Bu Mayınlar Elde Patlar!

Son günlerin iki önemli gündemi var. İkisi de hayli çetrefilli ve kafa karıştıracak cinsten. Bu konular kamuoyunu uzun süre meşgul edeceğe benziyor.

Sanki son dönemde birileri, hükümeti zora sokmak için sıkıntılı konuları içinden çıkılmaz hale dönüştürerek servis yapıyor. Hükümeti yanlış kararlar almaya itiyor ve bu yanlış kararlar neticesinde önümüzdeki genel seçimlerde ciddi oy kaybına uğramasına meydan vermeye çalışıyor.

Birinci konu Suriye sınırındaki mayınlı arazi mevzusu. Suriye sınırındaki epey büyük bir toprak parçamızın mayınlardan temizlenmesi gerekiyor. Öncelikle belirtmeliyim ki bu iş kesinlikle yapılmalıdır. O verimli toprak parçası ülkemizin ve bölge halkının ekonomisine kazandırılmalıdır.

Buraya kadar tamam ancak sıkıntı bundan sonra başlıyor. Genelkurmay mayınlı araziyi mayınlardan temizleme işini yapamayacağını söylüyor. Mazeret olarak da yetişmiş eleman ve ekipman eksikliğinden bahsediyor. Açıkçası bu açıklama bana pek inandırıcı gelmedi. Bir süre önce Suriye ordusu kendi tarafındaki mayınları temizlemişti. Şimdi Suriye ordusunun yaptığını bizim ordumuz yapamıyor mu?

Eğer Suriye ordusu kadar donanıma sahip değilsek şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekir. Öyle ise bile milyon dolarla yabancılara ihale edileceğine, bu paranın daha az kısmı ile kendi ordumuzu donanımlı hale getirmek daha mantıklı değil mi? Hiç olmazsa kendi topraklarımızı kendimiz temizlemiş ve bu alanda iyi bir ekip ortaya çıkarmış oluruz.

Türkiye’yi ilgilendiren her ihalede İsrail’in isminin ön plana çıkması mide bulandırıcı bir konu. Meşruiyeti tartışılan bir ülke konusunda hükümet temsilcilerinin yaptığı açıklamalar pek tatmin edici değil. Filistin ateşle oynadı, başına neler geldiğini gördük. Akıllı olmak gerek.

Biz yapamıyorsak İsrail’den başka ülke mi yok? En azından Suriye bu işi başarmış, neden Suriye olmasın? Uzun süre topraklarımızın kullanımını İsrail’e devretmek, bölgenin kontrolünü iyice bu türedi devlete kaptırmak anlamına gelir.

Hükümete muhalif ve düşman çevreler iştahla bu işin İsrail’e verilmesini bekliyorlar. Verilsin ki hükümeti en ağır itham ve eleştirilerle yıpratalım. Açıkçası hükümetten de bu konuda çok da sağduyulu açıklamalar gelmiyor.

Başbakanımızın “bir avuç topluluktan mı korkuyorsunuz?” açıklaması kabul edilebilir gibi değil. Mesele korku meselesi değildir. Mesele yıllardır Filistinli kardeşlerimize kan kusturan, bizim topraklarımızın doğusu dahil birçok bölge ülkesinin topraklarında gözü olan bir yayılmacı devlet.

Filistinli çocukların kanı üzerine kurulan bir devleti ekonomik olarak desteklemekten (biz kârlı bile olsak) uzak durmak gerekir diye düşünüyorum. Bizim ölçümüz kâr ve menfaat değil; hak ve adalet üzere olmalıdır. Zaten birçok konuda İsrail ürünlerini ithal ediyoruz. Konya semalarında İsrail uçaklarının uçmasından hazzetmiyoruz ve daha fazlasını istemiyoruz.

İkinci konu genelkurmayın istediği “herkese eşit askerlik” uygulaması idi. Fakat yerimiz kalmadığı için bu konuyu önümüzdeki haftaya bırakalım inşallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum