Baykal'ı bitirme anketleri
Baykalsız CHP için 'anket' ve 'komplo kaset'ler arka arkaya serviste...
3.4. Yerleşim türü ve CHP
CHP oylarının yerleşim yerlerine göre dağılımı konusuna bir ipucu aramak amacıyla KONDA nisan ayı araştırmasındaki bir veriden üretilmiş grafik aşağıdadır. Toplam seçmenin yerleşim yerlerine dağılımı ile toplam CHP tercihinin yerleşim yerlerine dağılımı beraberce grafikte görülmektedir. Metropollerdeki lüks yerleşim alanlarındaki CHP oyu ağırlığı seçmen ağırlığının bir buçuk katı oranındadır. Yine metropollerdeki standart kentsel alanlarda CHP oyu ağırlığı yüksektir. CHP oyu içinde varoşlardan gelen oy, varoşların toplam seçmen içindeki payından düşüktür. Aynı şekilde kırlardaki oy oranı da düşüktür.
Yani CHP yalnızca metropollere sıkışmıyor. Metropollerdeki varoşlarda da azalıyor ve lüks alanlara doğru ağırlığı artıyor. Yani bu durum aynı zamanda sosyolojik bazı ipuçları ve durum da ima ediyor.
3.5. Demografik kümeler ve CHP
Yine KONDA nisan verilerinden bir grafikle devam edelim. Cinsiyet, yaş ve eğitim seviyesi ile CHP tercihine bakıldığında da bazı demografik kümelenmeler dikkati çekiyor.
CHP oyu kadınlarda yaş ve eğitim seviyesi arttıkça bariz biçimde artmaktadır. 44 yaş grubu üstündeki ve üniversite mezunu kadınların yüzde 53’ü CHP’ye oy vereceğini söylemektedir. Aynı şekilde 44 yaş üstü üniversite eğitimli erkeklerin de yüzde 39’u CHP demektedir. Eğitim ve yaş düştükçe o gruptaki CHP oy oranı azalmaktadır.
Tüm bu analizlerin sonucu olarak şunu söylemek mümkündür. CHP kitle partisi olma özelliğini yitirmiştir. Çünkü coğrafi, mekânsal, demografik ve kültürel olarak CHP belirli bir alana ve tabana sıkışmıştır. Bu nedenle de ne yazık ki artık kitle partisi değildir.
4. Seçmende CHP algısı
4.1. Seçmen davranış türü
Seçmenlerin siyasi tercihlerinin nasıl oluştuğu üzerine engin bir literatür bulunuyor. Seçmenlerin değerleriyle bir parti seçtikleri genellikle kabul edilir. Sol-sağ ekseninde toplumların ve seçmenlerin davranışlarının açıklanabileceği de yaygın kabul gören modellerdendir. Bir başka yaygın görüş, seçmenin rasyonel davranarak ekonomik duruma ve gidişata bakarak oy kullandığıdır.
Tüm bu modeller geçerlidir de kuşkusuz. Fakat günümüzün hızlanan gündelik hayatının ritmi içinde duygular, beklentiler, algılar ve duygular ile düşünme ve davranma da önem kazanmaya başladı.
Seçmen davranışını açıklamaya yönelik bir başka yaklaşım denemesi olarak KONDA araştırma verilerinden şöyle bir açıklama modeli geliştirmek de olanaklı: Seçmenlerin beşte bire yakını 'taraftar seçmen’ olarak adlandırabileceğimiz bir davranış türü gösteriyor. Taraftar seçmen partisiyle bir duygusal ilişki geliştiriyor, o ilişkiye güveniyor, rasyonel gerekçeler aramıyor bu seçimi için. Tıpkı birisinin Fenerbahçeli birisinin Galatasaraylı oluşunun bir rasyonalitesi olmadığı gibi bu parti tercihinin de rasyonalitesini sorgulamıyor.
İkinci tür davranış ‘ideolojik düşünen seçmen’ dediğimiz seçmen davranışı. Seçmen partisiyle bir fikri beraberlik arıyor. Elbette herkes partisinin programını satır satır okuyarak, ideolojisini net bilerek bu tercihe varmıyor. Burada kastettiğimiz gevşek bir fikri beraberlik. Seçmen, fikirleriyle, siyasi olaylardaki tutumuyla partisiyle bir fikri beraberlikten bir tutum geliştiriyor.
Üçüncü tür davranış, ‘liderci seçmen’ davranışı ki bu tür davranış içindeki seçmen yaklaşık seçmenin dörtte biri oranında. Burada seçmen partisinin liderine bakıyor, ona bir güven geliştiriyor ve oyunu lidere göre kullanıyor.
Bir grup seçmen, siyasetle ilgili, bilgi sahibi, izliyor ve bilinçli bir tercih olarak ‘partim yok’ diyor. Seçimlerde de kendi fikrine yakın bulduğu bir partiye yalnızca o seçimle sınırlı bir oy veriyor.
‘Son dakikacı’ dediğimiz seçmen davranış türünde, seçmen siyasetle ilgisiz, çok siyasi gelişmelerle ilgilenmiyor, seçim dönemindeki kampanyalara, adaylara bakarak bir tercih geliştiriyor.
Yandaki sütunun en altında yer alan grafikte seçmen davranışını bu modelle analiz ederek parti yandaşlarının profilleri görünüyor. İdeolojik düşünen seçmen en yüksek oranda bulunurken en düşük oranda ‘liderci seçmen’ CHP seçmenleri arasında görülüyor.
CHP seçmenlerinin dörtte birinden fazlası partisiyle duygusal bir ilişki kurarak ‘taraftar seçmen’ davranışı gösterirken, yüzde altısı ‘partisiz seçmen’ yüzde 14’ü de ‘son dakikacı seçmen’ olarak dikkati çekiyor.
4.2. Ülkenin en acil sorununu hangi parti çözer?
KONDA araştırmalarında yalnızca hangi partiye oy verdiğini ya da vereceğini değil, partisine olan güvenini, sadakatini ölçecek sorular da soruyoruz. Bu sorulardan bir tanesi olan ‘Türkiye’nin en önemli, en acil sorunlarını hangi parti çözer’ sorusunun nisan cevapları ile önceki yıllar cevapları aşağıdaki grafikte görülüyor.
CHP’ye oy vereceğini söyleyen seçmenlerin yalnızca yarısı (yüzde 49) bu soruya kendi partisinin adını söyleyerek cevap veriyor. Yani CHP seçmeninin yarısı kendi partisine güvenmiyor.
Bu soru da tüm seçmenlerin yüzde 22’si yeni parti lazım derken yüzde 26’sı da bu sorunlar hep sürer, gider diyor. Bu oranlar bile genel olarak siyasete olan güvenin hangi seviyede olduğunu gösteriyor.
Tekrar CHP seçmenlerine dönersek kendi partisinin sorunları çözebilme yeteneğine olan güven 2007’den bu yana azalmış görünüyor.
4.3. Gönlünden geçen Başbakan kim?
Nisan araştırmasında ‘Gönlünüzden geçen Başbakan kim”‘sorusunun cevapları incelendiğinde CHP seçmeninin kendi partisine olduğu gibi liderine de güveni olmadığı anlaşılıyor. CHP’ye oy vereceğinin söyleyen her 10 seçmenin yalnızca altısı Başbakan olarak Deniz Baykal cevabı veriyor. Liderine en düşük güvenen seçmen kitlesi olarak CHP seçmeni öne çıkıyor.
4.4. Muhalefetin yanlışı nerede?
‘Muhalefetin yanlışı nerede’ şeklinde bir soruya seçmenlerin yüzde 45’i ‘Lider başarısız’ cevabı verirken bu oran CHP’ye oy vereceğini seçmenlerde yarıya yükseliyor.CHP seçmeni gözünde parti liderin başarısızlığı yanı sıra, halka uzak oluşu (yüzde 36) fikirlerindeki yanlışlıklar (yüzde 27) başarısız oluyor.
4.5. Asla oy vermeyeceği parti var mı?
Seçmenlere ‘Asla oy vermem dediğiniz parti var mı’ sorusu yöneltildiğinde seçmenin üçte birinden fazlası için böyle bir parti yok. Ak Parti ve CHP ise her beş seçmenin biri tarafından ‘asla oy vermeyeceği parti’ olarak tanımlanıyor.
CHP seçmeninin yarıdan fazlası için (yüzde 57) Ak Parti, Ak Parti seçmeninin yüzde 40’ı için CHP asla oy vermeyeceği parti olarak dikkat çekiyor. MHP seçmeni için ise asla denilen parti BDP iken BDP seçmenleri için de MHP asla denilen parti olarak öne çıkmaktadır.
Dikkat çekici olan kararsız olan ve oy kullanmayacağını söyleyen seçmenlerde asla denilen parti oranlarının oldukça düşük olmasıdır.
Kaynak:Radikal
