Baharda çiçek tarlalarına yolculuk

Baharda çiçek tarlalarına yolculuk

Şehrin dağdağasından kurtulup baharı solumak isteyenler için bir yazı...

Zeki OĞUZ

 

Bugün l9 Mayıs, tarihi bir gün. Bahar aylarının da deli dolu yaşandığı birgün. Elbette şehrin dağdağasından kurtulup baharı solumak isteyenler için. Özellikle amatör fotoğrafçılar için bulunmaz fırsatlar sunar bu aylar. Hele makro çekimler yapmanın keyfine doyulmaz. Hele hava biraz çisentili ise yağmur tanecikleri çiçeklerin üzerinde harika görüntüler oluşturur.

 

Benim için çiçeklerin mevsimi şubat ayının ortalarında başlar. Nisan ayının ilk haftalarına kadar toroslarda çiğdemden navruza onlarca çiçek açar. Eriyen karların peşi sıra çıkar kaybolur bu çiçekler. O kadar uzağa gitmeyi göze alamayanlar şehrimizin yakın çevresindeki dağlarda da bulabilirler bu çiçekleri. Ağlayan Çal, Gevele, biraz uzakta Loras bu güzelim çiçeklere ev sahipliği yaparlar.

 

Çiçeklere yolculuk için güzel bir güzergâhta şehrimizden Akşehir e kadar uzanan Sultandağlarının etekleridir ama zor bir güzergâhtır.

 

Mayıs ayının ortalarından sonuna kadar tek seçeneğim vardır çiçek tarlalarına yolculukta. Kızılörenden Beyşehir e kadar her taraf çiçek tarlalarıdır. Beyşehir Gölü ve çevresi, Yeşildağın Deliktaş yaylası bulunmaz yerlerdir. Bir fotoğrafçı için çiçekleri çekmek güzeldir de bir çiftçinin bunları güzel görmesi zor. Aslında ekin tarlalarının baş belalarıdır o çiçekler.

Yine de doğanın bize sunduğu güzellikler olarak görüyorum çiçekleri. Kim etkilenmez bembeyaz bir papatya topluluğundan. Rüzgârın önünde ığranan bir allı gelinden. Kimi yörelerimizde gelinciğe allıgelin derler.                                                                                                                                            

 

Beyşehir yolu ve Beyşehir Gölünün çevresi her mevsim güzeldir ama bu bahar aylarında bir başka güzel olur oralar. Oralarda yaşayanları şanslı bulurum başka yerlerdeki şanssızları düşününce. Ovada haziranın ortasında kavrulur bozkır. Değil çiçek görmek yeşil ot bile görünmez olur. İşin aslına bakılırsa bizim ova insanlarının çiçeği ve ağacı da sevdikleri pek söylenemez.

 

Altunapa barajının bitiminden itibaren başlayan vadide fotoğrafçılara harika güzellikler sunar. Başarakavak tan yaylalara giden vadi olsun, Başarakavak sapağından Derbent tarafına giden yol olsun benim vazgeçilmez güzergâhlarımdır. Böyle bir bahar günü havada azıcık

Çisentili olursa yolculuğun keyfine doyum olmaz.         

 

Yaşamın bütün zorluklarından sorunlarından habersiz çocuklar da birer çiçektir benim gözümde. Kimi zaman onlara rastlarız yol boylarında. Başlarına papatyalardan çelenk yapıp başlarına takarlar. Öylede güzel yakışırki onlara.

 

Çocukluk yıllarında yaşlı bir ramazan davulcumuz vardı. Yedi düvelle barışık derler ya işte öyle bir insandı. Bir gazyağı tenekesini boynuna asar ev ev gezerdi. Hiçbir evi atlamaz pencereyi tıkırdatır mutlaka bir çiçek ismiyle seslenirdi evin hanımına. Nergis, sünbül, lale, gelincik, çiğdem onca güzel isim ne güzel yakışırdı onun diline. Hiçbir ev onu boş göndermez, evde pişen şeylerden mutlaka ona da ayırırlardı. Bizim çiçek güzelliğinde geleneklerimizden biriydi bu da.

 

Şehrimizde amatör fotoğrafçılık hayli yaygınlaştı. Değişik guruplar, dernekler oluştu. Zaman zaman fotoğraf gezileri düzenliyorlar ama doğru zamanda doğru yere gittiklerini pek göremedim. Günümüzün doğru güzergâhı yukarda anlattığım yerler. Görüntü avcılarına, doğa ve tarih tutkunlarına iyi geziler.