Başbakan'ı öfkelendiren 5 SAAT

Başbakan'ı öfkelendiren 5 SAAT

Başbakan'ın danışmanı, Olmert'le geçen 5 saatlik konuşmayı anlattı.

Akşam gazetesi yazarı İsmail Küçükkaya, Başbakan Erdoğan'ın dış politika danışmanı Ahmet Davutoğlu'na Gazze krizinin çözümünde Türkiye'nin rolünü sordu.

ÖFKENİN NEDENİ "15 KRİTİK DAKİKA"
Hükümetin dış politikasının en önemli mimarlarından Ahmet Davutoğlu, yanında Dışişleri Bakanlığı'nın beyin takımından Feridun Sinirlioğlu ile birlikte dün İstanbul'da bir grup gazeteciyle bilgilendirme toplantısında buluştu.

İsrail'in Gazze'ye girişiyle birlikte bütün dikkatler Ortadoğu'ya çevrilmişti. Ateş topuna çevrilen bölgede her an savaş kıvılcımları başka ülkelere sıçrayabilirdi. Süreçte en çok dikkat çeken gelişmelerden birisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e yönelik çok sert eleştirileriydi. Sanıyorum hiçbir Türk Başbakanı benzeri olaylarda İsrail'i böyle bir tonlamayla suçlamamıştı.

Ortadoğu ülkelerindeki gösterilerde Erdoğan'ın posterleri halkın elindeydi. Erdoğan Suriye'den Lübnan'a, Mısır'dan İran'a kadar çeşitli ülkelerin halklarının sempatisini kazanmıştı.

Öte yandan İsrail ve ABD'den gelen eleştiriler de yüksek siyaset katında birtakım soru işaretleri oluşturuyordu. İsrail ve Hamas'ın karşılıklı ateşkes ilanlarından sonra merak edilen birçok konu ortada duruyordu. O sıcak günlerin hikayesini, özellikle Erdoğan'ın çok sert açıklamalarının perde arkasını merak ediyorduk. İşte Davutoğlu ile randevu bu nedenle çok ilginç ve önemliydi.

İki buçuk saatten fazla süreyle Davutoğlu'ndan bilgiler aldık, sorularımızın yanıtlarını öğrendik. Davutoğlu hem Gül'e hem Erdoğan'a yakın olan, sürecin tam da merkezinde bir isim. Sinirlioğlu da Gazze işgalinin en hararetli anlarında İsrail'de dört gün kaldı, sıcak diplomasinin ortasındaydı. Üstelik diplomatik kariyeri içinde 5 yıl İsrail'de görev yaptı.

PRO-AKTİF BARIŞ DİPLOMASİSİ
Davutoğlu sözlerine 3 Kasım 2002'den itibaren hükümetin dış politikasının iki ilkesini açıklayarak başladı:

'Türkiye, bütün konularda Ortadoğu'yu tamamen kuşatan politikalar izliyor, bundan hiç vazgeçmedi. Bütün taraflarla açık bir ilişki peşinde, kanalları hiç kapatmadı. Biz artık pro-aktif barış diplomasisi uyguluyoruz. Buna devam edeceğiz.'

Bu ilkeleri açıklarken eskiye dönük şöyle bir eleştirel gönderme de yaptı Davutoğlu:
'Kriz çıkınca Ankara'dan 'kınıyoruz', 'tarafları barışa davet ediyoruz' gibi cümlelerle tarafsızlık görüntüsü vermeye çalışan ürkek siyaset devri bitmiştir.'

ORTADOĞU'DA AKTİF POLİTİKA BİZİ AVRUPA'YA YAKLAŞTIRIR
Davutoğlu, 'Söylendiği gibi Türkiye, radikal kanadın yanında olsaydı diplomatik görüşmeler içinde bugünkü gibi rol oynayamazdı' dedi. Davutoğlu'nun cümleleri içinde 2009 ve sonrası için 'Gelecekte Irak'la ilgili sıkıntılar yaşayacağız' uyarısı yer aldı.

'Türkiye eksen mi değiştiriyor?, Batı'dan Ortadoğu'ya mı kayıyor?' sorularını ve Batı basınından gelen eleştirileri şöyle yanıtladı: 'Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Ortadoğu Avrupa'nın alternatifi mi? Tam tersine Ortadoğu'daki aktif diplomasi bizi Avrupa'ya yaklaştırır.'

Davutoğlu daha sonra analitik bir değerlendirme yaptı:

'Ülkeler, izledikleri dış politika bakımından dörde ayrılır. Zorunluluklar ülkesi, öncelikler ülkesi, entegre dış politika ülkesi ve küresel strateji uygulayan ülkeler. Türkiye öncelikler kategorisinden entegre dış politika izleyen ülkeler kategorisine sıçramaya çalışıyor. Paradigma değişikliğimiz budur.'

ALINGANLIĞININ SEBEBİ İLKESEL
Ahmet Davutoğlu'nun bütün konuşmasının ana fikri Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e olan öfkesinin arka planını yansıtıyordu.


'Olmert'in Başbakanımızla görüştüğü o bir hafta içinde biz İsrail-Suriye arasındaki doğrudan görüşmelere çok yaklaşmıştık. Birkaç gün içinde sonuç alabilecek noktaya gelmiştik. Olmert'le beş saat boyunca bunlar görüşülmüştü. Hava olumluydu. Evet o gün Gazze'yi konuştular. Başbakanımız konuyu açtı. Süreç böyle ilerlerken Lübnan'da ya da Gazze'de bir hareket istemiyoruz demişti. Lübnan'dan kasıt Suriye, Gazze'den kasıt İsrail'di' diye anlattı. Şöyle devam etti:

'Başbakanımızın alınganlığının sebebi ilkesel. İsrail'e karşı ilkesel, insani değerleri savunuyor. O çocuk cinayetleri karşısında Türkiye gibi bir ülke sessiz kalamaz. Bölgede etkinlik peşinde koşan büyük bir ülkenin lideri olarak etnik veya dini herhangi bir fark gözetmeksizin o saldırılara karşı çıkar.'

GÖRÜŞMENİN KRİTİK 15 DAKİKASI
Ahmet Davutoğlu, Erdoğan-Olmert görüşmesinin 15 dakikalık kritik bölümünü de şöyle anlattı:

'Başbakanımız bölge barışı açısından endişelerini dile getirdi. 'Devreye girelim' dedi. 'Mısır'a saygılıyız ama biz de yardımcı olalım. Çözüm alınması için bu gerekli görünüyor' diye devam etti. Biz bu işi Mısır'la yürüteceğiz ama gidince konuşayım, size döneyim dedi. Dönüşü Gazze saldırılarıyla oldu. Başbakanımızın kişiliğini biliyorsunuz. Buna çok tepki gösterdi. Kriz patladıktan sonra Olmert görüşmek istedi. Başbakanımız 'Ateşkes görüşecekse tamam, o gelip resim vermek istiyorsa olmaz' dedi.'

TÜRKİYE OLMASAYDI ÇİFT YÖNLÜ ATEŞKES SAĞLANAMAZDI
Davutoğlu burada Hamas'ı içermeyen hiçbir barış planının geçerli olmayacağı tezini ve Hamas'la güven ilişkisi içinde bulunan tek ülkenin Türkiye olduğu iddiasını birkaç kez tekrarladı. 'Hamas olmadan çözüm bulunamayacağını herkes biliyordu, bütün Batı dahil.' Şöyle devam etti:
'Hamas, İsrail'in tek yanlı ateşkesinden sonra üç senaryo ile karşı karşıyaydı. Ateşkesi reddederek roket atacaktı. Sessiz kalacaktı. Ya da ateşkesi kabul edecekti.'

Davutoğlu'na göre ateşkesin Hamas tarafından da ilan edilmesinde Türkiye'nin rolü büyük.
Bazı gazeteci arkadaşlar bu konuda ortaya çıkan görüntüden duydukları rahatsızlıkları da Davutoğlu'na aktardılar. Davutoğlu'nun yanıtı, 'Kimseye düşman değiliz, kimseyle de mutlak müttefik değiliz. Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda ilişkiler geliştiriyoruz' oldu.

MISIR'LA CENTİLMENLİK ANLAŞMASI
Sohbetin genel havasından Gazze olaylarıyla birlikte İran'ın devre dışı kaldığı sonucu ortaya çıkıyor. Bu konu önemli. Mısır-Türkiye rekabeti çerçevesinde de şu bilgi çok ilginç: 'Mısır'la yaptığımız centilmenlik anlaşmasında dedik ki; biz prestij peşinde değiliz. Biz Mısır'dan rol çalmak peşinde değiliz. İş yapalım, sonuç alalım, kan dökülmesin. Ateşkesin geciktiği her gün 200 cana maloluyor.'

TÜRKİYE'DEYKEN OLMERT OPERASYONDAN HABERSİZ MİYDİ?
Daha sonra Feridun Sinirlioğlu'nu dinledik. Konunun İsrail boyutuna ve Ankara-Tel Aviv ilişkilerine ilişkin çok çarpıcı bir iddiayı ortaya koydu:
'Karşılıklı alınganlıklar var. Dikkat edin, İsrail Türkiye'den gelen eleştirilere hiç tepki vermedi. Yaptıkları hatanın mahcubiyeti var. 5 gün sonra operasyon yapacak bir İsrail Başbakanı Türkiye'ye gelmez. Şahsi kanaatim: Olmert, Başbakan Erdoğan'la görüşmeye geldiğinde Gazze operasyonundan haberdar değildi. Olmert geldiğinde İsrail'de Güvenlik Kabinesi'nde onaylanmış bir karar yoktu bence.'