Bel ağrısına dikkat edin!
Özel BSK Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gamze Yılmaz, çok yaygın bir rahatsızlık olan bel ağrısı ile ilgili bilgiler verdi.
Yılmaz, bel ağrısının çok yaygın bir rahatsızlık olduğunu ifade etti. Yılmaz, “İnsanların yaklaşık yüzde 80'i hayatları boyunca en az bir defa bel ağrısı çekerler. Birçok etyolojik nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ağrı bazen haftalar hatta aylarca sürer, hastaların iş hayatlarını olumsuz etkiler, aile ve sosyal yaşantıları bu olaydan ciddi şekilde etkilenebilmektedir. Günümüzde teşhis ve tedavi metodları hızla gelişmekte olduğundan, gecikmeden başvuran hastaların büyük bölümü konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı metotlarla iyileşebilmektedir. Bel ağrısı pek çok değişik forma girebilen bir semptomdur. Çok seyrek olarak bir hastalıktan kaynaklanabilir. Çoğu zaman bel ağrısı ansızın ortaya çıkar ve oldukça şiddetlidir. Ancak aynı zamanda çok şiddetli olmayan bir halde de ortaya çıkabilir. Kronik bel ağrısı 45 yaş altındaki populasyonda birinci sıradaki sakatlık nedenidir. Kişileri verimli ve üretken olmaları beklenen çağlarında fonksiyonel bakımdan oldukça kısıtlayan kronik bel ağrısının tedavisinde geleneksel tedavi yöntemleri genellikle yetersiz kalmaktadır. Mekanik veya mekanik olmayan sebeplere bağlı kronik bel ağrısında patolojik radyolojik ve laboratuar bulgular genelde hastalığı tatminkar oranlarda açıklayamamakta ve emosyonel, psikojenik, toplumsal komponentlerin işin içine karıştığı düşünülmektedir. Neden olan doku hasarı ne olursa olsun, kronikleşme oranı, ağrı şiddeti ve tedavi ile bunun ilgisinin olmadığı, bu nedenle kronik bel ağrısının kompleks mekanizmalar içeren bir hastalık olarak ele alınıp bir bütün olarak tedavi edilmesi gerektiği bildirilmektedir. Konuya yaklaşırken, ağrının neden kronikleştiği, risk faktörleri ve multidisipliner tedavi yaklaşımları bilinmelidir” dedi.
BEL AĞRISI NEDEN KRONİKLEŞİR?
Yılmaz, bel ağrılarının çoğunun mekanik kökenli olduğunu ve yaklaşık olarak 12 haftalık bir süre içinde geçtiğini ifade etti. Yılmaz, “Ancak yüzde 10 kadarı 12 haftadan uzun sürer. Bazı durumlarda akut bel ağrısına sebep olan hastalıklarda doku iyileşmesi için beklenen süre geçmesine rağmen hastanın şikayet ve bulguları devam eder. Bunun nedenleri araştırıldığında, birbiriyle iç içe geçmiş bir dizi problemin kronik ağrıya neden olduğu gözlenir. Kronikleşmede kişilik yapısının ön planda olduğunu ifade eden araştırıcılar vardır. Bu araştırıcılara göre, aşırı çalışan, işinde yoğun aktivite harcayan, kişiler arası iletişim problemi olan, verici yönü ağır basan kişilerde kronikleşme oranı yüksektir. “Ağrıya eğilimli kişilik”. Bir travma geçirince bu kişilerde hızla dirençli ağrı gelişir ve bağımlı, pasif kişiler haline gelirler. Bel ağrısı kronikleştikten sonra akut dönemde rastladığımız bulgulardan farklı tablolarla karşılaşılır. Kronik bel ağrısında tedavinin amacı tedavi edici olmaktan çok, rehabilitasyona yöneliktir. Kronik bel ağrısında hastanın tedavideki rolü, akut bel ağrısına oranla çok daha aktiftir. Akut ağrı fiziksel bir hastalık olarak basit hastalık modeline göre tedavi edilebilirken, kronik ağrı tedavisinde bu yaklaşım yetersiz olacaktır. Kronik bel ağrısı meydana getirdiği ciddi iş gücü kaybı nedeniyle çağımızın önemli bir toplumsal sorunudur. Kronik bel ağrısı özellikle toplumun de çok boyutludur. Kronik ağrı sonucu gelişen hastalık davranışı ve psisososyal faktörleri ile bir bütün olarak değerlendirilmeli ve multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmelidir” şeklinde konuştu.