Bombaların altında yaşam mücadelesi
Bombardıman ve çatışmalar nedeniyle yakınlarını kaybeden ve evleri yıkılan Suriyeliler, İdlib kentine bağlı Atme kasabası yakınında kurulan derme çatma çadırlarda ''her şeye rağmen'' ayakta kalmaya çalışıyor.
Zor koşullarda yaşayan Suriyeliler, burada oluşturdukları, bakkal, manav veya çay ocağıyla yeni hayatlarına adeta ''merhaba'' dercesine hayata tutunmaya çalışıyor.
Türkiye sınırına yakın bir noktada, Atme kasabası civarında oluşturulan çadırlarda kalan Suriyeliler, kışın gelmesiyle daha zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor.
Esed güçlerinin saldırıları nedeniyle yıllardır emek harcayarak elde ettikleri kazanımlarını bir anda geride bırakmak zorunda kalarak yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan Suriyeliler, soğuğa ve yokluğa göğüs gererek, ülkelerine dönecekleri günü umutla bekleyor.
Elektrik ve su olmaması nedeniyle çadırların önlerinde yakılan küçük ateşlerde bulabildikleri malzemelerle yemek yapıp günü geçiştirmeye çalışan, yaşamak için yemek yiyen Suriyeliler, her şeye inat yaşama tutunuyor.
Yaklaşık bin 500 çadırın bulunduğu alanda kalan Suriyelilerden bazıları, geri dönecekleri günü çadırında oturup dua ederek geçirirken, kimisi de bulabildiği malzemelerle burada oluşturduğu çadırdan dükkanlarda satışını yaparak avunuyor.
Çadırların bulunduğu alada oluşturulan bakkal, manav, berber, çay ocağı gibi yerlerde çalışan Suriyeliler, vakit geçirmek ve biraz para kazanabilmek için çaba gösterdiklerini belirtiyor.
Ülkesinde ziraat işiyle uğraşan, ancak yaşanan olaylar nedeniyle eşi ve çocuklarıyla burayı terk etmek zorunda kalan, adını vermek istemeyen Suriyeli, iki aydan bu yana çadırda yaşadıklarını söyledi.
Çadırda boş oturarak yokluk içeresinde günün geçmediğini, yaşadıklarını daha çok düşünür olduğunu ifade eden Suriyeli, elindeki parayı değerlendirerek, muhaliflerin kontrolünde bulunan Suriye'nin bazı bölgelerinden gıda maddeleri satın alarak bunları kendisi gibi kader arkadaşı olan çadırlarda kalanlara sattığını kaydetti.
Ülkesinde iyi bir işi ve geliri olduğunu, sorunsuz bir şekilde yaşadığını vurgulayan Suriyeli, ''Bir gün her şey değişti. Bombardıman, zulüm ve sonrası mecburi göç. Hiç kimse bu şekilde yokluk içerisinde derme çatma çadırlarda soğukta kalmayı istemez. Ancak ne yapalım mecburuz. Esed, bizi buna mecbur etti. Burada çadırdan oluşturduğum dükkanımda hem vakit geçiriyorum, hem de Suriyelilerin ihtiyaçlarını almasına yardımcı oluyorum'' dedi.
-Çadırda kalanlarda para kalmadı-
Halep'ten ailesiyle birlikte 4 ay önce çadırlara gelen ve burada manav açan Besil Muhammed de, Esed yüzünden bu hallere düştüklerini belirterek adeta isyan etti.
Çadırda kalan çoğu insanın bir ekmek alacak dahi parasının bulunmadığını, canını zor kurtararak buraya sığındığını vurgulayan Muhammed, şunları söyledi:
''Burada su, elektrik yok. Soğuktan insanların çoğu hasta. Çalışabilirsen biraz olsa yaşarsın. Çalışamazsan açlıktan ölürsün. Halep'te triko işiyle uğraşıyordum. Burada da manavlık yapıyorum. Çalışmaya ve yaşamaya mecburum. Satış yapıyoruz ama bir akşam yemeğini yapacak parayı bile kazanamıyoruz. Eğer o gün yemek parası kadar kazanabilirsem şükrediyorum. Sebzeleri Suriye'nin iç kesimlerinden almaya çalışıyoruz. Onu almak getirmek zaten başlı başına bir masraf, burada satmakta ayrı bir sıkıntı. İnsanlar yanlarında un getiriyordu. Şimdi onuda bulamaz durumda. İnsanlarda para kalmadı. Çoğunluğu çocuk 11 kişi benim elime bakıyor. Yardım bekliyoruz.''
-''Bir öğün yemek yapabilirsek kendimizi şanslı hissediyoruz'' -
Çadırda kalan ve manavdan akşam yemeği için uygun fiyata malzeme almaya çalışan Meryem Ferhat ise Cebil-i Zavi'den yaklaşık 1,5 ay önce 8 çocuğuyla birlikte geldiğini kaydetti.
Yayında az da olsa parasının bulunduğunu, ancak bunu idareli bir şekilde kullanmaya gayret gösterdiğini ifade eden Ferhat, ''Üç öğün yemeği unuttuk. Burada bir öğün yemek yapabilirsek kendimizi şanslı hissediyoruz. Çünkü çadırda soğuk ve en önemlisi de yokluk var. Herkes çok zor durumda. Bazı günler artık çocuklarımızın karnına iyi bir yemek gitsin diye en ucuz sebze olan patates alıyorum. Bunu idareli bir şekilde kullanarak çocuklarımın karnını doyuruyorum. Ama elimizdeki para bitince ne olacak hiçbir fikrim yok. Tek isteğim, bir an önce olayların bitmesi ve evlerimize geri dönebilmek'' diye konuştu.