"Başörtüsü meşru bir haktır"
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 46. kez bir araya geldi. Platform adına okunan bildiride başörtüsünün meşru bir hak olduğu vurgulandı.
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 46. kez başörtüsüne özgürlük talebiyle saat 12’de Kayalıpark’ta buluştular.
Platform adına hazırlanan basın bildirisini okuyan HEDADER Üyesi Nedime Türkan “Başörtüsü Allah’ın emridir. Bu gerçek yok kabul edilemez, sansürlenemez ve görmezden gelinemez. Çünkü İslam dininin bütün muteber kaynakları bu hususta ittifak halindedir. Hal böyle olunca Müslüman kadının örtüsü dini bir vecibe olarak kabul edilmeli ve ibadet hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir. Buradan hatırlamak isteriz ki bütün uluslar arası hukuk metinleri din ve ibadet hürriyetini güvence altına almaktadır. Bu durum Müslüman kadının örtüsüne uluslar arası bir meşruiyet alanı oluşturmaktadır. Ve hiçbir ülkenin iç dinamikleri, siyasi durumu ve hukuk anlayışı bu meşruiyet alanını daraltmaya hak ve salahiyet sahibi değildir” dedi.
Basın bildirisinde şu görüşlere yer verildi:
Bugün Türkiye’de uygulamada olan ve yakın dönemde icat edilen kamusal alan safsatası bir akıl tutulmasının, despot ve baskıcı bir zihniyetin hayal ürünüdür. Bu baskıcı uygulamanın hiçbir hukuki ve akli bir dayanağı da yoktur. Hali hazırdaki bu baskıcı ve despot uygulamalarına dayanak olarak ileri sürdükleri tek delil, kendi çarpık laiklik anlayışları ve bu çarpık anlayışın ürettiği iç dinamiklerdir. Ve bugün Türkiye’de kamuoyu bir darbe yapılanmasına şahitlik etmektedir. Ardı ardına yapılan operasyonlar; adı Ergenekon olan yapılanmanın Türkiye’yi bir ahtapot gibi sardığını ve iktidarı düşürmek için karanlık senaryolar ürettiğini ortaya çıkarmıştır. Bu yapılanmanın yakın siyasi tarihimizde siyasal çalkantılara yol açan faili meçhullerle ve toplu katliamlarla olan bağlantısı; Kendi iktidar yürüyüşlerinde nasıl bir gözü karalığa ve karanlık bir ruha sahip olduğunu da göstermektedir.
Öyle veya böyle bu yapılanmayla ilişkilendirilen, bağlantıları medyaya yansıyan bireylerin ve kuruluşların, önceki dönemlerde temel insan hak ve özgürlüklerine hassaten başörtüsüne ve onun üzerinden dini inanç ve yaşam biçimine karşı sergiledikleri haşin ve saldırgan duruşun hangi kirli kanallardan beslendiğini ve hangi kökü dışarıda güçlere dayandığını gözler önüne sermektedir. Ortaya çıkan bu durum temel hak ve hürriyet karşıtlarının her zaman millet düşmanı olduğunu laiklik ve Türkiye Cumhuriyetinin korunması adına ortaya koydukları tavrın aslında sadece kendi kişisel ve kurumsal saltanatlarının bekasından başka bir amaç gütmediklerini de ortaya koymaktadır.
Geçen hafta içerisinde Cumhurbaşkanının eşi Hayrunnisa hanımın yabancı bir basın kuruluşuna verdiği beyanatta Müslüman kadının örtünme talebinin çok doğal ve gayet insancıl bir talep olduğunu, başörtüsünün zihinleri örtmediğini; sadece dini bir yükümlülük duygusu ile yapıldığını ifade etti. Ancak, zihni örtülü, at gözlüklü ve hiçbir ahlaki öğretiden nasibini almamış bir köşe bekçisi, sadece hakaret etmek suretiyle kendince bir eleştiri kaleme almıştır. Ancak başörtüsüne ve Müslüman kadına karşı kullandığı üslup insanlık onur ve haysiyetini incitecek türden küstah ve kabadır. Buradan bu küstah ve kaba köşe bekçisini ve aynı zihniyeti paylaşan temel hak ve özgürlükler düşmanı, darbe destekçisi bütün kişi ve kurumları şiddetle kınıyoruz!
Ferit Hepokur-Memleket