Bir evden bir mikrop çıktı herkesi fişledik

Bir evden bir mikrop çıktı herkesi fişledik

Türkiye'de "Kürt" deyince, akla "Kürtçülüğü" getiren bir zihniyeti yerleştirdiler.

Emin Pazarcı - Bugün

 

Kirli propaganda

 

Genellikle hep aynı hatayı yapıyoruz. Sanıyoruz ki, Doğu ve Güneydoğu'da işler son derece kötü. Hatta daha da ileri gidip, o bölgelerin "çoktan kaybedildiğini" söyleyenlerimiz bile çıkıyor.

 

İçimizde "Ah, vah" edenler bile var!

 

Bütün bunlar, yürütülen kirli propagandanın sonuçları.

 

Amaç belli: Türkiye'de yaşayan insanlarımızın moralini bozmak. Bölücü unsurların ekmeğine yağ sürmek.

 

Gerçekte durum hiç de sanıldığı gibi değil.

 

Kırsal kesimi bir kenara bırakırsak, batıda hangi asayiş sorunları yaşanıyorsa, Doğu ve Güneydoğu'daki şehirlerimizde de aynıları yaşanıyor.

 

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in davetlisi olarak üç gündür Diyarbakır, Bitlis ve Van'daydık...

 

Diyarbakır'da Çevik Kuvvet polislerine sorduk:

 

- Bu bölgede olmanın zorluklarını yaşıyor musunuz?

 

Aralarında "Evet, bu bölgede bulunmak son derece zor" diyen çıkmadı. Tam tersi bir cevapla karşılaştık:

 

- Adana, Antalya ve İstanbul'da arkadaşlarımız hangi sıkıntıları yaşıyorlarsa, biz de burada onları yaşıyoruz. Özellikle Diyarbakır'da görev yapmaktan dolayı karşılaştığımız bir sıkıntı yok.

 

Van 100. Yıl Üniversitesi'nden Prof. İbrahim Yılmaz, "Ben burada kendimi batıdaki arkadaşlarımdan daha güvende hissediyorum" dedi:

 

- Zaman zaman Van'da kongre ve konferanslar düzenliyoruz. Bazı arkadaşlarımız "terör var" diye gelmekten çekiniyorlar. Oysa, ortada endişe edilecek bir durum yok. Bana göre burası Ankara ve İstanbul'dan daha güvenli.

 

Van Emniyet Müdürü Mehmet Salih Kesmez, istatistiki bazı bilgiler verdi:

 

- Rakamlar ortada. Şu anda Van, Türkiye'nin en huzurlu 20 ilinin arasında.

 

Bölgede yaptığımız tespitler bunlar...

 

Mevcut durum, yürütülen kirli propaganda ile taban tabana zıt!

 

Mili Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bölgeyi çok iyi bilen bir isim. Son derece önemli değerlendirmeler yaptı...

 

Çelik, "Kürt" deyince, akla "Kürtçülüğü" getiren bir zihniyetin son derece yanlış olduğunu söyledi. Bölgeye böyle bakılmasının da yürütülen "kirli propagandanın" ekmeğine yağ süreceğinin altını çizdi.

 

Çelik, ilginç bilgiler de verdi:

 

Halen DTP'nin elinde olan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı almanın hiç de zor olmadığını söyledi:

 

- Son derece inanarak söylüyorum ki, hakikaten göz dolduracak ve halkın inanacağı bir aday çıkarırsak, Diyarbakır'da belediye başkanlığını alabiliriz.

 

"Peki ya diğer yerler" dedik...

 

Çelik, "DTP'nin elinde 5 il belediyesi var" cevabını verdi:

 

- Farklı özelliklerinden dolayı Tunceli için bir şey söyleyemiyorum. Ancak, eğer iyi adaylar çıkarırsak, Diyarbakır, Şırnak, Batman ve Hakkari'yi Ak Parti olarak DTP'nin elinden alabiliriz.

 

Bakan Çelik, üzerine basa basa bir noktanın altını çizdi:

 

- Bu halk bölücü değil. Ancak, halkın içinde bölücüler de var. İşte bu yüzden, bu bölge insanına topyekun "bölücü" damgasını vurmak son derece yanlış. Eğer böyle yapılırsa, Türkiye'yi bölünmeye götürürsünüz.

 

Geçmişte yapılan bir yanlışa dikkati çekti:

 

- Bir evden bir tane mikrop çıkınca biz o ailenin tamamını fişledik. Durum bu olunca da o aileyi kendi elimizle bölücülerin safına ittik.

 

Van Valisi Özdemir Çakacak ise, uzun süredir bölgede farklı bir politika uygulandığını ve bunun sonuçlarının da alındığını söyledi.

 

Bakan Çelik'le çok uzun konuştuk. Bölge hakkında daha pek çok bilgi verdi. Durumun, hiç de batıdan bakan bazılarının iddia ettiği gibi olmadığını söyledi.

 

Daha da önemlisi, gittik ve bizzat gözlerimizle gördük...

 

Elbette bölgede bazı sıkıntılar var, ama iddia edildiği gibi ortada bir "kayıp" yok. Bölgenin gerçekleri, yürütülen kirli propaganda ile taban tabana zıt!