Bozkır sıcağında gurbetçiler!
Her yıl mayıs ayıyla birlikte Konya ovasına gurbetçiler gelmeye başlar.
Kimi Urfa’dan, kimi Adana’dan. Elbette aralarında bizim gurbetçilerimiz de var. Aşağı Çiğilliler. Pancar çapası işi bitinceye kadar ovada çalışır sonra Ege bölgesine giderler. Bozkır sıcağının altında pancar çapası zor iştir. Ailede eli çapa tutan herkes çalışmak zorundadır. Kabak tarlalarının dönümü yüz liradır. Pancar tarlaları, tarlanın otluluk durumuna göre değişir. 180 liradan 400 liraya kadar çıkar. Çumra ovasında Çumra kaymakamlığı kamplar oluşturmuş gurbetçiler için. Banyo, tuvalet karavanları ile çevrilmiş kamplar. Urfalı işçibaşı Eyüp çavuş hayli dertli. “Geçtiğimiz güz biz gittikten sonra bütün karavanları kırmışlar, biz temiz geliriz, temiz gideriz, biz yokken kırmışlar, diyor. Karavanların çoğu kullanılmaz durumda. Birde kamplarda elektrik olmamasından yakınıyorlar. Kamptaki çadırların arasında çocuklar oynuyorlar. Hayat onlar için dahada zor. Çoğu okul çağında ama mecburen erken almışlar okuldan. Güz aylarında da enaz bir ay geç gidecekler okula. Adanalı bir ailenin çadırına konuk olduk. İki kadın vardı çadırda. Birinin dinlenme günüymüş. Öteki kolu sakat olduğu için çalışamıyormuş. Çalışanların yemeğini o hazırlıyormuş. Küçük bir kız ürkekçe dolanıyor çevremizde. Müthiş güzel bir kız, maviş gözlerini dağınık saçları örtmüş. Fotoğrafını çekmek isteyince basıyor çığlığı. Annesi bile ikna edemiyor onu. Kadınlar, çay koyalım, diyorlar. Eyüp çavuşun çadırında çay çoktan hazır. Haber yorum: Zeki Oğuz