Bahçeli'nin 7 yıl 7 ay 19 gün hesabı

Bahçeli'nin 7 yıl 7 ay 19 gün hesabı

MHP lideri Devlet Bahçeli grup toplantısı konuşması

Grup toplantısına partililerine seslenen MHP lideri Devlet Bahçeli Başbakan Erdoğan'la görüşebileceklerini ancak şartlarının olduğunu anlattı. Başbakan'ın açılım konusundaki pişmanlığını dile getirmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, Ak Parti ile ilgili ilginç bir süre hesabında bulundu.

İşte Bahçeli'nin açıklamalarının satır başları:
Bugün itibariyle tek başına iktidar olmayı yakalan AK Parti'nin 7 yıl yedi ay 19 gün geri kalmıştır. Bu süre içinde açlık ve teröre mahkum edilen milletimizin hükümetimizin ısrarla sürdürdüğü bölünme çabaları Türkiye'yi karanlık bir eşiğe getirmiştir.

Bu süre içinde açlık ve teröre mahkum edilen milletimiz, AKP Hükümetinin ısrarla sürdürdüğü bölünme çabalarıyla karanlık bir eşiğe getirmiştir.

Cumhurbaşkanı Gül'ün, "Çok güzel olacak" sözlerinin üzerinden 14 ay geçmiştir.

Başbakan Erdoğan'ın 23 Temmuz 2009 tarihinde "İster Kürt sorunu deyin ister Güney Doğu sorunu deyin, ister Kürt açılımı deyin" sözlerini safetmesinin üzerinde başlatılan yıkım

çalışmalarının üzerinden 11 ay geçmiştir.

İçişleri Bakanı Talay'ın 12 kötü adamla yaptığı görüşmeden 10 ay geçti.

Habur'dan yapılan girişlerin üzerinden ise 8 ay geçti.

Bugün gelinen noktada terör topluma yayılmıştır. Siyasette haklı çıkmakla öngörülerde bulunmak arasında ciddi bir bağ var. Biz bu olumsuz gelişmelerin yaşanacağını 6 Ocak 2009 yılında söylemiştik. Uluslararası baskı ile sorunun çözülmesi isteğini açıklamıştık.

İlk etapta teröristlere af isteneceğini söylemiştik. Ve maalesef hükümet açılım girdabının içine çekilmiştir. O dönemde bizden istenenler vardı:

Korucuların kaldırılmasını mı, etnik dile dayalı eğitimin sağlanmasını mı, Barzani taleplerini kabullenmemizi mi istediniz?

Başbakan'a göre kandırılmış masum çocuklar, Barzani ve Talabani amcaları el ele vereceklerdi. Çıktıkları dağlarda ellerindeki silahları bırakarak kendiliğinden teslim olacaklardır beklentisi vardı. Teröristker artık Botan çayında yüzmek, Munzur Dağları'nda çiçek toplayacaklardı. Bütün istekler buydu. O günlerde bize de ihtiyaçları yoktu diyordu. Yalvaracak halleri de yoktu. Bu yola da baş koymuşlardı. Başbakan'ın o dönemdeki muhatabı da belliydi. Başbakan kimlerle pazarlık yapacağını belli ediyordu. Başbakan ne pahasına olursa olsun bunu başaracağız diyordu.

Teröristin ardın gözyaşı döktüler. Toplananlar maalesef kardelenler değildi, toplananlar şehitlerimizin cansız bedenleri olmuştur. Oluk oluk akan kan barışa değil şehaadete ulaşmış evlatlarımızın kanı oldu.

HANİ ANALAR AĞLAMAYACAKTI
Artık analar ağlamayacak, evlatlar ağlamayacak, terörist teslim olacak ve silahlarını bırakacaktır deniliyordu. Söylenenler bunlardı. Burdan vicdan sahibi herkese soruyorum: Bunlardan hangisine ulaşılmıştır. Terör, şehit ve gaziden başka geriye ne kalmıştır. Hükümet açılım yıkımını başlatırken, kan akımını şehit annelerinin göz yaşlarını teröristlerle pazarlık yaparak mı sağlayacaksınız?

Daha önceki gurup toplantımızda, ikinci ve ya diğer dillerin eğitime sokulması halinde tek milletin nasıl sağlanacağını, tek devlet yapısının nasıl korunacağını, tek bayrağın nasıl dalgalanacağını da sorduk. Böyle bir çözülmenin başlaması halinde milleti bir arada tutan milli duyguların yok olacağını söylemiştik.

Caniyle şehit aynı kefeye konuldu. Sanatçılarla, gazetecilerle toplantılar yapıldı. MHP'ye yönelik iftiralar yapıldığını hepiniz biliyorsunuz. Terör artarken Başbakan Erdoğan maazeretlerle bugüne kadar gelmiştir. Terörün ve bölücülüğün bu seviye ulaşmasında Başbakan'ın rolü büyüktür. Başbakan'la birlikte bu suça iştirak edenleri de aynı sonu yaşayacak ve hesap vereceklerdir.

Biz bu gidişatın milletimizi çatışma ortamına çekeceğini söylerken onlar demokrasi getireceğini savunuyorlardı. Biz kimlikleri kaşımanın birliği bozacağını söylerken onlar 36 kimliğin varlığından ısrarla bahsediyorlardı.

KANDİL2E GİR DİYORUZ BARZANİ'YE AĞABEY DİYOR
Biz bunun devleti yıkıma götüreceğini söylerken onlar daha güçlü bir Türkiye şarkısı tutturdular. Biz Kandil'e hareket yapmadan PKK'yı bitiremezsiniz derken onlar Barzani'ye ağabey diyor. Keşke bu olaylar yaşanmadan bu yolun yanlış olduğu anlaşılsaydı. Keşke gözyaşları akmasaydı. Bugün kimse ucuz bir özürle bunca kayıpların vebalinden kurtulamaz.

İhanet provalarını demokratlaşma diye görmezden mi geleceğiz. Partimizle görüşme çabası beyhude bir çabadır. bizi terör örgütünü aynı safta göstermeyi sineye mi çekeceğiz. Bu ihaneti bu millet asla affetmez.

Milletin varlığı bizim siyasi varlığımızdan çok daha önemlidir. 7 yılda sıfır PKK sorunu varken bugün gelinen noktada 90'lı yıllardaki çatışma seviyelerine ulaşmasının tek sorumlusu AKP'dir.

Biz bize yapılanları bir yere not ettik. Yeri geldiğinde bunları açacağız. Buradan sesleniyorum; eğer başbakan terörü azdırdım, Türk milli kimliğine bağlı olduğunu açıklarsa, her zor durumda ABD'ye sığınacağını ve Kandil'e gidip terörü yok edeceğini, şehide kelle dediği için özür dileyecekse bizimle görüşmesinde bir sıkıntı yok. Bizim görüşme şartlarımız bunlardır.

Ama Başbakan bu yıkım sürecine bizim partimizi de alet etmeye devam edecekse, bir yandan bizimle görüşmek istediğini söyleyip bir yandan da yalan söyleyecekse bu karanlık yollarda ve ilişkilerde MHP asla olmayacaktır.

Başbakan Edoğan ve İmralı canisinin başa baş yarıştığı sürecin başlıkları şunlardır:

Milli kimliğin adım adım tahrip edilmesidir. Milli Kimliğin değerlerini yok etmek. Sorunu milli güçlerle çözmek yerine Irak'ı işkal etmiş güçlere bel bağlamasıdır.

Temennimiz AKP hükümetin açılım sürecinden derhal vazgeçmelidirler. AKP'ye oy vermiş ama pişman olmuş vatandaşlarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır.

Türkiye'yi yıkıma götüren bölücü odakların oyunlarını bozmak boynumuzun borcudur. MHP bunun içindir bundan sonra da var olacaktır.

PKK sorununu ortadan kaldıracak kimse Türkiye'nin kendi gücüdür.
Yıllardır üçlü mekanizma oyunuyla bu süreci geçiştiren hükümet Kandil Dağı'nın bir üs olarak kullanılmasını engelleyememiştir. Bu bölgeye kapsamlı kara harekatı yapılamamıştır. ABD Türkiye'yi Irak'ta uzak tutan bütün stratejileri izlemiştir. Yapılacak iş basittir. Türkiye başka ülkelerin icazetine bırakarak bu sorunu çözemez. 3'lü mekanizma ve istihbarat paylaşımı denilen oyunlarla bu şekilde sürdürülemez. Öncelikle diplomatik ilişkiler düşürülmeli ve ekonomik baskı uygulanmalıdır. Yaptırım şiddetinin artacağa bildirilmeli gerekirse askeri müdahale yapılmalıdır.

kim dost kim düşman belli değil diyerek mi terörü bitireceklerdir. Başbakan'ın başlattığı yeni arayış manidardır. Aşiret resini aklamaya çalışıyor. Son haftadaki sözlerde bizim askerle yapamadığımızı Peşmerge'deyle yapılacağını beklemenin yanlış olacağı açıklamaları unutulmamalı.

NATO'nun özellikle son yıllardaki konsept değişikliğiyle terör örgütleriyle mücadele ettiği görülmektedir.

Bölücü terör Irak'ta konuşlanmasına rağmen saldırılarını Türkiye'ye yapmaktadır. Kandil temizlenene kadar Irak'ta güvenlik bölgesi oluşturulmalıdır.

Terör örgütüne destek veren ülkeler arasında NATO üyesi ülkeleri de vardır. Başbakan gerçekten NATO gücünü kullanmaya niyetliyse bu ülkelerin PKK'ya desteğini kesmelerini sağlamalıdır.

Karnından konuşmayan bir hükümet olsun. Türk askerlerinin yapamadığını yabancı askerler mi yapacak.

Başbakan'ın yaptığı açıklamalarda anlaşılmaktadır ki bu bölgeye kara harekatı şarttır. Tarihe kendine verilmiş yetkileri kullanmayan bir başbakan olarak geçmektedir. İsrail'e kafa tutarken el altında gizli görüşmeler ortaya çıkmıştır. 2 bin 787 günden beri başba başkentlere eksen kayıyor.