerekçeli karar yazılıyor. Bunun içerisinde silahlı bir terör örgütü olarak Ergenekon adlandırılıyor. Herkesin bu örgüt içerisindeki rolleri, fonksiyonları, yaptıkları, yani 'Hükümeti devirmeye teşebbüs' suçunun unsurları da sayılıyor. Doğrudur, yanlıştır. Ama üç tane hakimin birlikte verdikleri bir kararı 'Ben kabul etmiyorum' demek, yani Laz İdris'in 'Ben de seni tanımayrum' demesine benziyor. O karar esas alınacak. Hiçkimse buna küçük düşürücü bir ifade de kullanmaz."
"Bir Genelkurmay Başkanı, bir terör örgütünün lideri olabilir mi? Bu Genelkurmay Başkanı. Eğer TSK'ya 'terör örgütü' diyecekseniz, böyle bir vasıflandırma yapacaksınız ki böyle bir şey kesinlikle mümkün değil, ancak bu sıfatı o zaman kullanabilirsiniz" değerlendirmesinde bulunan Arınç, "Bence bu hukuki vasıflandırma, geçmişte terör örgütünün lideri olarak anılan kişi hakkında, kanun veya dosya kapsamında daha uygun. Hukuki vasıf olarak Yargıtay buna bir karar verecek. Ama 'terör örgütünün lideri olarak' mahkemenin kabul etmediğini de gerekçeli karardan anlamış bulunuyoruz" diye konuştu.
"Siyaseti bırakma konusundaki planlarının değişip değişmediği" şeklindeki soru üzerine ise Arınç, uzun bir siyasi hayattan geldiğini ve artık bir süre ara vermek gerektiğini düşündüğünü belirterek, "Ben şahsen böyle bir kararın benim için çok doğru olduğunu düşünüyorum" ifadesini kullandı.
Arınç, "Yani askerler için söylenir bu 'şafak sayma' veya 'çentik atma' şu kadar gün kaldı diye. Allah kısmet ederse biz bu dönemi bitirebilirsek, sağlıkla, mutlulukla, artık bir ara vermek gerektiğini en azından düşünüyorum" dedi.
Kaynak: