Bozkur'tan Ağralı'ya cevap

Bozkur'tan Ağralı'ya cevap

CHP Konya Milletvekili Dr. M. Hüsnü Bozkurt’un Başbakan'a yazdığı Açık Mektup'u cevaplayan Abdullah Ağralı’ya cevap verdi.

 

Bozkurt şunları söyledi:

“AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinde iş başına geldiğinde ülkemizde terör olayları sıfır noktasındaydı. O günden bugüne terörü besleyen bütün gelişmeler, partiniz iktidarında yaşandı.

Alt ve üst kimlik tartışmaları AKP ile gündeme geldi.  Buram buram ırkçılık kokan bu yaklaşım, sonrasında yerini, ne olduğunu kimsenin anlamadığı, somut hiçbir çözüm önerisi sunmayan  “Açılım” adı verilen, bir belirsizliğe terk etti. “Demokratik Açılım” adı ile başlayan daha sonra “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” ne dönüşen ve nihayet “Açılım” da karar kılınan süreçte PKK, 1984’ten sonraki en çok güç kazandığı dönemi yaşadı.

Tüm bu gelişmelere paralel olarak TSK, bugün artık “Davaların Savcısı” olduğunu söyleyenlerce de kabul edildiği üzere, kumpas davaları ile demoralize edildi, etkisizleştirildi.

19 Ekim 2009’da, Habur’da Devlet yetkilileri ve avukatlar tarafından davul zurnalarla karşılanan örgüt militanları, kurulan çadır mahkemelerinde beyanları hilafına aklandılar.

Tam da Habur’un yıl dönümünde Hakkari Çukurca’da birliklerimizin hedef alındığı saldırıda 24 mehmetçiğimiz şehit oldu. Sonrasında zaten her gün şehit cenazeleri ile gelişen süreçte PKK eylemleri rutin bir hal alırken de yine partiniz iktidarda idi.

Sayın Ağralı, partiniz ve lideriniz Erdoğan’ın Şivan Perwer ile, İbrahim Tatlıses ile Osman Baydemir ile “megri megri” günlerini anımsatmama herhalde gerek yoktur.

Hükümetinizin sözde çözüm arayışlarında nasıl gizli bir pazarlık içinde olduğu, ülkeyi adım adım nasıl bir kan deryasına sürüklediği, devletin silah bırakmamış terör örgütü temsilcilerini muhatap kabul ederek kapalı kapılar ardında yaptığı Oslo görüşmelerinin kamuoyuna sızdırılmasıyla gün yüzüne çıktı.  Nitekim tutanakların ortaya çıkmasının ardından “Hükümet değil, devlet görüşür” söylemleri, önce görüşmeleri PKK’nın sonra da paralel yapının sızdırdığı gibi anlamsız açıklamalar ile süslendi.

İşte Sayın Ağralı, sizin “77 milyon halkımız gayet iyi bilmektedir” diyerek gururla bahsettiğiniz hükümetinizin yürüttüğü terörle mücadele süreci tam olarak budur ve altı çizilmelidir ki, sürecin adı “Mücadele” değil, “müzakere” dir.  Kaldı ki Sayın Ağralı, Türkiye’nin elini kolunu bağlayan (partinizin iktidarından önce başlamış) yıllardır süren Kürt sorunu elbette ve mutlaka çözülmelidir. Tabi ki, bunun yolu Müzakeredir. Ancak müzakere; partimizin son seçim bildirgesinde de belirtildiği üzere, meşru zemin olan TBMM’de, meşru taraflar olan seçilmiş siyasi partiler arasında, gizli ajandalar olmaksızın, somut önerilerle ve halka anlatılamayacak angajmanlara girilmeden yapılmalıdır. Keza, bu müzakereler yapılırken CHP’nin KÜRT SORUNUNUN çözümüne yönelik olarak Meclis’e sunduğu ve tümü partinizin oylarıyla reddedilmiş olan 27 yasa teklifinden de yararlanılmalıdır.  Ve Sayın Ağralı, ulusal birlik ve Türk-Kürt kardeşliği için elzem olan Kürt sorununun çözümü için, müzakereler yürütülürken, Türk ve Kürt çocuklarının canını alan terörle mücadele asla ihmal edilmemeli, terör örgütünün silah stoklamasına göz yumulmamalı ve bu mücadeleyi yürütecek güvenlik güçlerinin eli kolu bağlanmamalıdır.  Eksik ve yanlış bilgi ile CHP'li bir milletvekilinin HDP’ye oy verdiğini iddia ederken ya da Şafak Pavey’in sohbetini konu ederken, yukarıda sayılan ve altı sayfalarca detaylandırılabilecek bir müzakere süreci sonunda bugün 1’er 2’şer değil, 10’ar 16’şar şehit haberleri geliyorsa, kan ve göz yaşına uyanmadığımız gün geçmiyor ve bölge halkı 12 Eylül Diyarbakır’ ını hatırlatan “sıkıyönetim” uygulamaları ile örgütün kucağına itiliyorsa, bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, Cumhurbaşkanınız Sayın Erdoğan bugün kalkıp “400 milletvekili olsaydı bunlar yaşanmazdı” diyebiliyorsa, asıl trajik olan budur ve bugün milletçe saplandığımız kan ve şiddet bataklığının en acı itirafıdır.  13 yıldır iktidarda olup, yaşanmakta olan acı tablonun faturasını partimize çıkartmaya çalışmak ise, “Suçluların Telaşı” ndan başka bir çaba değildir.  Sayın Ağralı, tüm kamuoyunun da bildiği üzere, 29 Temmuz 2015 günü, partimizin çağrısı ile yapılan TBMM olağanüstü toplantısında CHP’nin terör ile ilgili verdiği araştırma önergesinin AKP-MHP oylarıyla reddedilip Meclis’in tatile sokulmuş olduğu elbette siz değerli meslektaşımın da malumu olmalıdır.  Her ne kadar kimi makamlarca yok sayılsa da, halkımızın hür iradesiyle Yüce Meclis’te temsil hakkı verdiği bir milletvekili olarak, Anadolu’ muzun dört bir yanında gencecik fidanlarımız toprağa verilir, bölge halkı ve günahsız siviller büyük acılar çekerken, Sayın Başbakan’a yazdığım açık mektupta dile getirdiğim “TBMM acil toplanmalı ve ülkenin kaderine el koymalıdır” çağrımı görmezden gelmeniz de, kabul etmelisiniz ki izaha muhtaçtır.  Sayın Ağralı, partiniz, lideriniz ve başbakanınız nasıl ki duble yolları, 3. havaalanı ya da 3. boğaz köprüsünü ya da hiçbir somut sonuca ulaşmasa da Alevi açılımını, Roman açılımını ve kimi sözde demokratikleşme hamlelerini üstleniyor ve seçim kampanyalarında övünerek kullanıyorsa, bugün ülkemizi ve insanımızı içine düşürdüğü bu kan, ateş ve kardeş kavgası bataklığının başat sorumlusu olduğunu da kabul etme olgunluğunu göstermeli ve en azından “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkından” özür dilemelidiR. Sayın Ağralı, ben yine de; Sayın Başbakan’a hitaben yazdığım ama nedense sizin cevaplama nezaketini gösterdiğiniz açık mektubumun, en azından, dünyanın ilk anti-emperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı vermiş Gazi Meclis’in, daha da geç olmadan, toplanıp ülkenin kaderine el koymasını sağlayacağını ummak istiyorum.

Unutulmamalıdır ki, bu millet 550 milletvekiline Tatil Yapsın diye oy vermiş değildir.”  

 

İLGİLİ HABER: AĞRALI'DAN BOZKURT'A CEVAP