Balun: Köy Enstitüleri kapatılmamalıydı

Balun: Köy Enstitüleri kapatılmamalıydı

16 Mart Öğretmen Okullarının kuruluşuyla ilgili bir açıklama yapan Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Şükrü Balun, ülkemizde kurulan öğretmenler okullarının içinde Köy Enstitülerinin yerinin önemli olduğunu belirtti

Balun, “Cumhuriyetimizin ve Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucuları olan; Mustafa Necati, Saffet Arıkan, Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç gibi Cumhuriyetin devrimci eğitim önderlerinin başlattığı atılım ve aydınlanma hareketi, genç cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu teknik bilgi ve donanıma sahip öğretmenlerin yetiştirilmesini sağlamıştır. Bunun en özgün örneği ise 1940-1954 yılları arasında Köy Enstitüleri olmuştur. Özgün söyleşiyle Köy Enstitüleri; Anadolu köylüsünü, dogmatik uykusundan uyandırarak bağımsızlaştırma ve özgürleştirme eylemidir. Burada Ulu Önder Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”sözü rehber olarak yaşama geçirilmiştir. Her türden gericiliğe ve bağnazlığa, içerden ve dışarıdan gelebilecek olan emperyalist saldırılara karşı, tam bağımsızlık fikrini bilince geçiren Köy Enstitüleri, Anadolu köylüsünün üzerine bir ışık gibi doğmuştur. Köy Enstitüleri, Kaf Dağı’nın arkası kadar uzak olan eğitimin, köylünün ayağına getirilişidir” dedi.

KÖY ENSTİTÜLERİ GİBİ OKULLARIN KAPATILMASI YANLIŞTI

Köy Enstitüleri gibi okulların kapatılmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Şükrü Balun, bu konu da şunları söyledi: “Ne yazık ki, adı demokrat olan bir parti bu okulları 1954 yılında değişik gerekçeler göstererek kapatmıştır. Köy Enstitülerinin kapatılması aynı zamanda ilerici, devrimci ve cumhuriyetçi anlayışa karşı atılan ilk adımdır. Bu da ülkede var olan, Atatürk devrimlerini içine sindiremeyen, gericilerin ve emperyalistlerin karşı devrimci sürecini başlatmıştır. 1970-1971 Yılında ilk öğretmen okullarının süresi 7 yıla çıkarılmış, 1974 yılında da öğretmen okullarının bir kısmı iki yıllık eğitim enstitülerine dönüştürülmüştür. Bir kısmı kapatılmış, bir kısmının da programı liselere göre değiştirilerek öğretmen liseleri haline getirilmiştir. Öğretmen Liselerinin öğretmen yetiştirmeyle hiç bir ilgisi kalmamış ve böylece öğretmen kaynağı kökünden kurutulmuştur. 1976 yılında  sayıları elliyi bulan eğitim enstitüleri en düşük puanları alan öğrencilerin başvurduğu yer haline gelmiştir. 1970 yıllarda uygulanan mektupla öğretmen yetiştirme uygulaması ise öğretmenlik açısından tarihimizin en büyük yanılgılarından biri olmuştur.  1982 yılından itibaren ise 41 sayılı kararnameyle öğretmen yetiştiren kurumlar üniversitelere bağlanmış ve Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Öğretmen Okulları Genel Müdürlüğü kaldırılmıştır.  Bu okulların bağlı olduğu ve adında milli sözcüğü olan Milli Eğitim Bakanlığı, bugün de olduğu gibi milli niteliğinden uzaklaşmış, sanki siyasi partilerin elindeki bir KİT’e dönüşmüştür. Başta öğretmen okullarından mezun olanlar, olmak üzere ülkenin gelişmesine, aydınlanmasına hizmet eden tüm öğretmenleri saygıyla anıyor, Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen yetiştirme politikalarını çağın gereklerini de dikkate alarak yeniden düzenlenmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.