Bir uçak dolusu Konyalı Mısır'daydı
13. Uluslararası İş Forumu’na katılmak üzere Konya’dan yaklaşık 100 kişilik bir heyet Mısır’ın başkenti Kahire’ye giderek Türkiye’nin İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme stratejisine destek verdi.
13. Uluslararası İş Forumu’na katılmak üzere Konya’dan yaklaşık 100 kişilik bir heyet Mısır’ın başkenti Kahire’ye giderek Türkiye’nin İslam ülkeleriyle ilişkilerini geliştirme stratejisine destek verdi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından her yıl İstanbul’la dönüşümlü olarak gerçekleştirilen Uluslararası İş Forumu (IBF)’nun bu seneki partneri Mısır’dı. Konya’nın yanı sıra başta İstanbul olmak üzere değişik şehirlerden 400’e yakın Türk katılımcı Mısır’da Türkiye’yi temsil etti.
Kongrenin işadamları için faydalı geçtiğini söyleyen Forumun başkanı Erol Yarar, bu ülkenin Türk yatırımcıları için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdi. Mısır ile Türkiye arasında yaklaşık 3 milyar dolarlık bir ticaret hacminin olduğuna işaret eden Yarar, hedeflerinin bu rakamı 7-8 milyar dolara çıkarmak olduğunu ifade etti.
Başkanlığını MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan’ın yaptığı heyette, MÜSİAD 3.dönem Başkanı Dr. Ömer Bolat ve IBF Başkanı Erol Yarar’in yanı sıra Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir, Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Mladen Zırojevic ve bir önceki Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Slobodan Puhalac, T.C. Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Dr. İbrahim Turhan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil, Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez, İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, Dış Ekonomik İlişkiler (DEİK) Türk-Ortadoğu İş Konseyleri Koordinatörü Mehmet Habbab, DEİK Türk-Mısır İş Konseyi Başkanı Zuhal Mansfield gibi önemli isimler de yer aldı.
Mısır'ın başkenti Kahire'de üç gün devam eden 13. IBF kongresi açıklanan sonuç bildirgesiyle sona erdi. Küresel kriz, ülkeler arasındaki ticaretin önemini yeniden gün yüzüne çıkarırken, İslam ülkelerinin kendi aralarındaki ticaret ve karşılıklı yatırımların arttırılması gerektiği konusu IBF kongresinde en çok konuşulan konu oldu. IBF Başkanı Erol Yarar, MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Makedonya Ticaret Sakanı Hadi Neziri ve Kahire Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Mustafa Musa'nın katıldığı basın toplantısında açıklanan sonuç bildirgesinde; kongre boyunca konuşulan, tartışılan ve üzerinde mutabakata varılan 9 önemli tespit ve öneriye yer verildi.
İki ülkenin ticaretine en az 1 milyar dolarlık katkı yaparız
IBF Başkanı Erol Yarar ile MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan, sonuç bildirgesi açıklamasından önce Türkiye'den gelen gazeteci grubuyla sohbet ederken önemli bilgiler verdi. Türkiye'den gelen 350 kişilik iş adamı heyetinin yaptığı ticari bağlantıları anlatan IBF Başkanı Erol Yarar, kongrenin yapıldığı merkezde kurulan 230 masada yapılan görüşmelerin verimli geçtiğini, heyetteki iş adamlarının genelinde bir memnuniyet gözlemlediğini ifade etti. Bu tür gezilerde hemen iş bağlantısı yapılmasının çok zor olduğunu anlatan Erol Yarar, "İki-üç günlük kısa görüşmeler neticesinde iş bağlantısı yapanlarımız var. 160 tane firma, ciddi bir şekilde ticari potansiyelini arttırıcı temaslarla Kahire'den dönüyor. 40-50 firma ise burada nasıl kontak kurulduğunu gördü, Mısırlılarla ticaret yapmanın yollarını öğrendi. 20-30 kişi de Mısır ekonomisini tanıma imkanı buldu" dedi. Yarar, 13. IBF Kongresine Türkiye'den 350 kişilik iş adamı heyetinin gelişi ve yapılan ticari temasların iki ülke ticaretine en az 1 milyar dolarlık ek katkı yapacağı değerlendirmesinde bulundu.
İşbirliği yapılabilecek alanlar..!
Mısır'da tarım ve gıda sanayinin de hızla arttığını belirten Erol Yarar, dünyanın en kaliteli pamuğu Mısır'da yetişmesine rağmen bu ürünü kendisi işlemek yerine İtalya gibi ülkelere sattığını vurguladı. Yarar; otomotiv yan sanayi, gıda, tarım, tekstil ile inşaat ve alt yapı alanlarında Türkiye ile Mısır arasında iş işbirliği yapılacak önemli bir potansiyel gözlemlediklerini kaydetti.
12 milyar dolar az değil, fon idaresi oluşturulmalı
IBF Başkanı Erol Yarar, yıllar önce dile getirdiği IMF benzeri bir oluşumun Müslüman ülkeler arasında kurulması fikrinin artık ete kemiğe bürünme noktasına gelmesinden mutluluk duyduğunu da belirterek, şunları söyledi: "En uzun yol küçük bir adımla başlar. Önemli olan fikriyatın oluşturulmasıdır. Türkiye IMF kapısında yıllarca bekletilmiş. Bunu biz mi hak ettik yoksa IMF'mi bizi reva gördü tartışmasına girmeyeceğim. Ancak; şimdiye kadarı IMF'ye ödediğimiz faizleri kendimize kullanmış olsaydık, Türkiye olarak bugün çok farklı bir konumda olabilirdik. Müslüman ülkeleri olarak bizler de fonumuzu kurup zayıf konuma düşen İslam ülkelerine mali destekte bulunabiliriz. Böyle bir fonun gerekliği kaçınılmazdır. Elhamdülillah bunu ilk kez dile getirmeye başladığımız günden bu yana önemli mesafenin kaydedildiğini görüyoruz. Oluşmuş 12 milyar dolarlık fon az değil. Bu fonun artık idaresinin kurulması gerekir."
Vardan: Mısır'da, işadamlarımız büyük işler yapabilir
IBF Kongresinin sonuç bildirgesini açıkladıktan sonra gazetecilerin sorularını cevaplayan MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Mısır'da Türkiyeli iş adamlarının iş yapacağı önemli fırsatlar olduğunu söyledi. Mısır'ın geçtiğimiz yıl 18 milyar dolarlık yabancı yatırım çekerek dünyada 20. ülke olduğuna dikkat çeken Vardan, MÜSİAD olarak bu tür geziler düzenlemelerindeki asıl amaçlarının İslam ülkeleri arasında ticareti arttırmak olduğunu söyledi. IBF toplantılarına bu nedenle büyük önem verdiklerini belirten Vardan, İslam Konferansı Teşkilatı'nın da IBF toplantılarına büyük önem verdiğine dikkat çekti.
Mısır'da iş yapılabilecek sektörlere de dikkat çeken Vardan, "En öne çıkan sektörler gıda ve gıdaya dayalı makine teçhizatıdır. Burada makineye büyük bir ihtiyaç var. Beyaz eşyaya da büyük bir talep gördük. Ülkemizin ürünlerine aşırı bir ilgi var. Bu da önemli bir avantaj. Tekstil de burada her zaman başta olan bir alan. Türkiye'deki tekstil firmaları zaten buradalar. Biz bütün ürünlerimizi Avrupa pazarında rahatlıkla satabiliyorsak, Mısır'a da kolaylıkla satabiliriz. Bizim müteahhitlerin başarılı olduğu müteahhitlik işleri de burada önemlidir. Dünyanın en kaliteli pamuğu Mısır'da üretiliyor. Biz de MÜSİAD olarak geçmişte "Pamuk Birliği" kurulması için bir araştırma yapmıştık" dedi.
Hem Afrika'ya hem Arap dünyasına açılan kapı
Mısır'ın 350 milyon kişilik Arap dünyasının ticaret kapısı konumunda olduğuna dikkat çeken IBF Başkanı Erol Yarar, "Mısır üzerinden Arap alemiyle çok büyük ticaret imkanları var. Afrika'ya açılan ticaret kapısı olduğu için de mısır çok önemsiyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerinin yakın zamana kadar yok denilecek kadar az olduğuna da dikkat çeken Erol Yarar, 1993'te ilk kez geldiği Mısır'da dönemin Türkiye Büyükelçisinin kendisine "Burada iş yok, neden geldin?" dediğini hatırlatarak şunları kaydetti: "Mısır ile tarihi gerçeklerin ortaya çıktığı ekonomik, siyasi ve sosyal ilişkiler yaşıyoruz bugün. Bizim yaptığımız geziler olmasaydı bugün bunları konuşmuyor olabilirdik. İki ülkenin ilişkilerini istemeyen kesimler de oldu yıllarca. Her iki ülkede bu kötü misyonu sürdürenler hala var."
IBF NEDİR?
Kısa adı IBF olan Uluslararası İş Forumu, 1995’de Lahor-Pakistan’da kurulan ve bugün 32 ülkenin işadamlarının katıldığı ve yılda bir kez yapılan kongre ve beraberindeki ticari faaliyetlerle bir araya gelinen uluslararası bir platform.
“Müslüman İş Adamları Arasında Global İş Ağı’nın Kurulması” ilkesi üzerine kurulan Uluslararası İş Forumu, dünyadaki tüm Müslüman işadamlarının ortak ticaret ve yatırım ilişkilerini canlandırmayı amaçlamakta. Bununla beraber, bilgi ve teknoloji alışverişinin sağlanması ile ortak ticari proje ve faaliyetlerin gerçekleştirilmesini hedefleyen forum, bu hedefini her yıl mutad olarak kongre ve fuar çalışmalarıyla hayata geçirmeye çalışmakta.
Forum her iki yılda bir İstanbul’da yapılan MÜSİAD Fuarı ve İSEDAK toplantılarıyla eş zamanlı olarak yapılmakta. 2008 yılında yapılan ve oldukça başarılı geçen 12.IBF ve 12. MÜSİAD Uluslararası Fuarına 17 ülkeden 23 bakan, 62 ülkeden 2,224 işadamı katılmıştı. Gelecek yıl IBF Kongresi’nin 14.sü, 6-10 Ekim 2010 tarihleri arasında İstanbul’da MÜSİAD Fuarı ile eş zamanlı olarak yapılacak.
IBF'nin Kahire kararları
1. İslam ülkeleri, artık dünyanın hammadde deposu ve lüks malların nihai tüketim merkezi olmaktan çıkartılarak, yatırım ve üretim odaklı çağdaş ekonomiler haline gelmelidir.
2. İslam ülkeleri arasında üretim, ticaret ve finans alanında bir iktisadi bütünleşme için derhal harekete geçilmelidir.
3. Bu idealin gerçekleşmesi için gerek üretimde gerekse ticarette, motive olmuş ve disipline edilmiş bir iş ve istihdam ortamı, gelişmiş organizasyon kapasitesine sahip işletmecilik anlayışı ve kalite bilinci oluşturulmalıdır.
4. Aşağıdaki hususlar üzerinde konsensusa varılması zaruret arz etmektedir:
a. İslam ülkeleri arasındaki gümrük tarifeleri acilen kaldırılmalı ve ticaret serbestleşmelidir.
b. İslam ülkeleri işadamlarına vize muafiyeti uygulamalıdır.
c. İslam ülkeleri arasında çifte vergilemeyi önleyici anlaşmalar bir an önce hayata geçirilmelidir.
d. Kredi taahhüt mekanizmalarındaki aksaklıklar derhal elimine edilmelidir.
5. İKT ve İKB gibi çatı kuruluşlar bu sorunların çözümünde öncü olmalıdır.
6. İslam ülkelerinin vatandaşlarına mülk edinme ve para transferi kolaylığı sağlanmalıdır.
7. İKT bünyesinde emtia ve hisse senedi borsaları kurulmalıdır.
8. Stratejik araştırma merkezleri, eğitim harcamaları, insan kaynaklarının geliştirilmesi gibi stratejiler vasıtasıyla entellektüel birikime yatırım yapılmalıdır.
9. Son olarak, İslam ülkeleri, karşılaştığı bölgesel ve küresel sorunlara çözümü, öncelikle kendi içinde aramalı ve ortak bir bakış açısı geliştirebilmelidir.
İŞ Forumu’ndan Notlar
ULUSAL PARALARIMIZLA TİCARET YAPALIM
Türkiye'nin başlattığı bir uygulamayı İKT üyesi ülkelere sunmak istediğini belirten Çağlayan, "Yapacağımız ticareti kendi ulusal paralarımızla yapalım. Türkiye olarak Rusya ile kendi ulusal paralarımızla ticareti başlattık. Bunu İran'la devam ettireceğiz. Aynı çalışmayı Suriye ve başta Mısır olmak üzere birçok Afrika ülkesiyle daha yapmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
"10. ÜLKEYİ ARIYORUZ"
"İKT üyesi ülkeler olarak gelin ortak bir ekonomik alan oluşturalım" diyen Çağlayan şunları anlattı: "57 ülkenin üye olduğu İKT'nin 23 ülkesinin imza atmış olduğu tercihli ticaret anlaşmasını sadece 9 ülke parlamentosundan geçirdi. Tercihli ticaret anlaşmalarının işlerlik kazanabilmesi için 10 ülkenin parlamentolarından onay alması gerekiyor. Buradan '10. Ülke'yi aradığımızı ilan ediyorum. 5-7 Kasım tarihlerinde yapılacak olan İslam Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) toplantıları öncesi tercihli ticaretin 10 ülke parlamentosunda onaylandığını görmek istiyoruz. 10. Ülkenin Mısır olması için görüşmeler yaptık ancak parlamento tatilde olduğu için anlaşmayı yetiştirme fırsatı bulamadı. Gelecek hafta Cezayir'e gidiyorum. Orada da serbest ticaret anlaşması imzalayacağız. Umarım 10. Ülke Cezayir'le tamamlanmış olur."
"MISIR'LA DA YÜKSEK DÜZEYLİ STRATEJİK İŞBİRLİĞİ YAPMAK İSTİYORUZ"
Irak ve Suriye ile yapılan yüksek düzeyde stratejik işbirliği anlaşmalarının benzerini Mısır ile de yapmak istediklerini anlatan Çağlayan, konuyu Mısırlı yetkililere ilettiklerini dile getirerek, "Türk ve Iraklı toplam 16 bakan Başbakanlarının başkanlığında ortak kabine toplantısı yapacak. İki devlet iki hükümet gibi bir toplantı yapacağız. İki ülke arasında 40 kadar mutabakat zabtı imzalanacak. Aynı çalışmayı Suriye ile başlattık. Rusya ve Romanya ile başlatmayı umuyoruz. Türkiye ile Mısır arasında çok kısa sürede yüksek düzeyde stratejik ilişkiyi başlatmak istiyoruz.
VİZE ENGELLERİNİ KALDIRALIM
Türkiye olarak Mısırlı işadamlarına vize kolaylığı sağladıklarını ifade eden Çağlayan, şöyle konuştu: "İşadamının önündeki hangi ülke olursa olsun mutlaka vize engeli kaldırılmalıdır. Bakın biz Türkiye olarak Türkiye'ye girecek olan Mısırlı işadamlarına bir yılda çok girişli vize vermekteyiz. Aynı anlayışı Mısırlı kardeşlerimizden de bekliyoruz."
İSLAM ÜLKELERİ DÜNYANIN HAM MADDE DEPOSU DEĞİL
MÜSİAD Başkanı Ömer Cihan Vardar da İslam ülkelerinin dünyanın hammadde deposu olarak görülmesine karşı çıkarak, "İslam ülkeleri artık yatırım ve üretim odaklı çağdaş ekonomiler haline gelmelidir. Üretim, ticaret ve finans alanında bir iktisadi bütünleme için derhal harekete geçmeliyiz." diye konuştu.
MISIRLI BAŞKAN'IN GALATASARAY JESTİ
Konuşmalar sırasında Kahire Ticaret Odası Başkanı Ali Mustafa Musa'nın yaptığı espri dolu jest herkesi güldürdü. Konuşması için iki metin hazırladığını anlatan Musa, "Sayın Bakan Çağlayan'a hangisini okuyayım diye sordum. Bana Galatasaraylı olanı oku diye tavsiyede bulundu. Ben de Galatasaraylı metni okuyacağım. Galatasaray'ı dostluk maçına çağırıyoruz. Sayın Bakan'ın da aracı olmasını istiyoruz" dedi.
ÇAĞLAYAN: "TOPLANTIDAN ÜMİTLİYİM"
Konuşmaların ardından her iki ülke bakanlarına da plaket verilirken, Mısırlı gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Çağlayan, "İslam Konferansına üye ülkeler arasındaki ticaretin, 2015 için konulmuş olan yüzde 20'lik hedefin daha fazla ileriye götürmesine vesile olur diye ümit ediyorum. Bu toplantıdan çıkarılacak şey, nüfusun yüzde 22'sine, kara topraklarının ise yüzde 34'üne sahip olan, 1.4 milyar nüfusa sahip Müslüman ülkelerin dünya gayri safi hasılasında yüzde 7'lik bir pay değil, en azından nüfusuyla orantılı pay almasını sağlayacak ticari birliktelikler ortaya çıkar. Bu konuda da görev özellikle işadamlarına düşüyor" dedi.
13. İş Forumu’na katılmak üzere Konya’dan Mısır’a giden heyet, forumdan geriye kalan zamanlarda küçük şehir turları yaparak Mısır’ın tarihi mekanlarını gezme imkanı buldu. Bunların başında hiç kuşkusuz Piramitler vardı.
Firavunları, Piramitleri ve Ezher
Üniversitesi ile meşhur Mısır
ADEM ALEMDAR
İlk olarak 4 Ekim 1992’de gitmiştim Mısır’a. Türk Havayollarının tarifeli seferiyle Ankara’dan İstanbul’a, oradan da Kahire’ye…
Ankara’dan bindiğim modern uçak İstanbul’da yerini eski ve bakımsız bir uçağa bırakmıştı. Sanki gidilecek ülkeye bu uçak layık der gibi…
Gece 22.30 gibi inmişti uçağımız Kahire havaalanına. Uçakta 40 kadar Türk vardı ve bunların neredeyse tamamı Ezher Üniversitesi’ne benim gibi kayıt yaptırmak için gitmişti. Pasaport işlemlerimizi yaptırırken bir yandan da etrafı kolaçan ediyordum. İlk defa gittiğim bir ülkede tanıdık bir sima bulmak ister gibi bakınırken, bizden evvel buralara defalarca gelmiş Trabzonlu birisiyle hemen tanıştık. Kendisinden bize yardım etmesini istedik, o da olur dedi. Alışık olmadığımız bunaltıcı bir nem vardı havada. Bir taksi yanımıza geldi ve uzun pazarlıklar neticesinde bizi çarşıya götürmeye razı oldu…
Milli Görüş’ün öğrencilere hizmet olsun diye tuttuğu üç katlı bir binaya geldik ve gösterilen yerde yatıp uyuduk. Sabah kalktığımızda bize kiralık ev aramamız söylendi. Gezdik dolaştık ve akşama doğru bir ev tuttuk. Dayalı döşeli bakımlı bir daire tutmuştuk 4 arkadaş. İki Konyalı ve iki Adanalı…
İki yıl kaldım Mısır’da. Yaklaşık 20 milyonluk bir şehirde; Kahire’de mutena bir semtte günlerimiz geçmeye başladı. Günler, haftalar geçerken, alıştık kalabalıkta yaşamaya. Okulumuza kayıt yaptırıp derslerimize çalışmaya başladık…
12 Ekim 2009’da yani ilk gidişimin üzerinden tam 17 yıl geçtikten sonra yeniden düştük Mısır yoluna. Konya’dan KTO ve MÜSİAD Konya Şubesi’nin organizesiyle bir uçak dolusu işadamıyla birlikte gittik Mısır’a. Gidiş sebebimiz, 13. Uluslararası İş Forumu toplantısına katılmak.
Kahire havaalanı, taksiler, evler, yollar hiçbir şeyi değişmemiş olarak buldum. Aradan geçen onca senede belki biraz daha kalabalıklaşmış Kahire. Eski araçlara trafikte yenileri katılmış o kadar. Her tarafı çizik, kazalı araçlar, sanki amaçsızca yavaş yavaş bir yerden başka bir yere giden insanlar, hep aynı…
Her köşe başında durup meyve suyu içtiğimiz dükkanlar bile neredeyse hiç değişmemiş.
Yıllar önce öğrenci psikolojisiyle baktığımız ve içini merak ettiğimiz otellerden birine, Nil nehrinin hemen yanı başındaki Semiramis Otele vardığımızda içim içime sığmıyor, eskiden ikamet ettiğim evleri mahalleleri merak ediyordum. Nihayet oralara da gitmek nasip oldu. Başta da belirttiğim gibi oralarda da pek bir şey değişmemiş…
Hiç mi değişen bir şey yok diye bir soru sorulursa, evet bazı değişenler var. Mesela, hayat acayip şekilde pahalanmış. Türkiye’ye göre hala ucuz, ama öğrencilik yıllarıma göre çok aşırı bir pahalılık var. Taksilere 1, bilemediniz 2 pound verdiniz mi istediğiniz yere götürürlerdi, şimdi bu ücret 10 ila 20 pound arasında değişiyor.
Ezher Üniversitesi’ne; yıllar önce okuduğum hukuk fakültesine uğradığımda iki Türk öğrenci ile karşılaştım. Sohbet esnasında ikamet ettikleri evi kaç paraya tuttuklarını sordum, 300 dolar (1650 Pound) dediler. Oysa bizim zamanımızda 300-400 pound’du kiralar…
O zamanlarda telefonlar uluslararasına kapalıydı, ailemizi haftada bir kez sadece 1-2 dakika arayabiliyorduk postaneden. Baktım hala telefonlar aynı ve çok pahalı. Bu yüzden, hayatımda Mısır’dan Türkiye’ye yazdığım kadar mektup yazmadım. İki yılda yazdığım mektupların sayısı yüze yakın. 80’e yakın da mektup almıştım, eşimden dostumdan…
Mısır’da kişi başına düşen milli gelirin 1500 doların altında olduğunu söylersem aslında ne demek istediğimi anlarsınız. Mısır petrol satan bir ülke değil çünkü. Ürettiği petrol ancak kendisine yetiyor.
…
Biraz bilgi vermek gerekirse, Kahire Mısır'ın başkenti olmasının yanında Afrika kıtasının en büyük, dünyanın ise sayılı büyük şehirlerinden. Nüfusu, 25 milyon civarında. Her yerden insanlar çıkıyor karşınıza. Sokaklar, yaşam, ortam neredeyse hep aynı. Değişen sadece insanlar. İstanbul'un ve Konya’nın trafiği, Kahire'de bir anda dünyanın en modern trafiği olarak anılacak kadar iyi geliyor insana. Her yerde eli kornasında, sürekli bağıran çağıran şoförler görüyorsunuz. Yollarda karşıdan karşıya geçmek hayal gibi. Şehir dışında bulunan Kahire Kalesi'ne giderken, "Ölüler Şehri" denen eski Memluk mezarlığı var. Günümüzde burada yaklaşık 800 bin kişinin yaşadığı belirtiliyor. Burada yaşam öylesine yoğunlaşmış ki, Kahire'de doğan bir çok çocuğun ikamet adresi olarak mezarlığın gösterilmesi üzerine, yetkililer harekete geçmiş. Şimdi burayı boşaltıp mezarları çöle taşımayı düşünüyor.
Ayrıca yapışkan satıcılara alışveriş yaparken, çok dikkatli olun. Size ne söylerlerse söylesinler, hemen pazarlığa başlayın. Pazarlık alışverişin olmazsa olmaz kuralı burada. Ama insan bir süre sonra bunalıyor. Yine de keyfini çıkarın!
Mısır'da belki de en çok duyacağınız kelime bahşiş. Yol sormak için birine yanaştığınızda bile sizden bahşiş isteyecek haldeler. Otelde gülümsediğiniz garson, hizmetli, taksi şoförü, aklınıza kim gelirse ilk fırsatta bahşiş istiyor. En iyisi çokça bozuk para taşımalı…
Bir başka dünya aslında Kahire… Zaten buraya gidenler ya burayı çok seviyor bir kez daha gelmek istiyor. Ya da nefret edip bir daha uğramıyor. Heyetimizden pek çok kişi de bir kez daha buraya gelmek istemediğini söyledi.
Kahire'de gezecek ve yapacak çok şey var. Ama genel olarak karışıklığa ve pis bir ortama hazırlıklı olunmalı. Karşınıza hemen her an bir rahatsız edici görüntü çıkabilir. 25 milyona yakın kişinin yaşadığı Kahire'de bazı binalara neredeyse 40-50 yıldır hiç el sürülmemiş. Varın düşünün artık nasıl bir görüntünün sizi beklediğini. Bir yanda binlerce turist akın akın buraya akarken, bir yanda yıllardan bu yana değişmeyen şehir...
Mısır, piramitlerin dünyası olarak biliniyor.
Yani firavun mezarlıkları…
Mısır’da gezilecek yerlerin başında piramitler geliyor. Bunlar hemen şehrin yanı başında Giza çölündeki Keops, Kefren, Mikerinos piramitleri. Piramitler tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilmekte ve isimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır. Giza piramitleri dünyanın en büyük piramitlerdir. Bunlarla birlikte Mısır'da yüzden fazla irili ufaklı piramit mevcuttur. Giza piramitlerini diğerlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamış olmasıdır. Keops'un oğlu Kefren için yapılmış piramit 136 metre yüksekliğe sahip. Kefren piramidinin dış yüzeyinde yer alan kaplamalar bugün sadece tepesinde görülebilmekte. Bugün Giza piramitlerinden içi ziyaret edilebilen tek piramit Kefren piramidinin mezar odasıdır.
Piramitler ile ilgili çeşitli matematiksel bulgular arasında ilginç olanları şunlar: Keops piramidinin yüksekliğinin 1 milyarla çarpımı yaklaşık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyor. (149.504.000km). Piramitlerin üzerinden geçen meridyen karaları ve denizleri tam iki eşit parçaya bölüyor. Keops Piramidinin Taban çevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyor.
62 metre yüksekliği ile Gize Piramitleri içerisinde en küçüğü olan Mikerinos Piramidi Kefren'in oğlu için yaptırılmış.
Piramitler hala yapımları esnasındaki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek Keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.
Sfenks - 70 metre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğinde olan Sfenks 14.yy da Memluk'lar tarafından top bataryalarına talim hedefi olarak kullanılmış ve ciddi biçimde zarar görmüş. M.Ö. 2520 yılında Keops'un oğlu Kefren'in mezar kompleksi için yontulmuş. Sfenks Mısır dilinde 'SEZP-ANHE' Yaşayan görüntü) anlamında. Tarih boyunca Sfenks Nil nehrine bakıyor ve nehir yoluyla gelenleri karşılıyordu.
Piramitlerden sonra gezilecek ikinci adres Kahire Müzesi olmalı. Burası da inanılmaz hazinelerle dolu. Piramitlerden çıkarılan mumyalar görmeye değer. Yalnız müzeye girerken dikkatli olunmalı. Yanınıza fotoğraf makinesi almışsanız, içeriye ya çorabınızda gizlice sokacaksınız, ya da dışarıdaki emanete vereceksiniz. Makineyi içeriye soksanız bile fotoğraf çekme imkanı bulamayabilirsiniz.
Piramitlerin Gizemi...
* Her biri yaklaşık 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.
* Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)
* Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.
* Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.
* Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit'in içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.
* Piramit'in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.
* Bitkiler Piramit'in içinde daha hızlı büyürler.
* Piramit'in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.
* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.
* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit'in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.
* Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.
* Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur
* Büyük Piramidin açıları, Nil'in delta yöresini iki eşit parçaya bölerler.
* Gize'deki üç piramit aralarında bir Pisagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.
* Büyük Piramidin tabanının yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündüğünde pi=3,14 sayısı elde edilir.
* Büyük Piramidin dört yüzeyinin toplam yüzölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.
* Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alıyor.
* Büyük Piramit, dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.
* Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramidi çeviren tas levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin tas levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.
* Büyük Piramit'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.
* Piramidin yüksekliğiyle,çevresi arasındaki oran, bir dairenin yari çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir. Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.
* Gizde'den geçen boylam, dünyanın denizleriyle anakaralarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.
* Büyük piramidin tepesi Kuzey kutbunu, çevresi ekvatorun uzunluğunu temsil eder. Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.
Mumyalama
Cesedin burun kıkırdağı kırılarak, beyni burun kanalından çekiliyor. Gözlerin içeriye düşmemesi için yine aynı yoldan keten dolduruluyor. Diğer yandan vücudun yanlarından açılan küçük deliklerden dört ayrı organ zarar görmeden çıkarılıyor. Vücuttan çıkarılmayan tek organ kalp. Kalp, mahkeme gününde hesap vermek için vücutta kalıyor. Diğer organlar yeniden yaşama dönüldüğünde kullanılmak üzere testilere konularak mumyanın yakınına gömülüyor. Mumyalama işlemini yapan kişi çakal maskesi takıyor. Ölü yiyen bir hayvan olan çakal onlar için Mumya Tanrısı konumunda. Mumyalama işlemi kırk gün sürüyor. Birçok medeniyette çokluk belirtilen "Kırk" sayısının Firavunlar içinde önemli olduğu anlaşılıyor. Bu işlem esnasında formülü hala gizli bir sıvı etlerin çürümemesi için vücuda sürülüyor. En son olarak da vücut ketenle sarılarak sandığın içine konuluyor.
Mehmet Ali Paşa Camii
Mehmet Ali Paşa Camii Kahire Kalesi'nin de üzerine kurulduğu tepelerden birinde tüm Kahire'ye hakim bir konumda bulunur. Yapımına 1830 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa döneminde başlanmış, 1848 yılında Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa döneminde tamamlanmıştır. Mimarı Boşnak Yusuf'tur. Mehmet Ali Paşa'nın Kahire'de yaptırdığı diğer eserler gibi camii, 18. yüzyılda İstanbul'da uygulanan barok ve rokoko üslubundadır.
Kahire Kalesi
İnşaatı Eyyubi hanedanının kurucusu Selahaddin Eyyubi tarafından Haçlılar'a karşı kenti korumak amacı ile 1176 yılında başlanmıştır. Daha sonra Eyyubiler, Memlukler, Osmanlı Devleti ve Mısır Hıdivleri dönemlerinde kale çeşitli eklemeler ve onarımlardan geçerek bugünkü görünümünü almıştır. Kalenin girişi güneyde, Salah Salem Caddesi tarafında, Ölüler Şehri'nin güney girişine yakındır. Kalenin bulunduğu tepe kireçtaşından olup 75 m yüksekliğindedir.
El Ezher Cami ve Üniversitesi
Dünyanın en eski üniversitesi El Ezher. 1037 yıldır tüm ihtişamıyla Kahire’nin merkezinde.
972 yılında Şii Fatimiler tarafından iki yılda bitirilmiş, 988 yılında inşa edilen medrese ile birleştirilerek Şii mezhebinin öğretildiği en önemli külliye haline getirilmiş, ancak Eyyübilerin Mısır’ı ele geçirmesiyle Sünni mezhebinin önemli kalelerinden biri olmuştur.
Bugün Sünni İslam inancının öğretildiği önemli bir merkez halindedir. Dünyanın en eski üniversitesi olan el Ezher, Şeyh Muhammed Tantavi’nin başkanlığındaki Yüksek Konsey tarafından yönetiliyor. Bu konseyden çıkan fetvalar tüm Arap ve İslam dünyasında geçerlilik kazanıyor. Ezher’in ayrıca lisesi, ortaokulu ve ilkokulu da mevcut. Ama sadece üniversitede 500 bin öğrenci kayıtlı. Bunların 20 bini ise dünyanın dört bir yanından gelen Müslüman öğrencilerden oluşuyor. 1517 Ridaniye Savaşı sonrasında, İslam Alemi'nin siyasi merkezi İstanbul oldu ama Kahire yüzyıllar boyu ilim merkezi olmayı sürdürdü. Bunda en büyük rol El Ezher Üniversitesi'nindir.
