M. Ali Köseoğlu

M. Ali Köseoğlu

Bayan polisler ne kadar nazik?

Bizim fuarın hemen dibinde 3-5 tane bayan polis

Ellerinde bir dosya var…

Geleni yazıyorlar geçeni yazıyorlar…

Ne yazıyorlar diye merak etmedim değil…

Hatta uzun uzun izledim…

Derken, öğrendim ki Konya Emniyet Teşkilatımızın Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’ndeki 200’ün üzerinde olan personelden 53’ü bayan trafik polisi imiş…

Ve bu polisler, görev aldıkları kavşakta emniyet kemeri takmayan, seyir halinde iken cep telefonuyla konuşan sürücüleri not alıp ceza yazıyorlarmış…

1989'da televizyonlarımızda görmeye başladığımız Bizimkiler dizisinin huysuz ve cimri apartman yöneticisi Sabri Bey’i bilirsiniz…

Kapıcı Cafer’e göz açtırmayan Sabri Bey, her fırsatta ‘zabtı tutmaktan’ söz ederdi ya…

Bu bayan polislerimiz de tabir yerinde ise Sabri Bey’in sokağa/caddeye fırlayanlarından…

Zabıt kâtipleri (‘kâtibe’ mi demek lazım) gibi habire yazıyorlar…

Nisan başından itibaren yürürlükte bir uygulama var…

Artık maddi hasarlı trafik kazalarına trafik polisi çağırmıyorsunuz…

Allah muhafaza bir kazaya karışmışsanız, karşılıklı olarak tutanak tutup bu tutanağı ilgili yerlere ulaştırmanız kâfi…

Bilirkişiler tutanakta olup bitene bakarak kim ne kadar kusurlu raporu çıkarıveriyorlar…

Bu, trafik polisleri için de rahatlatıcı bir şey tabi ki…

Fakat köşe başlarında durup, gelip geçen arabaların plakasını alan trafik polislerimizin esas işlevlerinden uzaklaştıkları kanaatini taşıdığımızı da söyleyelim…

Hiçbir uyarıya gerek duymadan günde 1000 tane aracın plakasını not edip ardından ceza makbuzunu göndermek tabi ki bir iş…

Fakat bu neyi düzeltir ki…

Her gün bin arabanın plakasını not etmeye devam edersiniz…

Sonra da ardından ceza gönderdiğiniz kişi -haksız da olsa- bir güzel küfreder…

Bence Konya Emniyeti’nin takdir ettiğimiz pek çok profesyonel çabasının yanında pek küçük bir iş bu…

53 bayan polisimiz de, bu işe alışırlarsa o zaman görürsünüz…

Nasıl olsa trafik kazalarına gitmiyorlar…

Bir köşeye sandalyeyi attın mı, geleni geçeni yazdın mı; al sana iş…

Pek âlâ iş…

Bir ara televizyonlarda dönen bilgilendirici bir görsel vardı…

Onun sonunda şöyle deniliyordu: “Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım.

Şimdi siz trafik kurallarına uymayanları uyarmazsanız, arkalarından gönderdiğiniz cezalar, gelir kalemindeki artıştan başka bir işe yaramaz…

Sözgelimi, emniyet kemeri takmadığı için ceza yazdığınız ama uyarmadığınız vatandaş gider, sizin durduğunuz noktadan 100 metre ilerde kaza yapar

Allah muhafaza canından olur…

Siz de kestiğiniz ceza ile görev yapmış olmanın huzurunu ilelebet içinizde taşırsınız…

Bırakın, bu işleri fahri trafik müfettişleri yapsın…

Trafik ‘Denetleme’ Şube Müdürlüğü’ndeki bayan polislerimiz de mesela hatalı park eden araçlarla uğraşsın, karşıdan karşıya geçmeye çalışan vatandaşlara yardımcı olsun…

Madem nazik oluyorlar; nezaketlerini hatalı sürücüleri uyarmada kullansınlar…

Böyle köşe başlarında tutanak tuttukları sürece onların nezaketinden haberimiz olmuyor…

Bu nezaketli hali fark edemeden geçip gidiyoruz…

Benim yazdıklarıma itibarınız yoksa yılsonunda kaza istatistiklerine birlikte bakalım…

Bu ceza yazma, zabıt tutma işlemi sonucu Konya’daki trafik kazlarında bir azalma yaşanmışsa, bu işe ben de talibim

Ne de olsa yakamda Polis Haftası’nda Asayiş Şube Müdürü Ercan Taştekin’in taktığı fahri polis rozeti var… (Sadece rozet bir işe yarar mı, arkasından fahri polis olduğuma dair bir belge gelecek mi diye bekliyorum.)

Bu işleri fahri müfettişler yapsın diye boşuna teklif etmiyorum.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum