Bu davanın arıları ve sinekleri

“İnsan, insanın en büyük sorunudur” diyor felsefeci  alimin birisi.  Öyle değil mi? Bugün en büyük derdimiz  en büyük  sorunumuz en sorunlu olduğumuz konu insan değil mi?

Hayatın her alanında yaşanılan  tüm problemlerin temeline  özüne indiğinizde; karşınıza çıkan  tek şey var oda hep aynı...

İnsan ve onun kalitesi.

İnsan; girdiği yere, yaptığı her işe, karıştığı sosyal guruba,  bulunduğu her  makama, seçildiği  her  yere  kalitesini ya da kalitesizliğini de taşıyor.

Kumaş kalitesi düşük insanı siyasete koyuyorsunuz, sonuçta da siyasetin kalitesi düşürüyor ve siyaset ahlakı yerle yeksan oluyor.

Eminim ki aynı insanı oradan alıp bir ticari işletmenin başına koysanız, ticaretin de kalitesini düşürecek ve ticaret ahlakını da bozacaktır.

Oradan alıp eğitimin, dînî kurumların, sivil yapıların vs. başına koysanız, kesinlikle bütün bu bütün alanların da kalitesini düşürüp ahlakını bozacaktır.

Kişinin hangi inanca, ideolojiye, çizgiye, davaya mensup olduğuna bakmadan önce, mensup olduğunu iddia ettiği inanç, dava ve çizginin “arısı mı, sineği mi olduğuna” muhakkak surette bakmak lazım.

 Çünkü arılar sadece çiçeklere konarlar ve hep üretmek için yaşarlar. Sineklerse, arıların yaptığını tüketmek için vardırlar ve ganimet gördükleri her yere pis mi temiz mi demeden konarlar.

 Onun içindir ki bu konularda   güya hizmet sevdası ile   yanıp  tutuşanlara;   “önce  adam gibi  işinizi yapın ,en iyisini  en  güzel şekilde yapın”  demek  lazım.

Arkasından, “kiminle iş yapılmalı?” sorusuna   verilecek cevap ise;   “değeri tüketenle   değil, bir değer üreten herkesle   yani davasının eşek  arısı  sinekleri  ile  değil davasının  bal arısı  olanlarla yapılmalı” şeklinde olmalıdır. 

Birileri kızıp darılmasın da, elinden bir iş gelmeyenler,  efendice bir kenarda uslu uslu oturmuyorlar. İş yapacak ehil  kişilerin  yerini çeşitli entrika  ve ayak  oyunları ile  doldurduktan sonrada işgal ettikleri makamlarla  hem  değeri tüketiyorlar  hem de iş yapanlara saldırmaya, onların mesaisini çalmaya kalkarken ,aslında   toplumun mesaisini  geleceğini de çalıyorlar...

Hatta çoğu zaman sinek huylu olan bu hım-hım tipler, arıların  bin bir emekle  zahmet   harcayıp ürettikleri   o  tertemiz bala konuyorlar.

Konup otlansalar neyse de, bir de içlerinde taşıdıkları mikrobu arıların emek zahmet ürettiği ballara bulaştırıyorlar.

Onun için diyorum ki; “insan  unsurunu kalitesini  artırmak lazım ki  hayatın her alanında  başarı kaçınılmaz olsun.” Siz ister “siyaset” deyin,  ister  “idari makamlar” deyin,  liyakatli  ve   kumaşı  kaliteli insanlar  milletin önüne  geçsin  göreve  talip   olsun.

Değilse  ahbap  çavuş ilişkisi  ile    bir yerlere  gelen  has bel kader o  makamları işgal  eden  kifayetsizler,  milletin  menfaati  ve geleceğinden  önce  kendi  menfaat ve  geleceklerini düşündükleri için bugünkü durumu yaşarız.  

İnsan unsurunun kalitesini artırmak için öncelikle insanı iyi tanımak gerekmektedir.

Kendisini tanıyan, sınırlarını tanır, anlamını kavrar, haddini bilir, rolünü bulur.

Evet, uyarmazsak eğer bizde de hayır yoktur.

Sonuç mu; sonuç gayet açık:

“İnsan olanlar çözümün bir parçası olurlar; diğerleri  ise sorunun bir parçası olurlar.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.